Kitap Hırsızları

Bir kitap çıktı diyeler, üç gün sonra duymayalar

Hakan Gün­day bugüne kadar okuruna ulaşmış üç ki­tabı için böyle diyor. Övgülerle taçlandırı­lan Kinyas ve Kayra, pekçok kimsenin ge­çen senenin en iyi romanı olarak gördüğü Zargana'dan sonra ye­ni çıkan Piç adlı kita­bında da alışılmışın dışında bir hikaye an­latıyor Günday.

Ernest Hemingway’in romanından uyarlanan ve Sam Wood’un yönettiği 1943 tarihli Çanlar Kimin İçin Çalıyor (For Whom the Bell Tolls) filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen oyuncunun bir de Altın Küre ödülü var. Akim Tamiroff ayrıca İstanbul’da çekilen Topkapı (1964), bir Jean-Luc Godard klasiği olan Alphaville (1965) ve bir Orson Welles filmi olan Touch Of Evil’da (1958) da rol almıştı.

Sciencetology inancının mimarı, Battlefield Earth adlı bilimkurgu serisinin pek ünlü yazarı L. Ron Hubard’ın 10 kitaptan oluşan Mission Earth serisinin ikinci kitabı Black Genesis'in kapağında Türkiye’nin olması, ülkemizin bu “uçuk” macerada önemli bir rol üstlenmesinden kaynaklanıyor.

Kurosawa'dan Mankiewicz'e, "Ben Hur"un ihtişamından "Kleopatra" bozgununa, büyülü fenerin epikle dostluğu; Fransız Devrimi'nden İspanyol İç Savaşı'na belleğimizdeki tarihsel olayların sinemada bulduğu yankı, bu önemli eseri temel bir başvuru kaynağına dönüştürüyor

Fantastik kurgu edebiyatı içinde yer alan kılıç ve büyü segmentinin bugünkü en önemli yazarlarından olan Robert Anthony Salvatore’nin, ya da daha bilinen imzasıyla R.A. Salvatore’nin kaderine de böyle büyük bir yazarın müdahalesi olmuş.

10 Mayıs 1933’de Berlin’in Openplatz meydanında toplanmış Nazi gençleri ideolojileriyle bağdaşmayan 20.000 kitabı hastalıklı bir coşkuyla yakıyorlardı. Onları gelecekte, çoğu fırınlarda yakılan 6 milyon Yahudi’nin ve sakatından eşcinseline daha nice insanın vebali altında bırakacak olan da aynı coşkuydu. Sadece Naziler mi, Romalılar da kitapları önce Hıristiyanlığı yaydıkları için, sonra da Hıristiyanlıkla bağdaşmadıkları için yaktılar. Tarih, din ya da ideolojiler yüzünden gerçekleşen pek çok kitap yakma vakasıyla dolu.

Andrej Nikolaidis, Karadağ’ın en tanınır kalemlerinden; 2011’de Sin adlı romanıyla Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü kazanan Nikolaidis, ayrıca bölgenin demokratikleşmesi sürecinde de önemli bir rol oynamış. Ülkemizde pek bilinmeyen yazarın Türkçe’deki ilk romanı Kıyamet, kısa bir sürede ikinci baskısını yaptı. Adriyatik kıyısındaki Ulcinj’de işlenen bir cinayetin izini süren Kıyamet, kağıt üzerinde polisiye gibi görünse de, aslında polisiye bir vakayla açılan hikayesini üç kanala yayan baba-oğul karmaşası üzerine kurulu edebi açıdan oldukça doyurucu bir yapıt.

Sinema tarihinde Alfred Hitchcock kadar ilgi uyandıran başka bir yönetmen daha olmamıştır. Sosyolojiden psikanalitik okumalara, feminist yorumlardan siyasi açılımlara, her üretimi derin analizlere tabi tutulan yönetmen, verdiği söyleşilerde gösterdiği performansla da diğer yaratıcılardan ayrıksı bir yere sahiptir.

Spor gazeteciliğine lisede tuttuğu defterlerle başlayan Tezcan, profesyonel anlamda kariyerine Spor&Spor dergisinde başladı. Sonraki yıllarda Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Radikal ve Fanatik gazetelerinde çalışan Tezcan uzun bir ara verdiği yazarlığa Ege Görgün’ün yönetiminde çıkan Goal dergisinde başlamıştı.

Son dönem yönetmenleri; Coen'ler, Spike Lee ya da Tarantino'da (olası tazminat davalarından çekinildiği için olsa gerek) anlatımın yumuşadığı eserde, özellikle 60'lara kadar olan dönemi kapsayan iddialar doğrusu yenir tutulur gibi değil. Buna karşın, "Gizli Hayatlar"ın, yönetmenlere sinemasal bir perspektiften bakılması gerektiğini düşünen okura yönelik olmadığının altını çizmek gerekiyor.

Gerekli Şeyler Yayıncılık, Ed Brubaker’ın yazıp farklı ressamların resimlediği bu 14 sayıyı iki ciltte biraraya getirirerek çizgi roman severlerle buluşturdular.
Ad