
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
21 May
Can Dostum, Fransa’da gösterime çıkmasının ardından 9 hafta sonra tüm zamanların en çok seyredilen ikinci Fransız filmi olmuştu bile. Benim gittiğim sabah seansının doluluk oranına bakılırsa, filmin bizde de ilgi gördüğü kesin.
20 May
Eski defterleri karıştırınca bu Altın Portakal izlenim yazısını buldum… Yıl 2005 ve festivali o zamanki “Antalya iktidarı” yapıyor. Yabancı konuklar arasında Woody Harrelson, Michael Madsen, John Irwin (Hamburger Tepesi’nin yönetmeni), David Carradine ve Kim Ki-Duk var. Cannes gibi bir ortam yani. Ancak bu ortamı yaratabilmek için harcanan rakamlar da dudak uçuklatan cinsten olduğu sonradan ortaya çıkıyor. O zamandan açılan borç hala kapatılabilmiş midir bilmiyorum. Ve yeni dönemde benimsenen “bedavaya getirme” stratejisinin nedeni o Lale Devri usülü festivaller midir… Onu da bilmiyorum.
42. Antalya Altın Portakal Film Festivali geride konuşulacak çok şey bıraktı. Bir hafta boyunca “sinema yazarı vazife bilinciyle” bolca film izledim. Ama bunun yanı sıra pek çok olaya şahit, pek çok dedikoduya da kulak misafiri oldum. İşin en güzel yanı ise ancak filmlerinden tanıdığım bir sürü ünlüyle sohbet imkanı buldum.
14 May
Bugüne dek Edgar Allan Poe’nun öykülerinden esinlenen sayısız film yapıldı. Bu Poe’nun, belli bir oranda popülerlik kazansa da zamanında değeri çok da anlaşılmayan eserlerinin önemini ortaya koymaya yetiyor. Ancak iş Edgar Allan Poe’nun kahramanı olduğu bir film bulmaya gelince durum değişiyor.
22 Nis

Uzun kuleleri birkaç fersah öteden görülebilen kentin dev kapılarından içeri girerken başıma gelecekler hakkında hiçbir fikrim yoktu. Kötü talih bana geceyi uçsuz bucaksız çölün ortasında yükselen ne idüğü belirsiz bu kentte geçirmekten başka bir seçenek bırakmamıştı. Atım yorgunluğa, sıcağa, açlığa ve susuzluğa daha fazla dayanamayıp ölünce, yol arkadaşımın beni yalnız bıraktığı yer ile kent arasındaki bir günlük mesafeyi yürüyerek katetmek zorunda kalmıştım. Bu berbat şartlara rağmen iradem pes etmiyordu, hala ayaktaydım belki ama, irademe göre daha isyankâr olan bedenim o kendine has zalim üslubuyla halinden hiç memnun olmadığını hatırlatıp duruyordu bana. Ben Darek, bu isyanı bastırmalıydım.
17 Nis
Aile filmleri döneminin vampları, entrikacıları, kaynanaları, üvey anaları ve mamaları…
Bugüne kadar Türk sineması üzerine yazılan kitaplarda “kadın” konusu sıkça işlenmiş gibi görünse de konunun hep belli bir çerçevede kaldığı açık. Kenarları cinsel ve toplumsal çıkarımlardan oluşan bu çerçevede bir sorun yok aslında. Sorun merkezde hep hikayenin ana kadın karakterinin yer alması. Hal böyle olunca da yıllarca benzer yardımcı rolleri üstlenmek zorunda kalan karakter oyuncusu kadınların durumu fazlaca gözden kaçmış bir konu olarak çıkıyor karşımıza. Oysa bu kadın oyuncular yıllarca benzer yan rolleri oynasalar da, gerek yeteneklerini gerekse de fiziklerini kullanarak öyle etkileyici performanslar ortaya koymuşlardır ki, toplumsal hafıza onları ikonografik şöhretler olarak kaydetmiştir. Çoğu zaman başrol oyuncularına bile nasip olmayan bir ayrıcalıktır bu.
16 Nis
Şahane Misafir’in yönetmeni Ferzan Özpetek‘in urumunu ben biraz da milli takım tercihini Almanya’dan yana kullanan Mesut Özil’inkine benzetiyorum. Özpetek, Türk sineması yerine İtalyan sineması içinde varolma tercihini devam ettiriyor ve kimbilir belki de iyi yapıyor. İnsanların tercihlerini yargılamak bize düşmez. Yeteneklerini farklı alanlarda sergiliyor olsalar da, kalite anlamında da Mesut Özil’le Ferzan Özpetek arasında paralellik var bana kalırsa. İkisi de misak-ı milli sınırlar içindeki meslektaşlarının çoğundan daha kaliteli bir üretim ortaya koyuyorlar.
10 Nis
Ali Vatansever’in senarist-yönetmenliğini yaptığı ve 45. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Senaryo Geliştirme Ödülü alan El Yazısı’nın hikayesi cennetten bir parçaymış izlenimi veren bir kasabada geçiyor. Göynük’ün doğal ve mimari güzelliği filmin görselliğini de etkiliyor ve bu etki görüntü yönetmeni Ali Olcay Gözkaya’nın marifetleriyle birleşince ortaya sinematografik açıdan iyi kotarılmış bir film çıkıyor.
7 Nis
Büyük bir tanıtımın ardından vizyona çıkan Fetih 1453 akla 50 yıl önce çekilmesi gündeme gelen bir diğer dev bütçeli fetih filmini getiriyor: Kara Melek.
2 Nis
Sosyal ve ailevi hayat kadın ve erkeği ne kadar bir araya getirirse getirsin, kendi aralarında toplanma fırsatı bulan erkeklerin çabucak oluşturabildiği, karşı cinse kapalı, kendine has kodları olan gizli bir dünyası vardır. Bu maço dünyasının geyik muhabbetli eğlenceli kısmını filmleri aracılığıyla en ustalıkla beyaz perdeye aktaran Guy Ritchie’dir. Aynı dünyanın daha sert, daha acımasız, daha hüzünlü bir yüzü daha vardır. Erkekler arası kodların çeşitli karakter zafiyetleri yüzünden hiçe sayılabildiğini karamsar, umudu kıt bir dünyadır bu. İyilerin her zaman kazanmadığını görürüz o dünyada ki, bu gerçeği sergilemek aynı zamanda Hollywood gişe filmleri kriterlerine göre de en büyük günahlardandır.
31 Mar
Siyahlı Kadın beyazperdeye Susan Hill’in 1983 tarihli romanından uyarlansa da, açıkça kökleri 18. yüzyıla dek inen gotik edebiyatını temsil ediyor. Zaten hikaye de bu janrın büyük yazarı Edgar A. Poe’nun pek çok eserinde ya da Bram Stoker’ın Dracula’sında olduğu gibi Viktoryen dönemde geçiyor ve genç bir adamın evinden uzakta izole bir lokasyona gelmesiyle başlıyor.
Son Yorumlar