
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
12 Ağu
Alison Bechdel’in Cenaze Evi Şenlik Evi: Bir Aile Trajikomedisi (Fun Home: A Family Tragicomic) adlı kitabını okuyorum. Yazarın çocukluğunu ve çoklukla da babasını anlattığı bu otobiyografik çizgi roman pek çok ülkede yayınlandığı gibi, Time tarafından 2006’nın en iyi kitaplarından biri seçilmiş, The Guardian tarafından Mutlaka Okunması Gereken 1000 Roman listesine alınmış, Eisner Ödülleri’ne 2 dalda aday olmuş ve çeşitli edebiyat ödülleriyle taçlandırılmıştı.
21 Haz

Bal, kaymak, muz, ceviz… Küçüklüğümden kalan bir tat. Bir tat, bir lezzet mi yalnızca? Sıcacık bir anı. Şimdi hayatta olmayan babacığımın içinde olduğu küçücük bir anı. Ben de küçücüğüm o anıda. Annesiyle babasıyla akşam yemeğine çıkmış küçük bir çocuk…
20 Haz
Öncelikle kusura bakmayın çünkü yukarıdaki fotoğraf iptidai şartlarda çekildi. Cep telefonuyla çektiğim düşünülürse, burada “iptidai” sözcüğünün kullanılması durumu biraz ironikleştiriyor aslında. Baksanıza daha 30 sene önce bilimkurgusal bir buluş sayılabilecek bir eylem, daha bugünden iptidaileşmiş… )Yine laf aldı başını gidiyor, mevzudan fersah fersah uzaklaşmak üzereyiz. Haydi tornistan!) Gördüğünüz çizim Taksim’de gezdiğim Filateli’de Sinema ve Sinemanın Büyüsü sergisinde karşıma çıktı. Sergilenen onlarca harikanın içinde beni en çok bu parça etkiledi. Karşısında tam anlamıyla bir beş dakika donakaldım. Aklıma sürüsüne bereket düşünce hücum etti, yüreğime bardaktan boşanırcasına duygu yağdı bu resme bakarken.
24 May
“Bunlar benim değersiz olduğunu düşündüğüm şeyler hep: sömürünün ve işgalin simgesi olan patronaj, monarşiye riayet ve Britanya Krallığı.”
Ken Loach (Britanya Krallığı’nın verdiği en yüksek şövalyelik nişanı olan OBM’i reddettikten sonra bir radyo röportajında…)
Hayatın anlamını basittir. Ne anlıyorsanız, ne kadar anlıyorsunuz o! Hayat fena halde futbola benzediği için, aynısını futbol için de söyleyebiliriz pekâla. Looking For Eric’in (Hayata Çalım At) yönetmeni Ken Loach da belli ki bizimle aynı fikirde.
23 May
Öykülerinizi tersninja@gmail.com adresine yollayabilirsiniz. Çok uzun olmamaları, daha önce bir kitapta yayınlanmamış olmaları dışında öne süreceğimiz bir şart aklımıza gelmiyor. Gerisi öyküyü değerlendirecek yayın kurulumuza kalmış.
4 May
Düzenli olarak takip ettiğim bir gazete olmadığını temcit pilavı gibi tekrar edip duruyorum. Benim değil, onların ayıbı. Düzenli takip edilecek bir gazete yaptılar da biz mi düzenli okumadık? Yine de haftasonları elimden geldiğince çok gazeteyi taramaya çalışıyorum. Kızıp öfkelenmekten başka bir işe yaramıyor ya neyse, yazı konusu çıkıyor işte. Beni eğlendiren ise gazetelerin ve kalemşörlerin safını belli etmek için aynı olaya getirdikleri farklı yaklaşımlar ya da aynı olaydan çıkardıkları farklı sonuçlar. Türkiye’deki herhangi bir olay/haber hakkında sağlıklı bir fikir sahibi olmak istiyorsanız, tek yapmanız gereken o olayı/haberi yalnızca bir tek gazeteden okumamak. Karşıt ya da farklı görüşlü birkaç gazetenin sübjektif yorumlarından süzerek edineceğiniz fikir, inanın, tamamen objektif biçimde yapılmış bir haberden edineceğinizden daha sağlıklı, objektif ve doyurucu oluyor. Bakın, yine lafa daldık, yazının sadedini ihmal ettik. Efendim, bu hafta sinirlerimi yerinden oynatan gazete Yeni Şafak oldu. Hem de bir sinema yazısıydı söz konusu olan…
26 Nis


Manga Tanrısı olarak bilinen Osamu Tezuka’nın en ünlü eseri Astro Boy beyazperdede boyut buluyor. Hem de 3 tane…
25 Nis
Kaldığım yerden devam ediyor ve festival boyunca aldığım notları İngilizcedir Türkçedir demeden sizlerle paylaşıyorum.
24 Nis

Bugüne kadar jüri olduğum festivallerde – (öyle çok fazla değiller doğrusu) birinciyi belirlemek için tüm filmleri izledikten sonra yapılan tek bir toplantı yetmişti. Visions Du Reel, hatırı sayılır bir Avrupalı festivalden bekleneceği gibi işini son derece ciddi yapan, kuralı, prensibi bol bir etkinlikti. Jürilerin birkaç günde bir toplanıp o ana dek seyrettiği filmleri tartışması ve bu tartışmaların festivalin tayin ettiği bir sekreter tarafından izlenmesi gibi ilk defa denk geldiğim bir gelenekleri vardı. Benim filmleri izlerken notlar almamı zorunlu kılan bu toplantılarımız ise akla biraz ister istemez fıkraları getiriyordu: Bir protestan, bir katolik, bir musevi ve bir müslüman toplantı yapıyorlarmış…
23 Nis
14 Nisan’da başlayıp 22 Nisan’da nihayetlenen İsviçre maceramın ardından yurda dönmüş bulunmaktayım. Haber veriyorum çünkü mert kişi dediğin ortama destursuz intikal veyahut duhul etmez netekim. Maksat dostlar sevinsin, düşmanlar ise tetikte olsun. Bu maceranın mahiyetine dair malûmatı evvelki bir tefrikamda vermiştim hatırlarsanız. (Bu cümleyi anlayamayanlar Numan Serteli‘ye sorabilir. Ben bazı tarihçilerin kimi Sümer çivi yazısı tabletleri konusunda bile kendisine danıştığına bizzat şahit oldum. Adamda öyle bir tevellüt var yani.) Ne diyorduk, ha evet, Visions Du Reel, nam-ı diğer Uluslararası Nyon Film Festivali…
Son Yorumlar