Tersninja.com

Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Landlord Chronicles’ Kategorisi Arşivi

Bal Kaymak Muz


Bal, kaymak, muz, ceviz… Küçüklüğümden kalan bir tat. Bir tat, bir lezzet mi yalnızca? Sıcacık bir anı. Şimdi hayatta olmayan babacığımın içinde olduğu küçücük bir anı. Ben de küçücüğüm o anıda. Annesiyle babasıyla akşam yemeğine çıkmış küçük bir çocuk…

(daha fazla…)

Öncelikle kusura bakmayın çünkü yukarıdaki fotoğraf iptidai şartlarda çekildi. Cep telefonuyla çektiğim düşünülürse, burada “iptidai” sözcüğünün kullanılması durumu biraz ironikleştiriyor aslında. Baksanıza daha 30 sene önce bilimkurgusal bir buluş sayılabilecek bir eylem, daha bugünden iptidaileşmiş… )Yine laf aldı başını gidiyor, mevzudan fersah fersah uzaklaşmak üzereyiz. Haydi tornistan!) Gördüğünüz çizim Taksim’de gezdiğim Filateli’de Sinema ve Sinemanın Büyüsü sergisinde karşıma çıktı. Sergilenen onlarca harikanın içinde beni en çok bu parça etkiledi. Karşısında tam anlamıyla bir beş dakika donakaldım. Aklıma  sürüsüne bereket düşünce hücum etti, yüreğime  bardaktan boşanırcasına duygu yağdı bu resme bakarken.

(daha fazla…)

“Bunlar benim değersiz olduğunu düşündüğüm şeyler hep: sömürünün ve işgalin simgesi olan patronaj, monarşiye riayet ve Britanya Krallığı.”

Ken Loach (Britanya Krallığı’nın verdiği en yüksek şövalyelik nişanı olan OBM’i reddettikten sonra bir radyo röportajında…)

Hayatın anlamını basittir. Ne anlıyorsanız, ne kadar anlıyorsunuz o! Hayat fena halde futbola benzediği için, aynısını futbol için de söyleyebiliriz pekâla. Hayata Çalım At‘ın yönetmeni Ken Loach da belli ki bizimle aynı fikirde.

(daha fazla…)

Düzenli olarak takip ettiğim bir gazete olmadığını temcit pilavı gibi tekrar edip duruyorum. Benim değil, onların ayıbı. Düzenli takip edilecek bir gazete yaptılar da biz mi düzenli okumadık? Yine de haftasonları elimden geldiğince çok gazeteyi taramaya çalışıyorum. Kızıp öfkelenmekten başka bir işe yaramıyor ya neyse, yazı konusu çıkıyor işte. Beni eğlendiren ise gazetelerin ve kalemşörlerin safını belli etmek için aynı olaya getirdikleri farklı yaklaşımlar ya da aynı olaydan çıkardıkları farklı sonuçlar. Türkiye’deki herhangi bir olay/haber hakkında sağlıklı bir fikir sahibi olmak istiyorsanız, tek yapmanız gereken o olayı/haberi yalnızca bir tek gazeteden okumamak. Karşıt ya da farklı görüşlü birkaç gazetenin sübjektif yorumlarından süzerek edineceğiniz fikir, inanın, tamamen objektif biçimde yapılmış bir haberden edineceğinizden daha sağlıklı, objektif ve doyurucu oluyor. Bakın, yine lafa daldık, yazının sadedini ihmal ettik. Efendim, bu hafta sinirlerimi yerinden oynatan gazete Yeni Şafak oldu. Hem de bir sinema yazısıydı söz konusu olan…

(daha fazla…)

Astro BoyLandlord

Manga Tanrısı olarak bilinen Osamu Tezuka’nın en ünlü eseri Astro Boy beyazperdede boyut buluyor. Hem de 3 tane…

(daha fazla…)

Kaldığım yerden devam ediyor ve festival boyunca aldığım notları İngilizcedir Türkçedir demeden sizlerle paylaşıyorum.

(daha fazla…)


Bugüne kadar jüri olduğum festivallerde – (öyle çok fazla değiller doğrusu) birinciyi belirlemek için tüm filmleri izledikten sonra yapılan tek bir toplantı yetmişti. Visions Du Reel, hatırı sayılır bir Avrupalı festivalden bekleneceği gibi işini son derece ciddi yapan, kuralı, prensibi bol bir etkinlikti. Jürilerin birkaç günde bir toplanıp o ana dek seyrettiği filmleri tartışması ve bu tartışmaların festivalin tayin ettiği bir sekreter tarafından izlenmesi gibi ilk defa denk geldiğim bir gelenekleri vardı. Benim filmleri izlerken notlar almamı zorunlu kılan bu toplantılarımız ise akla biraz ister istemez fıkraları getiriyordu: Bir protestan, bir katolik, bir musevi ve bir müslüman toplantı yapıyorlarmış…

(daha fazla…)

Hasret bitti, Landlord geldi!

14 Nisan’da başlayıp 22 Nisan’da nihayetlenen İsviçre maceramın ardından yurda dönmüş bulunmaktayım.  Haber veriyorum çünkü mert kişi dediğin ortama destursuz intikal veyahut duhul etmez netekim. Maksat dostlar sevinsin, düşmanlar ise tetikte olsun. Bu maceranın mahiyetine dair malûmatı evvelki bir tefrikamda vermiştim hatırlarsanız. (Bu cümleyi anlayamayanlar Numan Serteli‘ye sorabilir. Ben bazı tarihçilerin kimi Sümer çivi yazısı tabletleri konusunda bile kendisine danıştığına bizzat şahit oldum. Adamda öyle bir tevellüt var yani.) Ne diyorduk, ha evet, Visions Du Reel, nam-ı diğer Uluslararası Nyon Film Festivali…

(daha fazla…)


Duydum ki Numan Serteli yine arkamdan atıp tutuyormuş. Neymiş efendim. Ters Ninja’dan öyle para kazanmışım ki, vergiden kurtulmak için İsviçre’de banka arıyormuşum kendime. İddianı ispat etmezsen müfterisin, Sayın Serteli. Festival kapsamında sana, SİYAD üyesi olmadığın için “fakir ama namuslu genç” muamelesi yapan sinematörlerle karıştırma beni. Tamam, doğrudur şu anda İsviçre’deyim. Ama sor bir bakalım, niye?

(daha fazla…)


O kadar yüce görüyorlar ki kendilerini her şeyi yapmaya hakları var zannediyorlar. O kadar yüce görüyorlar ki kendilerini kendilerinden başka herkesi enayi sanıyorlar. Aşağıda Hürriyet Keyif ekinin Ters Ninja’yı nasıl hortumladığının ispatını bulacaksınız…

(daha fazla…)

Ters Ninja’nın İç Dünyasında Ara

Haftanın Filmleri
Kitap Hırsızları
Karate Filmleri Ofisi

Anket

Sinemada en keyiflisi hangisini yemek?

Sonuçları gör

Loading ... Loading ...

Ters Ninja Kanunu

Ters Ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür.

MEDYA SPONSORLUKLARIMIZ

Ters Ninja Banner





Arşivler

Müzik dinlendiği gibi okunabilir de!

Muhatabımız Kim?

Sitemizin hizmet kapsamına sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren, birey olabilmeyi becermiş organizmalar girmektedir. Bu site saydığımız özelliklere sahip organizmalar arasında din, dil, ırk, tür, cinsiyet, yürürken kullandığı ayak sayısı ayrımı yapmaz.
Landlord der ki

Öneriyoruz