
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
22 Mar
Ülkemizde Tarzan’ın yaratan adam olarak tanınan olarak Edgar Rice Burroughs 1875 ve 1950 yılları arasında yaşamış ve “ucuz roman” geleneğinden büyük servet kazanmış çok ünlü bir yazardı. Ne gariptir ki onun şöhret basamaklarında ikinci sırada yer alan diğer serisi Türkçe’ye hiç çevrilmemişti. Bilimkurgu, fantazya ve romantizmin harmanlandığı bu seri, fitili The Princess Of Mars / Mars Prensesi ile ateşlenen Barsoom serisiydi. Bu seri Burroughs’un ölümüne dek 10 kitapla devam edecek ve kitapların hepsinde değil ama tamamına yakınında “esas oğlan” dünyalı John Carter olacaktı.
12 Mar
Tolga Çevik 2005 tarihli Organize İşler filminde önemli bir rol üstlenip, bu rolde başarılı bir performans ortaya koysa da, şöhreti televizyon sayesinde elde etti. Avrupa Yakası gibi müthiş bir dizinin, “dreamteam” olarak nitelendirilebilecek kadrosuna girerek yakaladığı şansı ve ivmeyi, aslında gayet iddiasız bir proje olarak başlayan Komedi Dükkanı’nda bireysel bir patlamaya dönüştürdü. (daha fazla…)
11 Mar
Gözünüzün önünden geçirin. Sabahın 6.30’u. Saat çalıyor. Zırrrr… Uyanıyorsunuz. Hava hala karanlık. Yattığınızda karanlıktı, kalktığınızda da karanlık. Çıkıyorsunuz yataktan. Kaloriferlerden tak tuk sesler geliyor. Daha yeni yanmaya başlamışlar, ev buz gibi. Giyiniyorsunuz. Akşamdan karar vermediyseniz ne giyeceğinize zorlanıyorsunuz. Kadınsanız feci zorlanıyorsunuz. Şimdi sıra makyajda/traşta. Okula/Yuvaya bırakılacak, sabah sabah tüm kaprislerine katlanılacak (peki sizin kaprisinize kim katlanacak?) bir yavru yoksa evde, servise yetişmek için kendinizi dışarı atıyorsunuz. Terk eden sevgilinin, bir de kaçan servisin yerini doldurmak acılı bir süreç ister. Çekilir gibi değildir.
5 Mar
Fetih 1453‘e yoğun bir ilgi var. Ancak ben bu tür tarih konulu eserlerin, hele bir de bu kadar ilgi görüyorlarsa önemli bir misyon üstlenmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu misyon da toplumda “sağlıklı bir tarih bilinci yaratmak” olmalı. Sağlılıklı tarih bilincinden anladığım şey ise geçmişe karşı merak duymak, tarafsız bir gözle geçmişi araştırmak ve bu araştırmalardan çıkan sonuçları daha iyi bir gelecek inşa etmek adına kullanmak. Fetih 1453’ün böylesi bir misyona çok fazla hizmet etmediği rahatlıkla söylenebilir. Bu konunun ayrıntısına az sonra gireceğim ama önce eskilere gidip sinemanın İstanbul’un Fethi’yle imtihanına bir göz atalım.
27 Şub
Sinema ticari bir girişim olarak 1895 yılında Paris’te Lumiere Kardeşler’in halka para karşılığı gösterdiği kısa filmlerle başladı. 1920’lere gelindiğinde ise Hollywood artık film endüstrisinin başkenti olmuştu.
20 Şub
İyi bir hikaye ile iyi bir yönetmenin buluşmasına kimsenin, özellikle de Hollywood’un bile kayıtsız kalamayacağını kanıtlayan bir filmden söz ederek başlayacağız. Aynı Ejderha Dövmeli Kız serisinin durumunda olduğu gibi, İsveçli bir yazarın çok satan, çok okunan bir roman üçlemesinin ilk ayağından uyarlanan Easy Money.
19 Şub
Peyk grubuna ait İçimdeki İz şarkısının verdiği ilhamla yazılmış bu mini hikâyenin elbette şarkının gösterilmekte olan orijinal klibiyle yakından uzaktan bir alâkası yok. Ancak okurken bir yandan da bu şarkıyı dinlemeniz, yazarın bu metni okuyan herkesin tatmasını dilediği o bütünlük duygusunun oluşmasına vesile olacaktır.
19 Şub
2008′de yazılan, 2009′da revize edilen hayali ve tepkisel bir kısa film projesi.
Ters Ninja’ya bir kısa film çekseydik, nasıl bir şey çekerdik diye düşünüyordum ki aklıma bu hikaye geldi. Bindiğim minibüs Kozyatağı’ndan Üsküdar’a gidene kadar tamamlandı kafamda. Çekebilsem daha bir güzel olurdu tabi ama yakın zamanda böyle bir prodüksiyona girişmem mümkün görünmüyor. Belki bir gün…
18 Şub
Karanlıktan Korkma 1973 yılında televizyon için çekilmiş, bırakın vasat suları, suyun bileğinize anca geldiği sığ sularda gezinen bir yapımın yeniden çevrimi. İyi anılmayan atasına rağmen bu filmle ilgili beklentilerimizin yüksek olmasına yol açan ise, filmin başta afişinde olmak üzere tüm tanıtım mecralarında öne çıkan Guillermo Del Toro ismiydi.
16 Şub
* Bu yazı Filmarası dergisinin Şubat sayısında yayınlanmıştır.
Hollywood’un yeniden çevrimleriyle pek ilgilenmem aslında. Avrupalı, Asyalı filmlerden devşirilip, içine bir tutam da Anglosakson oyuncunun katıldığı bu filmler benim gibi sıkı sinemaseverler için değil, sinemayı yalnızca bir haftasonu eğlencesi olarak gören orta sınıf Amerikalı tüketiciler için üretilir çünkü.
Son Yorumlar