
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
17 Ara
Bir yönetmenin filmografisindeki en iyi filmler, o yönetmenin neyi iyi becerdiğini gösteririr. Guy Ritchie’nin iyi becerdiği şeyleri görmek için şu filmlere bakmak gerekir: Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana (Lock, Stock and Two Smoking Barrels-1998), Snatch (Kapışma-2000) ve RocknRolla. (Hatta hayli zorlayarak da olsa “bir” kurgu ve entrika canbazlığı olarak Revolver – 2005)
13 Ara
SİYAD Başkanı Tunca Arslan atılmam talebiyle beni Haysiyet Kurulu’na şikayet edince HK benden savunma istedi. Ben de haklı olduğumu düşünmemden kelli gönül rahatlığıyla bu savunmayı hazırlayıp kendilerine ulaştırdım. Bu, yakın zamanda hazırladığım ikinci savunma idi. Bir önceki şikayet Esin Küçüktepepınar’dan gelmiş ve üç aşağı beş yukarı Arslan’ın şikayetleriyle örtüşüyordu. Ne gariptir ki HK o şikayeti HK’lık bir konu olarak görmemişti o zaman. Peki şimdi değişen neydi? Birgün’de yazımın çıkması. İki: şikayetin altında SİYAD’ın başkanının imzası olması. Savunmamı dikkatlerinize sunuyorum, sizlerin durumu HK’deki arkadaşlardan daha tarafsız değerlendirebileceğinizi diüşünüyorum. Arz ederim.
13 Ara
Herkesin her şeyi bilmeye hakkı var. Herkes her şeyi bilsin, her şeyi söyleyebilsin diye zaten mücadelem. Beni haksız bulmanız önemli değil, benim için daha önemli olan mücadelemin haklı bulunması. Aşağıda Tunca Arslan’ın beni SİYAD’tan koparan Haysiyet Kurulu’na yazdığı şikayet metni var. Bir iki ayrıntı: *Kurullara girecek isimleri Arslan kendisi belirledi, sonrasında sanırım hepsinden onayı aldı tabi. Murat Erşahin istifa edene kadar hem Üye Takip Kurulu’nda yer aldı hem de şu an Haysiyet Kurulu’nda başkanlık yapıyor. Kurullar açıklandığında yönetime yönelik ilk itirazımı yapıp aynı ismin, biri üye alımıyla diğeri üye ihracıyla ilgili iki stratejik pozisyona birden getirilmesini demokratik anlayışa uygun bulmadığımı belirtmiştim. Tunca Arslan sık sık yapmayı tercih ettiği gibi yine “özel” bir maille bunda endişe edecek bir şey olmadığını anlatmıştı bana. Ve o mailde söylediklerinin tam tersi gerçekleşiyor bugün. O maili de yazının sonunda bulabilirsiniz, dikkatle okumanızı ve Arslan’ın bugünkü ve o günkü söylemlerini kıyaslamanızı öneririm. Mailde geçen “kurucu korkusu” ise genel kurulda Rasih Yılmaz’ın gündeme getirdiği benimse yeri geldiği için hatırlattığım bir konu. **Uygar Şirin geçen hafta, benim dosyamın görüşüldüğü günlerde Haysiyet Kurulu’ndaki görevinden istifa edince yerine Engin Ertan geçmişti.
13 Ara
SİYAD Başkanı Tunca Arslan‘ın istediği oldu ve SİYAD’tan atıldım. Haksızlığa uğradığım için, SİYAD’a hakim olan anlayışa yenildiğim için üzgünüm elbette. Ama yoluma artık SİYAD’lı değil de, yalnızca Ters Ninja’lı olarak devam edecek olmamdan gocunmuyorum. Bu kararın alınmasında katkısı olanları vicdanları ile başbaşa bırakmak isterdim ama sanıyorum ki vicdanları yerini önyargılara, ilişkilerden umulan menfaatlere ve komplekslere bırakmış durumda. Neyse ki sinema yazarlığımı tasdik eden SİYAD üyeliğim değil, yıllardır harcadığım ve harcamakta olduğum emeklerim ve üretimlerim. Aşağıda bana ulaşan karar metnini bulacaksınız. Sonraki gün de hakkımdaki şikayet dilekçesini ve savunmamı sizinle paylaşacağım. Bu belgelerin ışığı altında kararı siz kendiniz verirsiniz…
5 Ara
Jordan Todorov imzalı belgesel Dad Made Dirty Movies bizi bir süre İstanbul’da da yaşayan kült yönetmen Stephen C. Apostolof ile tanıştırıyor. Bulgar sinemacı yalnızca Ed Wood’un kankası değildi aynı zamanda onunla beraber bir sürü erotik soslu “ultra-kötü” kült filmler çekmişti.
19 Kas
Film Arası Sinema Dergisi Türk Sineması’nın büyük ustası Ömer Lütfi Akad’a özel bir sayı hazırlayıp ustanın önemli yapıtlarından olan Vesikalı Yârim filminin neden çok sevildiğini yönetmen, eleştirmen ve yazarlara sormuştu. Sanki ustanın gideceğini hissetmişlerdi. Ben de derginin o sayısı için kendimce şöyle ifade etmiştim hissiyatımı ve fikriyatımı. O satırlarla veda edelim Ömer Lütfi Akad’a…
8 Kas
Eylül ve Ekim oldukça yoğun geçti. Vizyon filmlerini pek takip edemedim. Seyrettiğim az sayıdaki filmi yazacak enerjiyi de bulmakta zorlandım… İş, festival ve depresif ruh halimden kaynaklı yoğunluğumu bir nebze atlatmış olmamın gazıyla de-tox yapmak üzere eve kapanıp bol bol film seyrettim. Kısa kısa olsa da paylaşmak lazım dedim sonra kendi kendime. En azından bazılarını… Fena mı etmişim?
4 Kas
Kasım ayı soğuk ve yağmurlarla kapımızı çalarken sinemalar 4 yeni filmle seyircilere sesleniyor. İdeolojik propaganda amaçlı Allah’ın Sadık Kulu: Barla‘yı bir kenara bırakırsak üç film de beklentileri karşılaşr nitelikte. Bize göre en öne çıkan film ise Almanya’daki gurbetçi bir Türk ailesinin köklerine tutunma hikayesi olan Almanya’ya Hoşgeldiniz.
29 Eki
5 yeni filmin görücüye çıktığı bu haftaya (iki yerli film de dahil olmak üzere) aksiyonun damga vurduğunu söyleyebiliriz. Sanat sineması adına iyi bir örnek arayanlar umduklarını bulamayacaklar, ama dev perdede heyecan arayanlar da büyük beklentiler içine girmemeli. Bu hafta en öne çıkan film, büyük bir kitlenin beğenisini kazanan Behzat Ç. karakterini sinemaya taşıyan Behzat Ç.: Seni Kalbime Gömdüm. Herkese iyi seyirler…
20 Eyl

Benim şu anda Gürcistan, Batum’da olmam gerekiyordu. Ama değilim, Kozyatağı- Beyaz Kanarya Sokak’ta bulunan, her ay kirasını ödemek için yırtındığım evden yazıyorum bu satırları. Öyle kapılarında yatmadım, ne olur beni çağırın diye yalvarmadım, kendileri talep ettiler mevcudiyetimi. Ben de Altın Koza‘ya değil de aynı tarihte gerçekleştirilen Uluslararası Batum Art-House Film Festivali’ne (BIAFF) gideyim dedim. Demez olaydım.
Son Yorumlar