Tersninja.com

Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

İşte bu bizim Hikaye-miz’ Kategorisi Arşivi

Selim Taneci’nin moral motoru beş yüz beygirlik bir güçle kükremekteydi. Kendisine büyük bir ün kazandıracak romanını az önce noktalamıştı. Sevinçten kabına sığamıyordu. Metnin biri dizüstünün hard diskinde olmak üzere dört adet kopyası mevcuttu. Lazer basıcıdan çıkardığı 238 sayfa masanın üstünde krem rengi bir zafer kabartısı gibi durmaktaydı. Kitaplarının final metinlerini krem renkli kağıtlara basardı. Bunu yıllar önce bir Fransız filminde görmüş ve uygulamaya başlamıştı. Kendine has bir orjinalite ambalajıyla satmayı severdi.

(daha fazla…)

Sabri ile tanışmam bile garipti. Sıcak geçeceği belli bir İstanbul günüydü. Sarıyer’den sahil yolunu takip ederek Beşiktaş’a giden bir otobüste, en önde oturmuş, denize girenleri seyrediyordum. Birden kabaca dürtüldüğümü hissettim. Tüm koltuklar boş olmasına rağmen gelip yanıma oturan o zat Sabri’ydi. Oflayıp puflamama aldırmadan bacaklarını, o uzun ve kalın bacaklarını açtıkça açtı. Bir ara kavga etmeyi düşündümse de buna cesaret edemedim. Sabri o kadar iriydi ki daha ilk andan itibaren kendimi onun yanında çocuk gibi hissediyordum. En iyisi henüz koltuklar boşken inat etmeyip yerimi değiştirmekti.

(daha fazla…)

Selma isteksiz adımlarla sokağı geçip Arzu marketine doğru yürüdü. Gözleri yaşlıydı. Kendine hakim olmasa hüngür hüngür ağlayacaktı. Marketin önündeki manav bölümünde duran başıbozuk soğanları kümeleyen delikanlı yan gözle ona baktı. Bakışları hızla endamını ölçtü biçti. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluşmuştu. Bozulmak üzere olan bir ampulun son kez sönük bir ışıkla parlaması gibiydi. Sonra işine koyuldu. Tanımamıştı. Geçen fıstık kategorisinden olmasa da ölçüleri bayağı ehven genç bir bayandı. O kadar.

(daha fazla…)

 

This kiss upon the brow!
And, in parting from you now,
Thus much let me avow—
You are not wrong, who deem
That my days have been a dream;
Yet if hope has flown away
In a night, or in a day,
In a vision, or in none,
Is it therefore the less gone?
All that we see or seem
Is but a dream within a dream.
E. A. Poe – A dream within a dream – 1849

 

Ayağımdaki kurşundan çizmeler yüzünden paçayı canavara kaptırmadan kapının koluna erişmem mümkün değildi. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaktaydı. Ağzım kurumuştu. Midem bel bölgesinden dışarı çıkabilmek için uygun bir delik aramaktaydı adeta. Sağ elim beyhudelikle ileriye doğru uzanmıştı. Gözümle görmediğim bir dehşetten kaçmakta olduğumun bilincindeydim ama. İrademi topladım.
(daha fazla…)

“Bu saçma,” dedi kız. “Devreleri halletsen bile makinenin kalbi hasta. Ya her şey çoktan mahvolduysa?”

Bu doğruydu, makinenin kalbi hastaydı. Her an ölebilir ve bizi Plüton’un yörüngesinde soğuk bir ölüme mahkum edebilirdi. Şimdilik sadece ömür boyu hapisteydik, yerimizden kımıldayamıyor, manevra dahi yapamıyorduk.

Geminin kalbi hastaydı.

***

(daha fazla…)

“1997′den beri düzenlenen Robocup Futbol Turnuvası’na katılan firmaların ana hedefi 2050 yılına kadar insanlarla çim sahalarda maç yapabilecek hatta onları yenebilecek bir robot futbol takımı yaratmak.”

TRT

(daha fazla…)

“Çay mı Nek birası mı?”

Nerton başını kaldırdı, iki adım uzağında duran ihtiyara sıkılgan bir tavırla baktı. Adam, üzerindeki sade gömlek ve hırkayla sıradan bir çiftçi gibi görünüyordu. Ayaklarına beyaz sandaletler giymişti. Şişko tabir edilecek kadar göbekli, tombul yanakları, beyaz sakalıyla oldukça sevimliydi. Kendisine babacan bir ifadeyle gülümsüyordu. Yine de tüm bunlar, onun bir zamanlar güçlü bir büyücü olduğunu unutmasına yetmiyordu. “Çay, Efendi Sersanol,” diye mırıldandı daha mütevazı bir istek olacağını düşünerek. “Bir bardak çay iyi gelirdi.”

(daha fazla…)

Herkes nefeslerini tutmuştu. Bu değil asrın, tüm zamanların en büyük buluşmasıydı. Çevresi özel olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılan alana doğru alçalmaya başlayan, devasa uzay aracı, kim bilir ne kadar uzaklardan geliyordu bu buluşma için. Top şeklinde, ışıldaklı bir oyuncağı andıran araç alana indiğinde, zemine yakın kısmında bir kapı açıldı. Buradan öyle güçlü bir ışık yayıldı ki, büyük heyecanla orada bekleşen insanlar simsiyah gözlüklerini takmak zorunda kaldılar. Artık, uzaylıların açık kapıdan dışarı çıkmaları ve buluşmanın gerçekleşmesi an meselesiydi.

(daha fazla…)

Paylaşacağım şeyi bir aşk tecrübesi olarak nitelemek mümkün. Her an rastlanmayacak türden, doğru. Yine de aşkın asgari öğelerini barındırıyor. Bir seven ve bir savaş.

(daha fazla…)

Senik Ateş’in huzursuzluğu su yüzeyinin bir metre altında duran iri bir şamandıra gibi ısrarcıydı. Her an görünür alana çıkabilirdi. Bedbelirtiler gırlaydı. O şey olmak üzereydi. Bu kalp yerindeki dingin anları tükenmek üzereydi. Sonrasını düşünmek dahi istemiyordu. Belirsizlik tütüyordu çevresinde.

(daha fazla…)

Ters Ninja’nın İç Dünyasında Ara

Haftanın Filmleri
Kitap Hırsızları
Karate Filmleri Ofisi

Anket

Sinemada en keyiflisi hangisini yemek?

Sonuçları gör

Loading ... Loading ...

Ters Ninja Kanunu

Ters Ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür.

MEDYA SPONSORLUKLARIMIZ

Ters Ninja Banner





Arşivler

Müzik dinlendiği gibi okunabilir de!

Muhatabımız Kim?

Sitemizin hizmet kapsamına sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren, birey olabilmeyi becermiş organizmalar girmektedir. Bu site saydığımız özelliklere sahip organizmalar arasında din, dil, ırk, tür, cinsiyet, yürürken kullandığı ayak sayısı ayrımı yapmaz.
Landlord der ki

Öneriyoruz