
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
17 Nis
Videotekin kapısı kilitliydi. Kapısının camına içerden uçuk mavi harflerle PEK YAKINDA AÇILIYORUZ yazan beyaz bir pankart asmışlardı. Camekâna çoğunun adını ilk kez duyduğum yerli ve yabancı filmlere ait küçük afişler yapıştırılmıştı. İçerisi görünüyordu. Tamamen boştu. Daha raflar, satış tezgahı filan gelmemişti.
10 Nis
Cevat Yorulmaz, 66 gün önce 60 yaşına bastığı günün ertesinde, oturma odasındaki divanda uyandığında, önündeki saatlerin hayatını sonsuza dek değiştireceğini bilemezdi. Dün akşam tek kişi için organize ettiği partide çok içmiş ve yatak yerine divanda sızmıştı. Sabah tuvaletin zemini kusuklarla bezeliydi. Gece midesinde ne varsa çıkarmıştı. Defalarca. Ona rağmen başı hâlâ zonklamakta, midesi de yanmaktaydı.
27 Mar
Olmuyordu. Elleri terli. Nefesini tuttu. Tüm aksiliklerin dağılmasını umarak duman doldurdu ciğerlerine. Denedi. Denedi ama yine olmadı. Merdaneyi sökmek gerekiyordu belki de. Umursamadı. İnatçıydı. Kasılan ellerine, parmaklarına devam edin komutunu gönderdi.
20 Şub
“Dokun bana.”
İki elimle genç kadının belini tutup hafifçe kendime doğru çektim. Çıplak bedeni istekle benimkine yaslandı. Tenimin tenine temasında daha önce tanıdığım kadınlarınkilerden farklı hiçbirşey yoktu. Memeleri göğsüme sıcak ve hoş bir baskı yapmaktaydı. Ten kokusuyla füzyonlanmış parfümü ciğerlerimi doldurmaktaydı. Loş ışıkta siyah gözleri arzuyla fosforlanmıştı adeta.
“Öp beni.”
13 Şub
Günün geri kalanında neyle ilgili olduğunu bir türlü hatırlayamadığım güzel bir rüyanın -tek aklımda kalan gördüğüme memnun olduğum bir rüya olduğuydu- ortasında uyandırdı çalan telefon. Yataktan kalkmaya yeltenmeden, ağır ağır açtım gözlerimi. Sanki ilk defa görüyormuş gibi odamı incelemeye koyuldum. Telefona bakmam gerekmiyordu, sabahları beni uyandırmak için telefonumu üç kez çaldırma görevi verdiğim kız arkadaşımdı arayan. Saat sesiyle uyanmaktan nefret ederim. Telefon sesi de iğrenç ama en azından olaya dahil olan başka birileri var ve bu az da olsa huzurlu uyanmamı sağlıyor. O üç zil sesi “Günaydın! Yalnız değilsin!” anlamına geliyordu sanırım benim için.
6 Şub
Yatağın altında duran bavulun hışırtısı Recep’in yarı sağır kulaklarını yormaktaydı. Bin adet cırcır böceği ambalajlamıştı sanki mübarek. Neyse ki, hiçbir zaman uzun sürmezdi. En fazla yarım saat. Yan binadan gelen seslere yönelttti dikkatini. Alman komşusu Hans Fredrich Hertz karısına bağırıyor. Arabanın anahtarını nereye koydun? Kadın bir şeyler söyleyince ikinci kükreme. Sana kaç defa dedim. Kadının sesi de yükselince uzunca bir es. Güç topluyor ya da tırsma belirtisi. Bugün cumaysa akşam arkadaşlarıyla içmeye gidecekti. Kadından harçlık alması lazımdı. Ayın ikinci yarısında hep böyle oluyordu son yıllarda. Şu allahın belası ekonomik kriz nedeniyle. İkisi de emekliydi. Emekli maaşları vardı. Günde iki paket sigara içen Hans’ın bu harçlıklara ihtiyacı vardı. Kadın, adı neydi ya, birazdan hatırlardı, nazlanır, ama biraz yalvarttıktan sonra adamın parasını verirdi. O da bu akşam eve arkadaşlarını çağıracaktı belki. Çay, kahve ve erik likörü içerek konken benzeri bir kağıt oyunu oynayacaklar. Bu oyunun adı da çıkmış aklından. P ile başlayan bir şey.
4 Şub
Zeitgeist, Yol Almak isimli üçüncü filminde farklı bir yol izledi. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerde önce küçük gruplara gösterildi, ardından ücretsiz olarak indirilebilmesi için internete kondu.
Zeitgeist üçüncü bölümü Yol Almak‘ta (Zeitgeist: Moving Forward) damardan ve dört koldan sistem eleştirisine giriyor. Tabii bu bölümde de Dünya Bankası, IMF, rezerv bankacılığı, serbest piyasa sistemi, Adam Smith, Milton Friedman ve bizzat paranın kendisine açıkça saldırıyor.
16 Oca
9 Oca

On sekiz aydır cehennemdeydiler. Beyaz bir cehennemdi bu ve klişeleşmiş cehennemin aksine, çok soğuktu. Bu soğuğu onlardan iyi, kimse bilemezdi. Ordunun gururu, Özel Dağ Harekat Birliği A. dağlarında terörist avındaydı. Yerdeki adam boyu kar, sıfırın çok altındaki soğuk, bıçak gibi keskin rüzgar, zifiri karanlık… Ölmek için berbat, yaşamak içinse daha berbat bir yerdi burası.
26 Ara
Yalanlarım mutlu edecekse insanları
Ve bu insanların artık yoksa kaybedecekleri bir şeyi
Bırakın yalan söyleyeyim
Ve bırakın onlar da sarılsın bu yalanlara.Yargılayıp cezalandırmaya kalkarsanız beni
Size derim ki
“Körsünüz”
Çünkü ben zaten çekmekteyim cezamı.
-Sahte Peygamber Claudius’un Savunması-
Son Yorumlar