
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
6 Mar
Benim TV hepten kertoya bağladı. Butondan startı verdiğim an, ancak 1-2 dakikalık bir pırpır introsuyla girebiliyor programa. An itibariyle seyretmekte olduğum Dream televiziyasının logosu pek seçilmiyor misal. “VH1 abi o!” dese biri inanmak işten. TV de ben de yoırgun ve yaşlıyız baştan. Yok yok, artık renkli bir TV almanın vakti geldi. Tüplüler iyice ucuzladı diyorlar. Dur bakalım, Allah sıhhat ve biraz da bütçe nasip eylesin, o da olur inşallah.

21 Şub
Kaybetmeden önce neyi kaybettiğini tam olarak bilememek kulağa kolay gelse de yaşaması zordu ve kendinle hesaplaşmaktan kaçış yoktu. Hayat, diktatörlüğünü ilân edip senden önce ve senden sonra olmak üzere vahşice ikiye ayrılırken, kimse bana ne istediğimi sormadı. Ne istediğimi bilmediğimden bu çok da etkilemezdi zaten.

25 Oca
Gelecek 10’luda görece az bilinen ve veya daha genç muhteremleri ele alacağım. “Bu listede şu olmalıydı aabi, n’ptın sen?”tarzı sitem ve yeni 10’lu adaylarınızı bekliyorum…

3 Oca

Neden savaşıyoruz? Durup durup bu soruyu soruyorum kendime. Pislikten keçeleşmiş saçlarımı kaşırken, kasaturamın ucuyla bir parça kokmuş konserve yiyip, elimdeki eskimiş resme bakarken, pantolon cebimden çıkardığım yamuk yumuk bir sigarayı derin derin, nefes alabilmemin tek yolu buymuş gibi, merminin ne zaman geleceği belli değil, belki de son nefesimi alırmış gibi ciğerlerime çekerken hep bu soruyu soruyorum kendi kendime: Neden savaşıyoruz?

27 Ara


Yolcu: Bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Tıklım tıklım otobüsler durduğunda yalnızca yolcu indiriyor, inen yolcularla boşalması gereken yerler ise asla boşalmıyordu. Otobüsten umudumu kesip duraktan uzaklaştım. Bulunduğum caddenin, şehrin en işlek ana caddelerinden biri olmasına rağmen, taksilerin hepsi de dolu geçiyordu. İhtiyacım yokken beni neredeyse zorla almaya çalışan, yüz metre öteden flaşörlerini yakıp yakıp söndüren, klaksonlarını ard arda asap bozucu bir şekilde çalıp duran taksiciler değişivermişti. Sağda solda avare dolaşıp kaldırım kenarlarında pinekleyen ticarilerden eser kalmamıştı. Yağmurlu havalarda taksi bulamamak bir İstanbul klasiğiydi.

20 Ara
13 Ara

Yol tıpkı halamın tarif ettiği gibiydi. Yakıcı öğle sıcağının alnında asfalttan, görüntüyü bulandıran dalgalar yükseliyor, arabamın ön camına yapışmış pervanelerden başka ölü ya da diri herhangi bir hayat belirtisi görülmüyordu. Bir de bu havada akla gelebilecek en mantıklı şeyi yaparak çıldırmış ağustos böceklerinin kaotik korosu.

8 Ağu
25 Tem
5 Tem
Son Yorumlar