
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
28 Tem
Rivayet odur ki, 1948’de doğduğunda, Çin sınırlarında küçük çaplı bir sarsıntı olduğu, aile fertlerinin hep bir ağızdan “Oh”layacaklarına “Ho’h” ladığı söylenir. Godfrey adı verilen bu cin fikirli çocuğun çocukluğuna dair elimizde fazla bilgi yok, ama sonraki dönemlerinde yaptığı işlere bakarak yalan yanlış bir sürü şey düşünebiliriz. Şahsen, zaman zaman Çin işkencesine dönen filmleriyle mağdur ettiği bir seyircisi olarak, bu durumu kendimde bir hak olarak görüyorum.
8 Tem
Batı dünyası, sinemada vampir mitini suyu çıkana kadar kullanırken, Doğu dünyası buna kayıtsız kalamazdı. Zira çoğu zaman yakışıklı ve cebi dolu olarak betimlenen vampirlere kendini ısırtmak isteyen genç kız sayısı Doğu’da da azbuz değildi. Kokuyu alan gözü açık yapımcılar, bu fırsatı kaçıracak değillerdi ya! Onlar da, ta Japonya’larda duruma el koyarak, sinemanın en çok işlenen ve ses getiren temalarından birine el atıp ortaya ilginç işler çıkardılar. (daha fazla…)
24 Haz
“Sıçratan kurşunları durdurabilecek tek bir adam vardı; Tek gamzeli kahraman, eski polis yeni CIA ajanı Norman Chu. Peki kader, bu oyunda ona yardım edecek miydi?”
8 Haz
İçinde bulunduğumuz çağda süper kahramanlara her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Lâkin süper kahraman çıkartmak öyle her ülke için o kadar kolay değil. Süper kahraman çıkartabilmek için savunma sanayinin bir gereği olarak önce biraz komşu ülkeler kolaçan edilir, göze kestirilen süper kahraman modeli tırtıklanarak, mümkünse yerel değerler katılarak mevcudiyete getirilir. İşte 1975 tarihli The Super Inframan adlı film, Çin’in ilk süper kahraman öyküsünü, tam da tanımladığım şekilde anlatıyor.
20 May
Kimi zaman uzayan mesai saatleri içerisinde, benliğimi kaplayan yorgunluk ve can sıkıntısı, Japonlar hakkında kötü şeyler düşünmeme neden olur. Şu sıralar hazır yeniden bunalmışken, gark olduğum bu düşüncelerimin doğrudan karşılığını bulduğu bir belgesel ve dolaylı yoldan karşılığını bulduğu bir kitap ile karşılaşmış olmamın bana verdiği yetkiye dayanarak başlıyorum dertleşmeye.
29 Nis
Hahahahaha!
Sevgili Ters Ninja okuyucuları! Yazıya, pervasızca attığım kahkahayla başladığım için hepinizden özür diliyorum. Lâkin uzun zamandır beni böylesine güldüren bir ‘cevher filmle’ karşılaşmamıştım. Dilerim ki -filmi seyretmeyeceğinizi göz önüne alırsak- az sonra okuyacaklarınız karşısında, sizler de en az benim kadar eğlenirsiniz.
14 Nis
Spora son derece ilgisiz bir insan olarak, Dünya Atletizm Şampiyonaları başladı mı bilmiyorum sevgili okuyucular, ama sizleri bir kere daha Chang Cheh ile aynı kulvarda koşmaya davet ediyorum. Lâkin, koşuya benimle birlikte katılacaklara uyarıda bulunmam gerekirse, bu bünyenin 1996’dan beri koşmayı reddettiğini belirtmek isterim. Dolayısıyla ülkemizde “Delinin ipiyle kuyuya inilmez,” diye bilinen atasözünün özünün aslında “Chang Cheh’nin makarasıyla film çekilmez” olarak Hong Kong semalarında yer bulduğunu söyleyerek, üst mercilerden ‘uçan tekme ağlayan kaz tekniği’ yemeden konuya giriyorum.
6 Nis
Yazarımız Tuğba Keleş 29. İstanbul Film Festivali programından kendi için 8 film seçip gerekçelendirdi ama sizlere de gönül rahatlığıyla önerdi…
(daha fazla…)
31 Mar
Yaptığım naçizane gözlemlere göre kung fu filmleri ikiye ayrılıyor: Birinci tür, ‘Allah ne verdiyse’ tekniğiyle “Buyrun, girişin!” diyen filmler; ikinci tür ise belirli tekniklere odaklanarak, seyircisini bir nevi öğrenci yerine koyup bilgilendiren filmler. Birinci tür filmlerin sıradan insanoğlunda “benim de potansiyelim var” sanrısı yaratma tehlikesi varken (hangimiz ilk tekmesini böyle bir filmin ardından sallamamıştır ki?), ikinci tür filmler, dövüş sanatlarının göründüğü kadar kolay olmadığının, tam anlamıyla özverili çalışmalar neticesinde yüksek seviyelere ulaşmanın mümkün olduğunun göstergesi. İşte Hong Xi Guan (Executioners From Shaolin) tam da ikinci türden bir film.
18 Mar
Uzakdoğu mimarisinde, hem aydınlatma hem de süs elemanı olarak kullanılan kağıt fenerler, oldum olası ilgimi çeker. ‘Son derece ucuz ve basit bir sistemle yapılmasına rağmen kullanıldığı yerlere hoş bir hava veren kağıttan mamul bu nesne, ne menem bir şeymiş acebe?’ temelli araştırmam sonucu bulduğum Hong Kong’tan çıkma Human (Skin) Lanterns adlı film, bir yandan merakımı bir nebze olsa giderirken, öte yandan elimde tuttuğum her kağıt fenerin, kağıt olmayabileceği şüphesini de beraberinde getirdi. Kısacası, Hong Kong’ta korku filmleri açısından tehlikeli bir dönem olan 80’lerden gelen bir filmle yolumuza devam ediyoruz. (daha fazla…)
Son Yorumlar