Vizyon-tele

Hafta hafta vizyona çıkan filmler...

Bu hafta beş film vizyona giriyor. Bir animasyon fenomenine dönüşen Buz Devri’nin dördüncü bölümü Kıtalar Ayrılıyor haftanın en dikkat çeken filmi kuşkusuz. Orta karar bir gerilim denemesi olan Çernobil’in Sırları, Sokurov’un Goethe’den uyarladığı son başyapıtı Faust, sağlam bir kapitalizm eleştirisi olan Daha İyi Bir Hayat ve son olarak İspanya sularından gelen romans Ya Aşk Olmasaydı? haftanın diğer filmleri… Herkese iyi seyirler…

İnsanın tek amacı, hayatta kalmaktır. Hayatta kalmak için yer, içer, barınır. Fakat insanın uğruna yaşayacağı bir nedene de ihtiyacı vardır. Kimisi için merak, kimisi...

Sinemalarımıza bu hafta normal şartlarda sadece Ata Demirer’in yeni sporcu-gülmecesi Berlin Kaplanı ve sessiz sinema estetiğini modernize eden, Oscar yarışlarında da an itibariyle hayli...

Sinema tarihinin en beğenilen, tartışılan ve hasılat yapan belgeselcisi olan Michael Moore’un son eseri Where to Invade Next, yönetmenin “lafını esirgemeyen solcu provokatör” kimliğinde herhangi bir değişiklik olmadığını ve kendisini mevcut tüm belgesel yönetmenlerinden farklı kılan özelliklerini koruduğunu ispatlayan bir eser olarak sinema için ferahlatıcı, Amerika Birleşik Devletleri için rahatsız edici mesajlar taşıyor. Mevzu bahis eseri ve Michael Moore sinemasında nelerin değişip değişmediğini anlamak için filmin kendisinden önce yönetmenin sinemasının genel özelliklerini hatırlamak ise faydalı olacaktır.

Baştan söyleyeyim, kendi küçük dünyasında samimi öyküler sunan filmleri seviyorum. Hele ki bu öyküleri yazarken senaryonun boşluklara düşmemesi, oyunculukların samimi ve inandırıcı olması, bu tarz filmlerin gönlümdeki yerini sağlamlaştırıyor. İşte, Yozgat Blues tam manasıyla böyle bir film.

Bu hafta sinemalarımıza sadece dört film konuk oluyor: Haftanın en dikkat çekici filmi, sahnelerinin bir kısmı ülkemizde çekilen Bond serisinin son halkası Skyfall kuşkusuz. Bu seneki (19.) Altın Koza Film Festivali’nde ipi göğüsleyen Babamın Sesi de bu hafta görücüye çıkmaya karar vermiş. Araf’ta kamyon şoförü olarak rastladığımız Özcan Deniz, Evim Sensin’le ikinci yönetmenlik denemesine soyunurken; 2 Oscar’lı Little Miss Sunshine ile sinema dünyasına hızlı bir giriş yapan Jonathan Dayton & Valerie Faris ikilisinin son bağımsız romansı Hayalimdeki Aşk, başında kavak yelleri esen çiftleri salonlara çağırıyor.

Adet olduğu üzere, yediğimiz son dakika golleriyle birlikte bu hafta yedi film sinemalarımıza konuk oluyor. Fatih Akın’ın Çamburnu’nda çektiği –çektirdiği mi demeliyiz?- Cennetteki Çöplük adlı belgeseli, haftanın en dikkat çekici kalemi. Soderbergh’in son sürprizi Striptiz Kulübü, oryantalist bir İstanbul panoraması sunduğu iddia edilen Takip 2, güçlü kadrosu gözlerden kaçmayan Aşk Yeniden, Man on Wire’ın yönetmeni James Marsh’ın yeni kurmacası Gölgede Dans, Hayatımın Kararı ve animasyon Sammy’nin Maceraları’nın 2. bölümü haftanın vizyona giren diğer filmleri. Bu haftaki vizyon sayfasını, hesapta olmayan nedenlerden ötürü cuma gününe yetiştirmedik. Özür diliyor, iyi seyirler diliyoruz…

Tam dokuz filmin vizyona girdiği yeni bir sinema haftasına merhaba diyoruz sevgili okurlar! Romantizm, komedi, korku, her şey var listede… Üstelik Türk filmleri açısından da zenginiz. Haftanın yıldızı ise, kuşkusuz Berlin’den Altın Ayı ile dönerek göğsümüzü kabartan Bal. Buradan Semih Kaplanoğlu’nu bir kez daha tebrik ediyor, kendisine saygılarımızı sunuyoruz. Wild Hogs,Çılgın Motorcular, , ,

Bu yazı, film hakkında spoiler içermektedir Bu coğrafyada, bir tavuk için onlarca insanın öldüğü, bir o kadarının hapse girdiği, yarım asır boyunca sürdürülen kavgalar yaşandı...

Yeşim Ustaoğlu’nun merakla beklenen son filmi Araf, uzunca bir bekleyişin ardından dün itibarıyla gösterime girdi. Film, bir benzin istasyonunda, kendisine âşık olan Olgun ile birlikte çalışan Zehra’nın öyküsüne odaklanıyor.

Steven Soderbergh’in yönetmenliği bırakacağını açıkladıktan sonra üst üste çektiği filmlerin en yenisi Acı Reçete (Side Effects) bu hafta ülkemizde gösterime giriyor. Acı Reçete (Side Effects) en başta atmosfer kurma becerisiyle dikkat çeken bir yapım. Açılış sahnesi Hitchcock’u anımsatıyor.
Ad