Vizyon-tele

Hafta hafta vizyona çıkan filmler...

Mortal Kombat ve Resident Evil gibi filmlerle adını duyuran Paul W.S. Anderson’ın 2014 yılına damga duracak bir blockbuster olarak tasarladığı 100 milyon dolar bütçeli Pompeii ABD gişesinde sadece 23 milyon dolar kazanınca okyanus aşırı ülkelerdeki gösterimi yaza sarkmıştı. Game of Thrones dizisiyle tanınan Kit Harington’un başrolde olduğu yapımın konusu tanıdık: Şerefli gladyatörler hain Romalılara karşı.

Yönetmenliğini Fatih Akın’ın üstlendiği “Tschick” (Elveda Berlin), Maik ve Andrej ‘Tschick’ Tschichatschow’un heyecanlı hikayesini beyazperdeye aktarıyor.

Yaza dolu dizgin giriyor dağıtımcılarımız; yedi filmden mürekkep bir vizyon haftasıyla daha karşı karşıyayız! Üstelik Angelina Jolie’nin ilk sinema filmi yönetmenliği denemesi olan Kan ve Aşk ve Wes Anderson’un son mucizesi Moonrise Kingdom gibi iki önemli yapıt da vizyonun rengini daha bir arttırıyor. Haftanın bir diğer ağır abilerinden Siyah Giyen Adamlar 3, serinin takipçilerini mutlu edecek kalibrede gibi. 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü kazanan Canavarlar Sofrası, evet yerli film; fakat bu demir leblebi sıradan yerli film takipçilerinin dişine göre olmayabilir, aman dikkat! Dört kopyayla seyircisine ulaşmaya çalışacak olan, Matthew Lewis’in başat eserlerinden The Monk’un uyarlaması Şeytanın Yüzü, gothicseverlerin dikkat etmesi gereken bir film. Haftanın çerezleriyse Sevimli Kedi İş Başında ve Edepsiz Kız. Herkese iyi seyirler…

Gerard Butler, Aaron Eckhart, Morgan Freeman gibi bir oyuncu kadrosuna sahip olan Kod Adı: Olympus (Olympus Has Fallen) Beyaz Saray’a yönelik bir saldırı sonrası yaşananları anlatan çok da çekiciliği olmayan bir macera.

Sinema adına vasat bir hafta. Belli bir merakı cezbedebilecek, ama tatmin etmekten uzak filmlerin arasında Ölüm Zinciri sadece haftanın değil, senenin en kötüleri listesine rahatlıkla girebilecek seviyede. Dağıtımcılarımız paket alımlarda ellerine geçen bu filmleri hiç göstermeseler, karanlık depoların kilitli kapıları ardında saklasalar daha iyi olur. Haftanın filmi olarak Durdurulamaz'ı seçmemizin sebebi de yönetmeninin kıdeminden dolayı.

Fısıltı gazetesiyle kulaktan kulağa büyüyerek, romans türünün ülkemizdeki öncü eserine dönüşen İncir Reçeli'nin açtığı kapıdan giren filmlerin sayısını şimdiden unuttuk. Tam ‘sektör yönetmenleri’nin ısmarlama romanslarına alışmaya çalışırken biz; Başka Dilde Aşk, Atlıkarınca gibi filmleriyle tanınan ‘yaratıcı yönetmen’lerimizden İlksen Başarır’ın Bir Varmış Bir Yokmuş'u çıkageldi aniden… Bu zamana kadar konvansiyonel dil içinde olmakla birlikte, bağımsıza göz kırpan denemeler yapagelen Başarır, salonlarımıza konuk olan yeni filmiyle bağımsız tavrından biraz daha ödün vererek daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedeflemiş anladığımız kadarıyla.

Geçtiğimiz günlerde dağıtılan 87. Akademi Ödülleri’nde beş dalda Oscar’a aday olup (En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Müzik) En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Eddie Redmayne’a ödül kazandıran Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything), bizim “Teldaki Adam”la (“Man on Wire”) tanıdığımız belgeselcilikten gelme yönetmen James Marsh’ın dördüncü uzun metraj kurmaca filmi. Dünyanın en tanınmış bilim adamlarından olan kozmolog Stephen Hawking’in hayatına panoramik bir bakış gezdiren film, bu özel adama deyiş yerindeyse ömrünün en güzel yıllarını veren ilk eşi Jane Hawking’in aynı adlı eserinden perdeye aktarılmış.

Sinema çapkın erkek ve zeki kadını her zaman sevmiştir. Çapkın erkek karşısındaki bu zor olduğunu sandığı kadına hayatını adar, kadın ise duvarlarını yıkar ve...

Geçtiğimiz pazartesi sabahı dağıtılan Akademi Ödülleri’nde aday olduğu 9 daldan 4’ünde (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Görüntü Yönetmeni) Oscar’a uzanan Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi, Meksika asıllı yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun son uzun metraj denemesi. Iñárritu, o zamanki yol arkadaşı, senaristi Guillermo Arriaga ile birlikte yaptığı Paramparça Aşklar ve Köpekler (Amores Perros), 21 Gram (21 Grams) ve Babil (Babel) filmlerinde –aynı zamanda bu dizi ‘ölüm üçlemesi’ olarak anılır- uyguladığı “kesişen hikaye” metoduyla 2000’ler sinemasına damga vurmuştu.

Oscar sürecinde olmamıza rağmen kısır bir vizyon haftasındayız. Bu hafta sadece 3 film vizyon görüyor: Blair Cadısı’nın ardılı diyebileceğimiz bir gerilim denemesi olan İçimizdeki Şeytan, Almost Famous filmiyle tanıdığımız Cameron Crowe’ın aile draması Düşler Bahçesi ve çocuklar/çocuklu aileler için biçilmiş kaftan olan Neşeli Ayaklar 2. Herkese iyi seyirler.

2000’li yılların sonunda artık sektörel olarak ayağa kalkmaya başlayan sinemamızda yeni bir tür denenmeye başladı. Issız Adam'ın yarattığı sükseyi gören sinemacılarımız, ‘mutsuz son’ formülünü yeniden, bu sefer içine gözyaşı katmak suretiyle ele alarak “İncir Reçeli” ve “Aşk Tesadüfleri Sever” gibi filmler üretmeye başladılar. Daha sonra bildiğiniz üzere bu iki romansın da devamı vizyona girmekte gecikmedi. Bu hafta sinemalarımıza konuk olan, Mustafa Uğur Yağcıoğlu’nun yazıp yönettiği “Dünyanın En Güzel Kokusu”nu da bu filmlerin ardılı olarak nitelememiz mümkün sanıyorum.
Ad