Vizyon-tele

Hafta hafta vizyona çıkan filmler...

Haftanın filmleri aksiyon yıldızlarını bir araya getiren Cehennem Melekleri (Chuck Norris ilen Van Damme'ı niye oynatmıyorsunuz bakiim!); sulu zırtlak komedi Büyükler ve çocuğunu sevindir kontenjanından Kediler ve Köpekler: Kitty Galore’un İntikamı.

Bu hafta sekiz film vizyona giriyor. Türk sineması adına ülkemizin en önemli yönetmenlerinden Reha Erdem'in Kosmos'u ve Nesli Çölgeçen'in Denizden Gelen'i dikkat çekiyor. Atmosferi...

Kasım ayının son haftasına girerken, 6 yeni filmi izleyiciyle buluşturan vizyon programı sıra dışı biçimde dolu.

Emin Alper’in ikinci filmi Abluka (Frenzy) ilk sahnelerinden itibaren iyi bir prodüksiyona sahip olduğunu, üzerine düşünüldüğünü, para kazanmak ya da film yapmak için yapılmadığını hissettiriyor. Karşımızda büyük emek ürünü, güncel yerli film piyasası içinde konumlandırılması güç bir iş var.

Serinin en kötü filmi seçmekte hiçbir beis görmediğim Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde, zeka ve yaratıcılık pırıltılarından yoksun, hikayede ve karakterlerde klişelere, teknolojiye, geçmişten sarkan şöhretine ve elbette Johnny Depp’e yaslanan pahalı ama vasat bir film.

Son yıllarda çocuk istismarını konu alan yapımları sık sık beyazperde de görmeye başlamışken, Dogma 95 akımının öncülerinden olan Thomas Vinterberg bu kez Onur Savaşı (Jagten) ile bize aynanın diğer tarafını göstermeyi seçmiş.

Bu hafta dokuz film vizyona giriyor. Haftanın en dikkat çekici filmlerinden bir tanesi, Demir Adam serisinin üçüncü filmi Iron Man 3. Shane Black yönetmenliğindeki filmin değerlendirmesi Ali Abaday‘ın kaleminden sizlerle. Serkan Çellik bu hafta sizin için iki filmi mercek altına aldı. Bunlardan ilki, Jacques Audiard yönetmenliğindeki Pas ve Kemik (De rouille et d’os). İkincisi ise usta oyuncu kadrosuyla dikkat çeken Eski Dostlar (Stand Up Guys).

Alman dışavurumcu dans akımından yetişmiş ve dans tiyatrosunun en önemli ismi olan Pina Bausch'un dünyası önemli yönetmenlerden Wim Wenders'ın 3 boyutlu kamerası ile beyaz perdeye taşınıyor.

Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro son filmi Pasifik Savaşı (Pacific Rim) ile ilgili verdiği demeçlerde kendisinin de Kaijuların hayranı olduğunu belirtiyor.

Geçmişin Sırları temelini “suçsuzluğunu ispat etmek için kaçmak zorunda kalan adam” kalıbının üzerine kurmuş.

Baba'yı (The Godfather) klasik yapan en önemli neden, ‘suç türü’nü olaydan çok derin karakterler, psikolojik tahliller ve ilişkilerin içiçe geçtiği, grift bir drama yapısıyla tanıştırmasıdır. Hatta öyle ki, Quentin Tarantino 1992’de Rezervuar Köpekleri'yle (Reservoir Dogs) bu işi bir adım ileriye götürmüş adeta ‘olaydan yoksun bir suç filmi’ çekerek tür tarihine bir başyapıt hediye etmişti. Fransız oyuncu Guillaume Canet’in, ülkemizde bugün vizyona giren dördüncü uzun metrajı Kan Bağları (Blood Ties) da, çatışmadan, kovalamacadan, patlayan silahlardan, yani ‘olay’dan çok karakterlere, ilişkilere ve suçun bir aileyi nasıl değiştirdiğine odaklanıyor.
Ad