Vizyon-tele

Hafta hafta vizyona çıkan filmler...

6 filmlik dolu bir vizyon haftasına giriyoruz. Ama seçeneklerin çeşitliliği kaliteye yansımıyor maalesef. Buna rağmen Tilda Swinton'ın döktürdüğü Benim Adım Aşk ve leziz bir süper kahraman parodisi olan Megazeka seyirciyi tatmin etmeye yetecektir. Hepinize iyi seyirler...

Yeni yıla dolu dolu bir vizyon programıyla başlıyoruz. Ata Demirer'in Eyyvah Eyvah 2 filmi ilki kadar ilgi görecektir, ama en çok gündem yaratacak filmin Hür Adam: Bediüzzaman Said Nursi olacağına kuşku yok. 5 No'lu Cezaevi ve Güzel Bir Hayatı Düşlerken filmlerinin bu ikilinin arasında kaybolmamasını umuyoruz.

Sene bitiyor, ama vizyon devam ediyor. Haftanın filmi ise Aslı Gibidir (Copie conforme). Herkese iyi seyirler...

Geçen hafta vizyona 9 film girmesine rağmen tatmin olmamıştık. Oysa bu haftanın üç filminden her biri kendi alanında seyir keyfi vermeyi başarıyor. Tamam, birer şaheser değiller, ama özellikle Türk filmlerinden oluşan kötü filmler kuşağından sonra izleyiciye ferahlık vermeyi başarıyor. Haftanın filmi olarak Hırsızlar Şehri'ni seçmemizin sebebi Amerikanya'da kopan yaygaraya kendimizi kaptırmamızdan dolayı değil, yaşadığımız dünyaya en çok temas eden film olmasından.

Kimi teknik direktörler yetersiz kadro yüzünden, kimi teknik direktörler ise birbirinden kaliteli oyunculara sahip olduğu için ilk 11'i belirlerken sıkıntı yaşarlar, ama bütün teknik direktörler ikinci durumu yaşamak için can atarlar. 9 filmin vizyona girdiği bu hafta bizim böyle bir lüksümüz yok maalesef. Kendi çapında değerlendirilince iyi diyebileceğimiz filmler mevcut, ama onlar da heyecanlandırmaktan uzak. Türk filmleri ise bildiğiniz gibi; en iyisi bile bitmek bilmeyen senaryo hastalıklarımızdan muzdarip...

Bu hafta topu topu iki film vizyona giriyor, ama ikisi de yeterince tatmin edici olmaktan uzak. Ancak problem değil; kah prodüksiyonu ile kah oyuncu parıltısı ile kendini satmayı başaran filmler söz konusu. Ticari sinema açısından alan razı, satan razı diyebiliriz. Bize de sadece "İyi seyirler," demek kalıyor...

Bayram tatili sonrası hız kesen vizyonda bu hafta sadece üç film var. Nicelik değil nitelik önemli diyenler için de vasat bir hafta sonuyla karşı karşıyayız. Yaşayan en önemli yönetmenlerimizden Yavuz Turgul bile bu durumu değiştiremiyor.

Bu haftanın öne çıkan filmleri vaat ettiği eğlencenin hakkını veren Git Başımdan ve yürekleri sızlatacak bir belgesel olan İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları. Herkese iyi seyirler...

Bu hafta sadece 2 film vizyona giriyor. Dağıtımcılarımız 9 günlük Kurban Bayramı tatili sonrası iş ve okul hayatına dönecek seyircilerin yaşayacağı depresyonu gözetiyorlar anlaşılan. Öte yandan, vizyon programının az ve öz olduğunu söylemek de mümkün. Bir yanda fanatik bir seyirci kitlesine sahip Harry Potter serisinin "son bölümünün ilk yarısı", diğer yanda popüler Türk sinemasının ağır silahı Çağan Irmak'ın yeni masalı Prensesin Uykusu.

Sinema adına vasat bir hafta. Belli bir merakı cezbedebilecek, ama tatmin etmekten uzak filmlerin arasında Ölüm Zinciri sadece haftanın değil, senenin en kötüleri listesine rahatlıkla girebilecek seviyede. Dağıtımcılarımız paket alımlarda ellerine geçen bu filmleri hiç göstermeseler, karanlık depoların kilitli kapıları ardında saklasalar daha iyi olur. Haftanın filmi olarak Durdurulamaz'ı seçmemizin sebebi de yönetmeninin kıdeminden dolayı.

Bu hafta kolay geçti, çünkü hiç basın gösterimi yoktu! Mahsun Kırmızıgül "gurur" yaptı, ama Pak Panter'in derdi neydi bilmiyorum. Vay Arkadaş - Manik, Tik, Dildo'yu ise geçen hafta seyrettik. Mahsun her ne kadar sinema yazarlarını kaale almasa da New York'ta Beş Minare'yi haftanın filmi olarak göstermekten gocunmuyoruz.
Ad