Vizyon-tele

Hafta hafta vizyona çıkan filmler...

Pixar'ın en bilimsel ve en komik animasyonu olarak anılmaya aday Ters Yüz vizyonda. Sevimli Canavarlar (Monsters, Inc.) ile tanıştığımız, Yukarı Bak (Up) ile yetişkin animasyonu kavramını genişleten ve Oscar kazanan Pete Docter projenin başındaki isim. 

Fısıltı gazetesiyle kulaktan kulağa büyüyerek, romans türünün ülkemizdeki öncü eserine dönüşen İncir Reçeli'nin açtığı kapıdan giren filmlerin sayısını şimdiden unuttuk. Tam ‘sektör yönetmenleri’nin ısmarlama romanslarına alışmaya çalışırken biz; Başka Dilde Aşk, Atlıkarınca gibi filmleriyle tanınan ‘yaratıcı yönetmen’lerimizden İlksen Başarır’ın Bir Varmış Bir Yokmuş'u çıkageldi aniden… Bu zamana kadar konvansiyonel dil içinde olmakla birlikte, bağımsıza göz kırpan denemeler yapagelen Başarır, salonlarımıza konuk olan yeni filmiyle bağımsız tavrından biraz daha ödün vererek daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedeflemiş anladığımız kadarıyla.

Yeni sezon başladı derken bayram tatili geldi. Haliyle sinema salonu işletmecilerinin ağzı sulanmıştır. Peki seçeneklerimiz nedir? Aksiyon/macera için Ölümcül Deney 4: Ölümden Sonra, dram seyretmek için Centilmen, çoluk çocukla film seyretmenin dayanılmaz hafifliği için de Saftrik Greg'in Günlüğü tavsiye edilir. Tatil deyip Ters Ninja'yı ihmal etmeyin...

Bazı aralıklarla “sinemada en unutulmaz kadın performansları” gibi listeler yapılagelmiştir ve mutlaka sizin de baktığınız bir iki tane liste olmuştur. Bu listelerin gediklileri var elbet. Maria Falconetti (La Passion de Jeanne d'Arc / Jean d'Arc'ın Tutkusu ), Catherine Deneuve (Repulsion / Tiksinti), Meryl Streep (Sophie’s Choice / Sophie’nin Seçimi) veya Gloria Swanson (Sunset Blvd. / Sunset Bulvarı) gibi… 2010’lu yılların ilk yarısını yaşadığımız şu günlerde bu kadın performanslarının yanına kendi adını yazdıracak en yeni örnekse Paulina Garcia (Gloria, 2013).

Komedi, ister Yeşilçam Dönemi olsun, isterse de Eşkıya ile başladığı kabul edilen yeni dönem, her zaman sinemamızın en önemli damarı komedi oldu. Nasıl ki, bir kuşak toplumsal içerikli komedi ile yetiştiyse, şimdiki kuşak da maalesef skeçvari komedi anlayışıyla büyüdü. Başta Cem Yılmaz, Ata Demirer ve Şahan Gökbakar gibi isimler, sahnelerden/TV’lerden sinemaya transfer ettikleri bu skeç dili ile, yeni sinemanın gişe canavarlarını yaratmayı başardılar. Cem Yılmaz, ilk filmi G.O.R.A.'dan başlayarak A.R.O.G.' ve Yahşi Batı gibi filmlerde bu dili kullansa da, Hokkabaz gibi bir filme imza atarak ‘sinema’ da yapabileceğini göstermişti. Yılmaz’ın ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu Pek Yakında filmi de, Hokkabaz gibi skeç dilinden uzak duran ve gerçekten de incelikli senaryosu/üstün rejisiyle ‘ünlü star’ın en iyi yapıtı hiç kuşkusuz!

Albert Camus’un “Sürgün ve Krallık” eserindeki “Misafir” adlı küçük bir öyküden beyazperdeye uyarlanan “İnsanlıktan Uzakta” (“"Loin des hommes") bu seneki Venedik Film Festivalinde tam üç ödül alarak kendinden oldukça söz ettirmişti. 1954 yılında Cezayir Savaşı sırasında Endülüslü bir göçmen öğretmen ile Arap bir katil zanlısının Atlas Dağları’na konuşlanmış bir okulda yollarının kesişmesini anlatan “İnsanlıktan Uzakta” önce bir yol filmi gibi başlayıp ardından western’e evrilen bir yapıya sahip.

Danimarkalı senarist ve yönetmen Kristian Levring’in Korkma Benden’den (Den du frygter/Fear Me Not) altı sene sonra çektiği İntikam, 34. İstanbul Film Festivali’nde göremeyenler için vizyonda. Başroller televizyon macerası süren iki ünlü oyuncuya emanet: Hannibal’dan Mads Mikkelsen ve Penny Dreadful’dan Eva Green.

68 olayları sırasında Paris’te iki Fransız kardeş ve bir Amerikalı öğrencinin, kapandıkları evde yaşadıklarını anlatan Düşler, Tutkular & Suçlar’dan (The Dreamers) sonra dokuz yıl sinemaya ara veren Bernardo Bertolucci yeni filmi Ben ve Sen’de (Io e te); bu kez de bir apartmanın bodrumuna saklanmış üvey kardeşlerin birlikte geçirdiği haftayı anlatıyor.

Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Filmekimi başlamak üzereyken ticari vizyon tamamen Amerikan yapımlarına teslim olmuş durumda.

Bu haftanın öne çıkan filmleri vaat ettiği eğlencenin hakkını veren Git Başımdan ve yürekleri sızlatacak bir belgesel olan İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları. Herkese iyi seyirler...

Kasım ayının son haftasına girerken, 6 yeni filmi izleyiciyle buluşturan vizyon programı sıra dışı biçimde dolu.
Ad