Vizyon-tele

Hafta hafta vizyona çıkan filmler...

Bu hafta sinemalarımıza sadece dört film konuk oluyor: Haftanın en dikkat çekici filmi, sahnelerinin bir kısmı ülkemizde çekilen Bond serisinin son halkası Skyfall kuşkusuz. Bu seneki (19.) Altın Koza Film Festivali’nde ipi göğüsleyen Babamın Sesi de bu hafta görücüye çıkmaya karar vermiş. Araf’ta kamyon şoförü olarak rastladığımız Özcan Deniz, Evim Sensin’le ikinci yönetmenlik denemesine soyunurken; 2 Oscar’lı Little Miss Sunshine ile sinema dünyasına hızlı bir giriş yapan Jonathan Dayton & Valerie Faris ikilisinin son bağımsız romansı Hayalimdeki Aşk, başında kavak yelleri esen çiftleri salonlara çağırıyor.

Bir gazetecinin işi, gerçekleri bulmakla bitmez. Bir de onları kamuoyuna sunmak vardır ki asıl mücadele burada başlar. Manipülasyon ve çarpıtmalara rağmen haberi, gerçekleri gündemde tutmaktır en zor olan. 2004 yılında CBS'ten Dan Rather ve Mary Mapes'in tam olarak aynısını yaşadı. Fakat onlar malesef bu savaşı kazanamadı.

Taşıyıcı Frank Martin'in macerası The Transporter Refueled ile yeniden başlıyor. İlk üç filmden farklı bir çizgide seyreden filmde yan karakterlerin işlevi öncekilere kıyasla daha büyük...

Erden Kıral yeni filmi Gece ile karşımızda. Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat ve İlyas Salman başrollerde.

Bir senarist düşünün. Elinde pek de parlak sayılamayacak bir çıkış noktası var. Yazmaya başlıyor ve her sahneden önce kendine şu soruyu soruyor: Başkası olsa şimdi ne yazardı, bundan önceki benzer filmlerde neler yapıldı. Ve hiçbirini yapmıyor. Harika değil mi? İşte Ölüm Ormanı bence böyle hazırlanmış bir film.

Şubatın 24’ünde dağıtılacak olan Oscar Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında aday olan Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild), 2006’da Küçük Gün Işığım (Little Miss Sunshine) ile Akademi’ye de kendini iyiden iyiye kabul ettiren bağımsız sinema örneklerinin sonuncusu. Benh Zeitlin, aynı zamanda bu ilk uzun metraj denemesiyle Cannes’da ilk filmlere verilen Altın Kamera Ödülü’nü de kazanmıştı.

Sinema son yıllarda, özellikle de gişe sineması adına yeni işler ortaya koymakta oldukça zorlanıyor. Birbiri ardına uyarlamalar, yeniden çevirim (remake), biyografiler çekilip duruyor. Bu...

William Shakespeare’in dört yüz yıllık eseri Macbeth bir kez daha beyazperdede. 2011’in festival hitlerinden Snowtown’ın yönetmeni Avustralyalı Justin Kurzel’e emanet edilen yapım Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmıştı.

Prenses bir kurbağanın çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecini modern bir hikaye tadında anlatan "Kurbağa Krallığı" ("Frog Kingdom"), toplumsal algının "kadın", "eşitlik", "özgürlük" gibi kavramlara yüklediği anlamları da sorgulamaya çabalıyor.

Justin Kurzel, 2011 güzünde Filmekimi’nde izlediğimiz ilk filmi Snowtown ile pedofil ve homoseksüelleri hedef alan bir grubun üyesi olan genç katil Jamie Vlassakis’in kafasının içine bizi hapsetmiş ve deyiş yerindeyse bize salonu dar etmişti. Kurzel, bizde bugün vizyona giren ikinci uzun metrajı, modern bir William Shakespeare trajedisi yorumu diyebileceğimiz “Macbeth”te de benzer bir şey denemiş; Macbeth’i yakıp kavuran iktidar hırsını olabildiğince seyirciye geçirmeye çalışmış.

Peter Pan’ın kimliği her zaman bir soru işaretiydi. Kim olduğu bilinse de nerden ve nasıl geldiği, nasıl Peter Pan olduğu hiçbir zaman kesin olarak...
Ad