
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
7 Oca
2010′un bitmesiyle beraber alışıldık ritüelleri tekrarlıyoruz. Mesela geçmiş yıl değerlendirmeleri, en iyi film listeleri okuyacaksınız bol bol. Ters Ninja olarak biz de bu teamüle ayak uydurduk ve hem kendimizin hem de diğer sinema yazarlarının listelerini size sunduk. Bunu yaparken Türkiye’de vizyona giren filmler kapsamından dışarı çıkmadık. Dolayısıyla özellikle yurtdışında yayımlanan listeler ile çok farklı sonuçlara ulaştık. Çünkü beğeni kazanmış pek çok 2010 yapımı film sinemalarımıza henüz uğramadı. 2011′de de aynı kaderi yaşamayacağımızı ümit ediyoruz.
31 Ara
Öyle ya da böyle, bir senenin daha sonuna geldik. Ne kadar havalı fikirler ifade etsek de böylesi dönümleri göz ardı edemediğimiz belli. Pek çoğumuz yılbaşı klişelerini yeniden üretmeye devam edeceğiz. Mesela hayatınızın geri kalanı için tutamayacağınız ve tutamadığınız için kendinizden nefret edeceğiniz sözler vermek gibi. Ama öncesinde sinemaya gidip “kendini kandırma sanatı”ndan biraz daha istifade etmek isteyebilirsiniz. Peki, biz onca film seyrettik de n’oldu? Dünyaya olan sevgimiz ve insanlığa olan inancımız arttı… Sadece kısa bir süre içindi, ama olsun, hiç yoktan iyidir…
24 Ara
Geçen hafta vizyona 9 film girmesine rağmen tatmin olmamıştık. Oysa bu haftanın üç filminden her biri kendi alanında seyir keyfi vermeyi başarıyor. Tamam, birer şaheser değiller, ama özellikle Türk filmlerinden oluşan kötü filmler kuşağından sonra izleyiciye ferahlık vermeyi başarıyor. Haftanın filmi olarak Hırsızlar Şehri‘ni seçmemizin sebebi Amerikanya’da kopan yaygaraya kendimizi kaptırmamızdan dolayı değil, yaşadığımız dünyaya en çok temas eden film olmasından.
17 Ara
Kimi teknik direktörler yetersiz kadro yüzünden, kimi teknik direktörler ise birbirinden kaliteli oyunculara sahip olduğu için ilk 11′i belirlerken sıkıntı yaşarlar, ama bütün teknik direktörler ikinci durumu yaşamak için can atarlar. 9 filmin vizyona girdiği bu hafta bizim böyle bir lüksümüz yok maalesef. Kendi çapında değerlendirilince iyi diyebileceğimiz filmler mevcut, ama onlar da heyecanlandırmaktan uzak. Türk filmleri ise bildiğiniz gibi; en iyisi bile bitmek bilmeyen senaryo hastalıklarımızdan muzdarip…
10 Ara
Bu hafta topu topu iki film vizyona giriyor, ama ikisi de yeterince tatmin edici olmaktan uzak. Ancak problem değil; kah prodüksiyonu ile kah oyuncu parıltısı ile kendini satmayı başaran filmler söz konusu. Ticari sinema açısından alan razı, satan razı diyebiliriz. Bize de sadece “İyi seyirler,” demek kalıyor…
3 Ara
Bayram tatili sonrası hız kesen vizyonda bu hafta sadece üç film var. Nicelik değil nitelik önemli diyenler için de vasat bir hafta sonuyla karşı karşıyayız. Yaşayan en önemli yönetmenlerimizden Yavuz Turgul bile bu durumu değiştiremiyor. Art-house tabir edilen sanat sinemasında elde edilen başarılar git gide artarken popüler Türk sinemasının (özellikle senaryo anlamında) belli bir vasatı bile yakalayamıyor oluşu üzerinde daha ciddi düşünmemiz gerekiyor. Eleştirmenlerin yerden yere vurduğu ya da vasat diyerek geçiştirdiği kimi filmler seyircinin takdirini toplayabilir, ama her iki kesimin yüz çevirdiği film sayısı da bir hayli fazla. Bu durum Türk filmi denince seyircinin burun kıvırdığı dönemlere geri dönme tehlikesini arttırıyor. Eğer bu nitelik sorununu aşarsak sinemanın sanatsal, toplumsal ve bireysel anlamı üzerine tartışmaya, hayatın içindeki yerini belirginleştirmeye başlayabiliriz.
26 Kas
Her hafta vizyon filmleri tanıtımlarını bitirdikten sonra önümüzdeki haftanın filmlerine bakıyorum. Ancak bunu her gün tekrarlamak gerekiyor, çünkü sık sık değişiklikler yaşanıyor. Bu konuda en önemli başvuru kaynakları olan Sadi Bey ve Box Office Türkiye’nin pek bir sorumluluğu olduğunu sanmıyorum. En büyüğünden en küçüğüne bütün dağıtımcı ve yapımcı firmalar bu konuda yeterli hassasiyeti göstermeyebiliyor. “Neren eğri?” diye sormayacak kadar takip ediyorum bu sektörü, ama tekrar dile getirmeden de duramıyorum.
Bu haftanın öne çıkan filmleri vaat ettiği eğlencenin hakkını veren Git Başımdan ve yürekleri sızlatacak bir belgesel olan İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları. Herkese iyi seyirler…
19 Kas
Bu hafta sadece 2 film vizyona giriyor. Dağıtımcılarımız 9 günlük Kurban Bayramı tatili sonrası iş ve okul hayatına dönecek seyircilerin yaşayacağı depresyonu gözetiyorlar anlaşılan. Öte yandan, vizyon programının az ve öz olduğunu söylemek de mümkün. Bir yanda fanatik bir seyirci kitlesine sahip Harry Potter serisinin “son bölümünün ilk yarısı”, diğer yanda popüler Türk sinemasının ağır silahı Çağan Irmak‘ın yeni masalı Prensesin Uykusu.
12 Kas
Sinema adına vasat bir hafta. Belli bir merakı cezbedebilecek, ama tatmin etmekten uzak filmlerin arasında Ölüm Zinciri sadece haftanın değil, senenin en kötüleri listesine rahatlıkla girebilecek seviyede. Dağıtımcılarımız paket alımlarda ellerine geçen bu filmleri hiç göstermeseler, karanlık depoların kilitli kapıları ardında saklasalar daha iyi olur. Haftanın filmi olarak Durdurulamaz‘ı seçmemin sebebi de sadece yönetmeninin kıdeminden ve Landlord‘un yorumundan dolayı.
5 Kas
Bu hafta kolay geçti, çünkü hiç basın gösterimi yoktu! Mahsun Kırmızıgül “gurur” yaptı, ama Pak Panter‘in derdi neydi bilmiyorum. Vay Arkadaş – Manik, Tik, Dildo‘yu ise geçen hafta seyrettik. Mahsun her ne kadar sinema yazarlarını kaale almasa da New York’ta Beş Minare‘yi haftanın filmi olarak göstermekten gocunmuyoruz.
Son Yorumlar