Yetmişli yılların başında Holywood’daki en önemli krizi kadın bağımsızlığı ve cinselliği oluşturuyordu. “Jaws” ve “Şeytan” (“The Exorcist”) gibi filmlerde billurlaşan bu kriz, feminizmin kamusal liderliği tehdit etmesini konu edinir. Korku literatürünün üzerinden yaklaşık yarım asır geçmesine rağmen hala bu krizin izlerini taşıdığını söylemek mümkün. İşte bizde bu hafta vizyona giren, “The Devil Inside” ve “Stay Alive” filmlerinden tanıdığımız William Brent Bell’in yönettiği “Lanetli Çocuk” (“The Boy”) da bu krizin bir mahsulü aslen.

Dur durak bilmeyen gündemimiz sırasında 19. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali sessizce tamamlanıverdi. Tam da bu dönemde oldukça önem arz ettiğini düşündüğümüz festivalin...

Bandanası, dur durak bilmeyen, hızlı konuşması ve en önemlisi renkli t-shirtleriyle TV dünyasının fenomeni Ali Ece’yi tanımayanız hala kaldı mı? Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol kitabıyla bir de rafları şenlendiren Ali Ece’ye edebiyattan müziğe kadar uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik… Tadını çıkarın!

İlk filmi Bu Son Olsun ile yönetmenlik kariyerine başlayan Orçun Benli, ikinci denemesi Gulyabani'den sonra 5 Dakikada Değişir Bütün İşler'le tekrar seyirci karşısına çıktı. Benli’yle buluştuk ve yeni filmi 5 Dakikada Değişir Bütün İşler üzerine konuştuk…

Zeki Demirkubuz sinemasının aslen iki atardamarı var; birincisi düşmüş sınıfı, ayaktakımının yaşama tutun(ama)ma sorunsalı, diğeriyse ontolojik olarak bireyin bu düzen ve çelişki içindeki ‘bulantı’sı. İlk filmi C Blok'tan başlayarak hep aynı şeyi anlattı Demirkubuz; tüm büyük auteur yönetmenlerin yaptığı gibi. Sinema dili de zaman içinde gelişti, serpildi ve gitgide edebileşti. 2009 yılında yaptığı Kıskanmak'la birlikte ise alt-sınıftan büsbütün koptu dili Demirkubuz’un. Sanki artık ciddiye alınmak istiyordu yönetmen; alt-sınıflardan hayatlar anlatsa da, bunları alt-sınıflara anlatmıyordu. Yönetmen, yeni filmi Kor'da da biçimin konunun önüne geçtiği yeni sinemasına devam ediyor.

2011 yapımı Devrimden Sonra ile yönetmenlik macerasına başlayan Mustafa Kenan Aybastı, yeni filmi Yolculuk'ta gericiliğin ağına düşürdüğü çıkışsız bir gencin cihatçı terör örgütüne katılmasını konu alıyor. Aybastı’yla buluştuk ve Türkiye’nin halinin pür mealinden bağımsız sinemaya kadar uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

Geçtiğimiz yıl 6. Malatya Film Festivali’nde Kristal Kayısı En İyi Film Ödülü kazanan “Kar Korsanları”, ardından 22. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Yılmaz Güney Ödülü ve 1. Edirne Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı. Yurtdışında daödüller kazanmış, hayli beğeni toplamıştı. Darbe Türkiye’sinin Kars’ında üç çocuğun başından geçen hikayeyi anlatan Kar Korsanları'nın yönetmeni Faruk Hacıhafızoğlu ile sizin için keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

Yarın start alacak olan 35. İstanbul Film Festivali 17 Nisan tarihine kadar devam edecek… Festivalde görülmesi gereken birkaç filmi geçen haftaki yazımda kaleme almıştım. Bu haftaki yazımızda festivalde görebildiğim filmlerden birkaçını sizler için mercek altın almaya çalışacağım.

1982 yılında bir sinema haftası olarak yoluna başlayan ve yıllar içinde ülkenin en büyük sinema organizasyonlarından biri olan İstanbul Film Festivali bu yıl 35. yaşını kutluyor. 7-17 Nisan tarihleri arasında tertiplenecek olan festival, resmi olarak bu haftasonu Fransız Kültür Merkezi’nde 12 saatlik bir gösterim ile başlayacak. Akıbetinden bir süre önceye kadar haber alınamayan, Fransız usta Jacques Rivette’in 775 dakikalık Out 1 Noli me tangere filmi restore edilmiş kopyasıyla seyirci karşısına çıkacak! Bunun yanında festivalde 62 ülkeden tam tamına 221 film gösterilecek... Biz de bu hafta sinemaseverlere kılavuz olalım istedik ve bu yıl festivalde mutlaka görülmesi gereken bazı filmleri sıraladık…

Kardeş Payı dizisinin Emrah’ı olarak tanınan Emrah Kaman’ın senaryosunu kardeşi Murat Kaman’la yazdığı, aynı zamanda başrolünde boy gösterdiği Kaçma Birader bugün vizyonda! Daha önce birçok TV dizisinin senaryosuna da emek veren Kaman’la yeni filmi Kaçma Birader'i konuştuk…

Bu seneki Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’yle birlikte dört adet ödül almasına rağmen Altın Palmiye’yi geçtiğimiz haftalarda yine bu sayfada yazdığımız “Dheepan”a kaptıran “Saul’un Oğlu” (“Saul Fia”), artık her sene neredeyse birkaç örneğini gördüğümüz holokost filmlerinden biri. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre’yi de kazanan film, Macar yönetmen László Nemes’in ilk yönetmenlik denemesi. “Saul’un Oğlu”, aynı zamanda Oscar yarışında bizde de çokça tartışılan “Mustang”in en büyük rakibi konumunda...