Landlord Chronicles: Ege Görgün

Landlord'un Ters Ninja Günlükleri

Bir şeylerin fena halde ters gittiği radyodaki kadın, "Şu anda gelen haberler depremin çok şiddetli hissedildiği İzmit çevresinde ve Derince, Körfez'de çok sayıda binanın yıkıldığı ve can kaybının olduğu yönünde." Tam böyle dememişti elbette. Ama bu minvalde bir şey işte.

Uğur Mumcu ve Tekel işçileri... En büyük ninjalar sizsiniz!

Aydemir Akbaş’ın hayatının ikinci baharında futbola sarmış, sabık bir porno film oyuncusu olduğunu söylediler. Siz de inandınız. Ama işte yine fena halde yanıldınız.

Alien fikri o zamanlar yeşermeye başladı O’Bannon’ın aklında. Ama araya başka işler girdi. Okul bittikten sonra Dune filminde çalışması için Avrupa’dan teklif aldı. H.R. Giger, Moebius ve Chris Foss gibi çizerlerin de projeye dahil olduğunu öğrenince tası tarağı toplayıp Avrupa’ya gitti.

Todd’u kimse sevmiyor çünkü Todd çok çirkin. Öyle ki anne babası ondan utandıkları için Todd’un daima kafasında bir kesekağıdı ile gezmeye zorluyor. Mahallede çocukları öldüren bir seri katil ortaya çıktığında şüpheler Todd üstüne yoğunlaşıyor.

O sırada Beşiktaş defansının vazgeçilmezi Çengel Hüseyin (Saygun), lakabının hakkını verircesine topu rakibinin ayağından çalıp Fenerbahçe hücumunu sonlandırıyor.

“Türk sinemasında kadın” konusunda düşünüp konuşmaya başladığınızda, 1920’li yıllarda çekilen ilk konulu filmlerde gayrimüslim kadınları oynatmak zorunda olan bir ülke sinemasından söz ettiğinizi aklımızın bir kenarında muhafaza etmekte yarar var.

Arslan Kaynardağ’ın Ramazan Gökalp Arkın ile yaptığı söyleşiden, tanıyanların onu tariflerinden ve az da olsa belge ile fotoğraflardan oluşan Eğitim ve Yayın işte bu sırrı keşfetmenizi sağlıyor.

Göztepe sonraki turda güçlü Yugolar’a, Voyvodina’ya elenerek o sene için Avrupa defterini kapatır. 1968-69 sezonunda puan cetvelinin üstlerinde yer bulan Göztepe bir kez daha Avrupa’dadır. İlk turda karşısına çıkan Olimpique Marseille’i eler.

Ama gişeler bir dönemin sonu olduğunu söylüyordu. Peter Cushing ve Christopher Lee’nin başrolü oynadığı 1957 tarihli The Curse Of the Frankenstein’a (Frankenstein’ın Laneti) kadar bu duraklama dönemi devam edecekti.

Bu yüzden en sağlıklı bilgiye ulaşabilmek için olabildiğince fazla kaynaktan yararlanma yoluna gittim. En baştan söylemek gerekiyor: Nijat Özon, Rekin Teksoy, Giovanni Scognamillo ve Agah Özgüç gibi değerli isimlerin eserleri olmadan böyle bir yazının yazılabilmesi olası bile değildi.
Ad