
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
1 Şub
“Scognamillo, Türk sinemasını çok iyi tanıyan, bilen, yazarlığa başladığından beri sürekli olarak her devirde set işçisinden, film yönetmenine kadar herkesle ilgi kuran, daha da önemlisi yerli sinemaya sırt çevirmeyip burun kıvırmayan tek sinema yazarıdır.”
30 Oca
“İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgem sanırmış.”
İster kitaptan okuyun, ister filminden seyredin “Zübük”ü tecrübe ettikten sonra Aziz Nesin’in bu toprakların Jules Verne’i olduğuna ikna olacaksınız. Nesin, Verne gibi yaşadığı zamanın ötesindeki teknolojik aletleri ve gelişmeleri çok önceden hayal etmemiştir belki, ama 1961 yılında Türkiye’nin siyasal ve toplumsal hayatının yalnızca 80’lerdeki ahvalini değil, bugünlerini bile ayna gibi yansıtan bir eser koyabilmiştir ortaya. Verne’in gerçeğe dönüşen bilimkurgusu varsa, Nesin’in de yıllar içinde gerçekliğinden en ufak bir şey kaybetmeyen “sosyalkurgu”su var.
28 Oca
‘Sinemamız çok önemli bir ustasını daha yitirdi, geçtiğimiz günlerde. Ustaların ustası Ö. Lütfi Akad yok artık. Yaprak dökümü sürüyor kalbimizi kıra kıra…” cümlesini yazdığımda yaprak dökümünün bitmediğini gelen yeni acı haberlerle anlıyorduk ne yazık ki. Ölüm acımasızca ve sanki intikam alırcasına sürdürüyordu ‘etkinliğini.’ İntikam alırcasına diyorum çünkü ölüm bir yanıyla hayatı kirleten, çirkinleştiren üzücü bir durumdu; bu yazıya konu olan, son zamanlarda hepimizi üzerek aramızdan ayrılan, ölen insanlar sinemacıydı/sanatçıydı ve işleri yaptıkları sanat yoluyla hayatı güzelleştirmekti.
16 Oca
Dizilerle başlayan ve tartışmalar yaratan “tecavüz” modasının Yeşilçam’daki izlerini sürdük.
14 Oca
Sinemamız çok önemli bir ustasını daha yitirdi, geçtiğimiz günlerde. Ustaların ustası Ö. Lütfi Akad yok artık. Yaprak dökümü sürüyor kalbimizi kıra kıra…
10 Oca
Kurtuluş Son Durak ele aldığı konu itibariyle Türkiye’de kadına yönelik şiddete dikkat çekmeyi amaçlıyor. Toplumsal alanda son derece önemli bir konuya mizahi bir üslupla el atıyor. Film, evlenme aşamasındayken satın aldığı Saadet Apartmanı’na nişanlısından ayrılmış halde taşınan Eylem’in ve apartmanda yaşayan diğer kadınların hayatlarına, birbirleriyle ilişkilerine, karşılaştıkları şiddete ve şiddeti önlemek için kendi aralarında çözümler üretmelerine odaklanıyor.
7 Ara
Muzaffer Tema’nın aramızdan ayrılışıyla yalnızca Yeşilçam’ın en yakışıklı aktörlerinden birini değil, Ay’a giden ilk Türk’ü de sonsuzluğa uğurlamış olduk.
1 Ara
Not: Yavuz Özkan’ın bütün filmlerini izlememiş olanlar bu kişisel yazıyı okumasalar da olur.
Siz rahat yataklarınızda uyurken belki de Yavuz Özkan; senaryosuna sihirli bir cümle daha ekliyor, çekeceği öldüresiye lirik bir sahnenin planlarını kafasında kurguluyor, ya da ‘bellek ve zaman’ diye iki parçaya bölünmüş ve şimdi birer üvey kardeş gibi duran açmazı düelloya davet ediyor.
29 Kas
Ömer Lütfi Akad ve Şükran Ay’ın Anısına…
Vesikalı Yarim‘in en başarılı olduğu noktalardan birisi ayrılamama ama aynı zamanda kavuşamama halini bütün acısıyla, çaresizliğiyle yansıtabilmesi. Ne birlikte olunabiliyor ne de ayrı. Varlık da yokluk da yakıyor. Çözümü olmayan, insanın elini kolunu bağlayan, çaresiz bırakan bir durum… Ve film ayrılıkla noktalanırken, yaşanan çaresizlik duygusunu insanın en derinlerine kazıyor…
19 Kas
Film Arası Sinema Dergisi Türk Sineması’nın büyük ustası Ömer Lütfi Akad’a özel bir sayı hazırlayıp ustanın önemli yapıtlarından olan Vesikalı Yârim filminin neden çok sevildiğini yönetmen, eleştirmen ve yazarlara sormuştu. Sanki ustanın gideceğini hissetmişlerdi. Ben de derginin o sayısı için kendimce şöyle ifade etmiştim hissiyatımı ve fikriyatımı. O satırlarla veda edelim Ömer Lütfi Akad’a…
Son Yorumlar