Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

Aydemir Akbaş’ın hayatının ikinci baharında futbola sarmış, sabık bir porno film oyuncusu olduğunu söylediler. Siz de inandınız. Ama işte yine fena halde yanıldınız.

48. Altın Portakal Film Festivali vesilesiyle bulunduğumuz Antalya'da Yeşilçam'ın ünlüleriyle video söyleşiler yapma fırsatı bulduk. Bol bol Yeşilçam anıları dinledik, tabi biraz da dedikodu... Yazıya dökülmüş hallerini daha sonra paylaşacağımız bu keyifli sohbetlerden ilkini Sümer Tilmaç'la yaptık. İşte o sohbetin fragmanları...

1937 yılında Mecidiyeköy’deki derme çatma bir stüdyoda dublaj yaparak girdi sektöre Halil Kamil (1893-1968). Montajlama metoduyla bir de bir belgesel çekti: Türk İnkılabında Terakki Hamleleri. Vizyon sahibi, ticari zekası olan bir müteşebbisti, sinemada bir gelecek olduğunu fark etmişti. Şirketin ilk filmi Faruk Kenç’in yönettiği Taş Parçası (1939) oldu.

29 Eylül 1951 yılına ait haftalık sinema dergisi Yıldız’ın, yerli haberler sütununda yer alır bu satırlar. Birkaç sayfa öncesinde de bu kontratı belgeleyen fotoğraf vardır. Sonraki yıllarda Yeşilçam’a kral olarak damgasını vuran Ayhan Işık’tır sözü edilen Ayhan Işıyan. O yıl, Yıldız dergisinin açtığı yarışmada Belgin Doruk’la birlikte birinci seçilmiştir.

Ertekin Akpınar'ın ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Selim İleri ile de söyleşi yapmıştı. Bu uzun söyleşinin ilk bölümünü geçtiğimiz Pazartesi yayınlamıştık. Sıra geldi ikinci bölüme...

Fıkra gibi. Bir komşuları vefat edince hanımı İlyas Salman’a, “yürü kalk cenazesine gidelim,” demiş. “Yok,” demiş Salman, “Dirisini sevmezdim, ölüsünü mü seveceğim.” Hanımı ısrar etmiş, gitmişler. Cenaze namazında hoca sormuş “merhumu nasıl bilirdiniz” diye. Herkes adet olduğu üzere “iyi bilirdik” derken, Salman bağırmış: “kötü bilirdik!”

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez Ses dergisinin açtığı yarışmalarla kamuoyunun karşısına çıktılar. Kimisi Sinema Artisti Yarışması’nın, kimisi Kapak Yıldızı Yarışması’nın birincisi olmuştu.

Vesikalı Yarim'i ilk izlediğimde kelimenin tam anlamıyla çarpıldığımı ve uzun süre etkisinden kurtulamadığımı söylemeliyim. Filmin insanı içine çeken tuhaf bir büyüsü ve bittiğinde izleyici sarsan bir etkisi bulunmaktaydı. Filmi değişik zamanlarda iki defa daha izledim. Üçüncü izlemem de dahi filmin o tuhaf, o büyülü, o sarsıcı etkisi devam ediyordu. Türk sinemasında üzerinden bir ay bile geçmeden unutulan sayısız filmin yanında, 40 yılı devirmiş bir filme yönelik “Neden Severiz Vesikalı Yarim”i sorusunun cevabını irdelemek son derece anlamlı ve tabii ki herkes için bu sorunun cevabı farklı boyutlar içeriyor.

Ertekin Akpınar imzalı 10 Yönetmen ve Türk Sineması adlı kitapta yer alan bu röportaj 22 Aralık 2004 tarihinde Z-l Film Atölyesi'nde gerçekleştirilmiş. 1979'da Demiryol filmiyle katıldığı Altın Portakal Film Festivali, Darbeli Yıllar'a denk geldiği için yarışma hakkı gaspedilen Yavuz Özkan'a bu hakkı, 48. Altın Portakal Film Festivali kapsamınında gerçekleşen Geç Gelen Altın Portakallar organizasyonuyla geri verilmişti.

Allah vergisi komikliğinin semeresini nihayet görür ve 1957’de Korsan’la sinemaya merhaba der Suphi Kaner. Çok geçmeden halkın sevgilisi olur. 3 yıla ancak 10 film sığdırmışken, 1960’a 17, 1961’e 26, 1962’ye ise 27 film sığdırır.

Şener Şen’in ilk başrolünü oynadığı 1983 tarihli Namuslu filminin finalinde geminin direğinden İstanbul’un silüetine işemesi gerekiyordu.
Ad