Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

Muhsin Ertuğrul, Nâzım Hikmet’le işbirliğini sürdürür ve “Karım Beni Aldatırsa” filminin senaryosunu yazdırır. Nâzım Hikmet daha sonra da birçok filmde kullanacağı Mümtaz Osman imzasıyla senarist olarak yer alır filmde. 1933 yılında çekilen yedi filmin beşi “Cici Berber”, “Fena Yol”, “Karım Beni Aldatırsa”, “Naşit Dolandırıcı”, “Söz Bir Allah Bir” bu ikilinin imzasını taşır

Sinemamızın Sultan’ı Türkan Şoray, NTV Yayınları tarafından yayımlanan ve kısa sürede 3. basımına ulaşan Sinemam ve Ben adlı kitabını imzalamak üzere, geçtiğimiz hafta 2. Antalya Kitap Fuarı’nın konuğu oldu. Binlerce hayranının uzun kuyruklar oluşturup kendisini beklediğine tanık olduğumuz Şoray, anlık buluşmalara sevgisini katmayı ve onları memnun etmeyi başarmış, sayısız seveninin fotoğraf taleplerini kırmamış; hatta pek çoklarının yakınlarıyla telefon görüşmesi dahi yapmayı kabullenmişti. Planlandığından saatler sonra gerçekleşen söyleşimiz sırasında yalnızca Sinemam ve Ben'i değil, Yeşilçam yıllarını, yönetmenlik serüvenleri ve gelecek projeleri, ayrıca gündeme ilişkin kimi konuları görüşme olanağı bulduk.

1937 yılında Mecidiyeköy’deki derme çatma bir stüdyoda dublaj yaparak girdi sektöre Halil Kamil (1893-1968). Montajlama metoduyla bir de bir belgesel çekti: Türk İnkılabında Terakki Hamleleri. Vizyon sahibi, ticari zekası olan bir müteşebbisti, sinemada bir gelecek olduğunu fark etmişti. Şirketin ilk filmi Faruk Kenç’in yönettiği Taş Parçası (1939) oldu.

Haziran 1975’te Atıf Yılmaz yönetmenliğinde çekilen Deli Yusuf’un setinde filmin başrol oyuncusu Cüneyt Arkın aldığı kurşun yarasıyla kanlar içinde yere yıkılır. Filmde böyle bir sahne yoktur. Kurşun gerçektir. Tabi kanlar da…

Türk sinemasının ilk Şahmeran filmi olan Şahmeran’da (1972) Yılmaz Şerif, Sehra Özgen gibi isimler yer almıştı. Gürses yapımcılığını üstlendiği diğer iki filmin senaristliğini de üstlenmişti. Beyaz Tabakta Siyah Üzüm’de (1970) başrolde Ahmet Mekin, Zalim’de (1970) ise Fikret Hakan ve Tijen Par vardı.

Kitaplar, filmler yasaklandı, yakıldı. Binlerce insan kaybının, ölümünün yanı sıra 39 ton kitap, dergi, gazete yakıldı ve imha edildi, 937 sinema filmi sakıncalı bulunarak yasaklandı. Filmlerin, tiyatro oyunlarının yasaklanmasına, sansürlenmesine tanıklık ettik.

Bire bir olmasa da, takındığı 'toplumcu-gerçekçi' duruşuyla, o dönemin büyük ustası Yılmaz Güney'in filmlerini hatırlatan Yusuf ile Kenan, bir zamanlar çocukların konuşmalarını dahi etkileyen o ağır, siyasi ve ideolojik havayı, sessiz çığlıklarla hissettiren bir yapım..

1949’da Çığlık’la sinema kariyerie start verir Muzaffer Tema. 1956 yılına dek 23 filmde oynadıktan sonra İstanbul’da tanıştığı 20th Century Fox’un patronu Spyros Skouras’ın cesaretlendirmesiyle Hollywood yıldızı olmak hülyasıyla Amerika’nın yolunu tutar.

Suat Yalaz, Büyük Türk Romanı geleneğinin mimarlarından Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun Kızıltuğ adlı eserinden esinlenerek yarattığı Karaoğlan çizgi romanını önce Akşam gazetesinde tefrika eder, 1 yıl sonrasında ise haftalık dergi olarak piyasaya çıkarır.

Fıkra gibi. Bir komşuları vefat edince hanımı İlyas Salman’a, “yürü kalk cenazesine gidelim,” demiş. “Yok,” demiş Salman, “Dirisini sevmezdim, ölüsünü mü seveceğim.” Hanımı ısrar etmiş, gitmişler. Cenaze namazında hoca sormuş “merhumu nasıl bilirdiniz” diye. Herkes adet olduğu üzere “iyi bilirdik” derken, Salman bağırmış: “kötü bilirdik!”

Yavuz Özkan’ın bütün filmleri filmlerindeki kahramanlar yaşadıkları hayatın, vicdanını sarsarak onun kendisine gelmesini ister. Hayattan intikam almak için değil, hayatı yüceltmek için… Örnek mi? Bakınız: (Demiryol (1979), Yağmur Kaçakları (1987), Umut Yarına Kaldı (1988), Büyük Yalnızlık (1989), Film Bitti (1989)
Ad