Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

Yeşilçam'da en fazla film çeken üçüncü yönetmendir Oğuz Gözen. Şarkıcı-türkücü filmlerinin Ed Wood'udur. Projelerinden biri de Erol Büyükburç'u başrolünde oynatacağı Süpermen Gangsterlere Karşı adlı filmdir.

Muhsin Ertuğrul, Nâzım Hikmet’le işbirliğini sürdürür ve “Karım Beni Aldatırsa” filminin senaryosunu yazdırır. Nâzım Hikmet daha sonra da birçok filmde kullanacağı Mümtaz Osman imzasıyla senarist olarak yer alır filmde. 1933 yılında çekilen yedi filmin beşi “Cici Berber”, “Fena Yol”, “Karım Beni Aldatırsa”, “Naşit Dolandırıcı”, “Söz Bir Allah Bir” bu ikilinin imzasını taşır

Türk sinemasını, Yeşilçam’ı ve özellikle de kişisel bir tarih içeren anılarını yazmalıydı Metin Erksan. O özel “saptamalarıyla” “kendisini” yazmalıydı. Pandora Kitabevi’nin sahibi, yakın dostu Hüseyin Sönmez, yazması için çok büyük savaş vermişti. Anılarının adı da “Kendisi” olacaktı. Ama yazmadı, yazamadı. Oysa Sedat Simavi, yazmak istediği kitaplardan biriydi ilk dönemlerinde. Erksan’a göre “Sedat Simavi, Türk sinemasının tek kurucusu, yaratıcısı ve büyük öncüsüydü.” Onun 30. ölüm yıldönümünde (1983) bir bölümünü yazdığı tasarımından söz etmişti. İlk Türk Sinemacısı Sedat Simavi Bey'di kitabın adı. Eğer yazılsaydı Türk sinemasının tarihi değişir miydi? Kimbilir?…

Varlık Yayınları, Doğan Kardeş’in çeviri kitapları, Reşat Ekrem Koçu’nun tarihi ağırlıklı çocuk kitaplarıydı. Daha sonraysa hoş bir tesadüf sonucu Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri’nin kitaplarıyla tanıştım.

29 Eylül 1951 yılına ait haftalık sinema dergisi Yıldız’ın, yerli haberler sütununda yer alır bu satırlar. Birkaç sayfa öncesinde de bu kontratı belgeleyen fotoğraf vardır. Sonraki yıllarda Yeşilçam’a kral olarak damgasını vuran Ayhan Işık’tır sözü edilen Ayhan Işıyan. O yıl, Yıldız dergisinin açtığı yarışmada Belgin Doruk’la birlikte birinci seçilmiştir.

Kitaplar, filmler yasaklandı, yakıldı. Binlerce insan kaybının, ölümünün yanı sıra 39 ton kitap, dergi, gazete yakıldı ve imha edildi, 937 sinema filmi sakıncalı bulunarak yasaklandı. Filmlerin, tiyatro oyunlarının yasaklanmasına, sansürlenmesine tanıklık ettik.

Bu kara kalem çalışma Türk sinemasının büyük aktörlerinden Ayhan Işık'a aitti. Aslında Işık'ın çizgi romancılık yaptığına dair kulağıma bir şeyler çalınmıştı evvelden ama ilk kez onun elinden çıkmış bir resim karşımda duruyordu.

Nijat Özon’un Türk Sineması Kronolojisi 1895 – 1986 adlı kitabında “Güldürü” sınıfına aldığı bu iki film tiyatro geleneğinin hala bir hayalet gibi sinemamızın üstünde dolaştığının kanıtıdır. Aslen bir sahne şovmeni olan fırsatçı Körner’in sinemadan bihaber olduğuna Faruk Kenç de katılır:

1967 yılındaki Bozkurtlar Geliyor filmiyle başladığı sinema macerası onu yapımcı-yönetmen Nişan Hançer'in karşısına çıkardığında yıl 1971'dir. Hançer'le birlikte iki Zagor filmi çekerler: Zagor Kara Bela ve Zagor Kara Korsan'ın Hazineleri. Levent Çakır önce bu filmlerin Anadolu'daki gösterimlerini, ardından da Cüneyt Arkın'la birlikte yaptığı "action" çalışmalarını anlatıyor.

Kemal Sunal Türküleri 1944-2000 ismini taşıyan albüm, büyük komedyenin filmlerinden montajlanan şarkılı-türkülü kısımların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Her parçada gözünüzün önüne ister istemez filmin ilgili sahneleri geliyor. İçeriğe eklenen Özdemir Erdoğan’ın Gurbet'i ve Bora Ayanoğlu’nun Yunus’una rağmen albümün öyle fazla bir müzikal değeri yo

1937 yılında Mecidiyeköy’deki derme çatma bir stüdyoda dublaj yaparak girdi sektöre Halil Kamil (1893-1968). Montajlama metoduyla bir de bir belgesel çekti: Türk İnkılabında Terakki Hamleleri. Vizyon sahibi, ticari zekası olan bir müteşebbisti, sinemada bir gelecek olduğunu fark etmişti. Şirketin ilk filmi Faruk Kenç’in yönettiği Taş Parçası (1939) oldu.
Ad