Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

1967 yılındaki Bozkurtlar Geliyor filmiyle başladığı sinema macerası onu yapımcı-yönetmen Nişan Hançer'in karşısına çıkardığında yıl 1971'dir. Hançer'le birlikte iki Zagor filmi çekerler: Zagor Kara Bela ve Zagor Kara Korsan'ın Hazineleri. Levent Çakır önce bu filmlerin Anadolu'daki gösterimlerini, ardından da Cüneyt Arkın'la birlikte yaptığı "action" çalışmalarını anlatıyor.

Kemal Sunal Türküleri 1944-2000 ismini taşıyan albüm, büyük komedyenin filmlerinden montajlanan şarkılı-türkülü kısımların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Her parçada gözünüzün önüne ister istemez filmin ilgili sahneleri geliyor. İçeriğe eklenen Özdemir Erdoğan’ın Gurbet'i ve Bora Ayanoğlu’nun Yunus’una rağmen albümün öyle fazla bir müzikal değeri yo

1937 yılında Mecidiyeköy’deki derme çatma bir stüdyoda dublaj yaparak girdi sektöre Halil Kamil (1893-1968). Montajlama metoduyla bir de bir belgesel çekti: Türk İnkılabında Terakki Hamleleri. Vizyon sahibi, ticari zekası olan bir müteşebbisti, sinemada bir gelecek olduğunu fark etmişti. Şirketin ilk filmi Faruk Kenç’in yönettiği Taş Parçası (1939) oldu.

Vesikalı Yarim'i ilk izlediğimde kelimenin tam anlamıyla çarpıldığımı ve uzun süre etkisinden kurtulamadığımı söylemeliyim. Filmin insanı içine çeken tuhaf bir büyüsü ve bittiğinde izleyici sarsan bir etkisi bulunmaktaydı. Filmi değişik zamanlarda iki defa daha izledim. Üçüncü izlemem de dahi filmin o tuhaf, o büyülü, o sarsıcı etkisi devam ediyordu. Türk sinemasında üzerinden bir ay bile geçmeden unutulan sayısız filmin yanında, 40 yılı devirmiş bir filme yönelik “Neden Severiz Vesikalı Yarim”i sorusunun cevabını irdelemek son derece anlamlı ve tabii ki herkes için bu sorunun cevabı farklı boyutlar içeriyor.

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez Ses dergisinin açtığı yarışmalarla kamuoyunun karşısına çıktılar. Kimisi Sinema Artisti Yarışması’nın, kimisi Kapak Yıldızı Yarışması’nın birincisi olmuştu.

1949’da Çığlık’la sinema kariyerie start verir Muzaffer Tema. 1956 yılına dek 23 filmde oynadıktan sonra İstanbul’da tanıştığı 20th Century Fox’un patronu Spyros Skouras’ın cesaretlendirmesiyle Hollywood yıldızı olmak hülyasıyla Amerika’nın yolunu tutar.

Ertekin Akpınar'ın ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Selim İleri ile de söyleşi yapmıştı. Bu uzun söyleşinin ilk bölümünü geçtiğimiz Pazartesi yayınlamıştık. Sıra geldi ikinci bölüme...

Hedeflerini, düşlerini büyük tutmaları elbette güzel fakat Ö. Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Memduh Ün, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney isimlerini duyamıyor olmak yalnızca üzücü değil düşündürücü de. Bu elbette ‘yalnızca’ genç arkadaşlarımızın suçu değil.

Ertekin Akpınar'ın ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Ahmet Soner ile yaptığı röportajın ikinci bölümününde şimdi sıra....

Özcan Tekgül geçtiğimiz cumartesi bir trafik kazasına kurban gitmiş. Basınımız bizden haber alınca belki hak edildiği şekilde işler bu haberi. Ama bu arada rahmetli sessiz sedasız defnedilmiş bile. Aslında eminim çoğunuz için pek bir şey ifade etmiyor bu isim. Oysa 60'larda Türkiye'de kadın dendiğinde akla gelen ilk dişi idi Özcan Tekgül. Vamp kadın kavramının kusursuz biçimde cisimleşmiş haliydi.

Ertekin Akpınar ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Selim İleri'den sonra Ahmet Soner ile röportaj yapmıştı....
Ad