
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.


Mahsun Kırmızıgül’ün bir şekilde imzasını attığı hiçbir film, kendi iddiasının yükünü taşıyamıyor. Çokça tartışılan “Güneşi Gördüm” filmi, “Kürt Sorunu hakkında şimdiye kadar söylenmeye cesaret edilemeyen şeyleri dile getirme” iddiasıyla sunulmasa, daha anlamlı olabilirdi mesela. Aynı şekilde Kırmızıgül’ün senaryo yazarlarından biri olduğu “Gecenin Kanatları” da, Landlord’un altını çizdiği gibi, filmin basın bülteninde ya da tanıtımlarındaki iddiaların çok çok dışında bir anlatıma ve içeriğe sahip.
Turgay ÖzçelikŞöyle ki, filmin anlattığı iddia edilen şey, ailesi polisler tarafından gözleri önünde öldürülen Gece’nin intikam amacıyla intihar bombacısı olması, ve bu süreçte yaşadığı büyük dramın filmde anlatılması. Oysa film boyunca izlediğimiz tek şey, Kavak Yelleri’nin paytak kızı Mine gibi etrafta salınan ve yeri geldi mi kollarını iki yana doğru açan (Birincisi beline bomba sarılırken, ikincisi Yusuf’a bedenini sunarken) bir karakterden ibaret. Bu kız nasıl bunu yapmaya karar verdi, nasıl örgütlendi filmden anlamak mümkün değil, üstelik madem onca yıl bunun için hazırlandı, ki yüksek bir motivasyon gerektirir bu, nasıl bir anda bu örgüte teslim olma, ve bedeni bir silah olarak kullanma motivasyonu, yerini Yusuf’a teslim olma ve bedenini silah yerine haz almak için kullanma motivasyonuna dönüştü. Bu dönüşümü anlatmak için, karakterin psikolojik durumunu yansıtmak gerekir ki, filmin böyle bir kaygısı olmamış, olduysa da anlatmayı başaramamış…

Filmin 12 Eylül ile ya da herhangi bir politik arka plan ile bağı oldukça zayıf. Zira ortada Bakan’a intihar saldırısı düzenlemeyi planlayan bir örgüt var, ama bize sunulan bu konuyla ilgili beylik laflar ve akla mantığa sığmayan aksiyon durumlardan ibaret. Öyle ki, filmin başlarında örgüt Gece kızımız için çeşitli illegal yöntemler izlerken, aynı örgüt bomba hazırlamak, toplantı yapmak, vb. faaliyetler için sürekli aynı mekanı kullanıyor. Kısacası işin arka planına yönelik çok yoğun bir inandırıcılık sorunu var. Bu sorun zayıf senaryo, yüzeysel diyaloglar ve başarısız oyunculuklarla birleştiğinde, ortaya ne anlatmaya çalıştığı belli olmayan televizyon dizisi kıvamında bir film çıkmış. Filmin ön plana sürdüğü aşk hikayesi ise, yine aynı nedenler yüzünden inandırıcılıktan uzak ve filmde olması gereken atmosferin aksine fazla “steril”.
Filmde Gece’nin sorumlusu olan ve örgüt içerisinde önemli şahsiyetlerden biri olduğu anlaşılan Cemal’in, Gece’ye ilgi duyması ve bu uğurda örgüt kararlarına karşı çıkabilmesi, kendi düşüncelerinin değişmesi ise yine yüzeysel olarak dile getirilmiş. Oysa ki, Erkan Petekkaya’nın göz dolduran oyunculuğunu da düşünürsek, hikayenin bu yönü üzerine durulsa belki daha kayda değer bir iş ortaya çıkabilirdi.

“Gecenin Kanatları”nın, Serdar Akar sinemasından hala umutlu olanların kendilerini sorgulamalarına yol açacağı kesin. Ben çoktan bu umudu taşımayı bırakmıştım. Mahsun Kırmızıgül açısından ise bir şey söyleyemiyorum, zira hikayeye katkısı ne ölçüde bunu bilemiyorum. Çünkü bildiğim kadarıyla Ahmet Küçükkayalı’nın senaryosu film çekilmeden önce başka yapımcılara da sunulmuş.

Yorum Yazın