
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Ters Ninja’nın “en tepki alan yazarı” Numan Serteli anlatıyor… Öldür Beni filmini sert biçimde eleştiren yazarımıza ilk elden, filmin başrol oyuncusu Burak Sarımola‘dan yanıt geldi… Burak Sarımola cevap hakkını yeniden kullanmak isterse bize tersninja@gmail.com adresinden ulaşabilir. Siz de yorumlarınızla bu konuyla ilgili ne düşündüğünüzü mutlaka iletin bize… (Landlord)
“merhabalar sanırım bu kadar kibar girmek size göre değil ama yinede ben insanlığımı korıyım dedim ben burak sarımola öldür beni filminin başrol oyuncusu ve 22 senedir oyunculuk yapıyorum .yazdığın iğrenç yazıyı okudum senin gibi birine yakışan bir yazı olmuş ama hakaret boyutuna gelince salak aptal çocuk gerizekalı gibi tanımlar kullanmşsın sen kiimsinki bunları yazma cüreti gösteriyorsun evet beğenmeyebilirsin ama iş belden aşağı hakarete dönerse o zaman bende adamın aklını almasını bilirim kimse bana aptal bakışlı vb şeyleri söyleyemez eleştirinin şekli vardır.oturduğun yerden hiç bir emek vermeden bir tarafını büyüterek yazı yazmak kolay elini vicadanına koy ve yazadığın yazıyı bir daha oku ve özürünü dile.bak piyasa küçük yarın başka filmlerde olacak ve karşı karşıya geleceğiz o zaman laflarını yedirmek zorunda kalıcam sana kimse böyle olsun istemez dimi? sana bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum tabi çalışıyosan sevgiyle ve insanca kal…..” (Metin aynen alıntılanmıştır)
E mail hesabıma böyle gayet kibar, insanca ve sevgi dolu bir mesaj gelince düşündüm: Ya! ben ne halt ettim de, 22 senedir oyunculuk yapan değerli bir insanı kızdırıp, böylesine, yazdıklarımı afiyetle yedirtecek, kendimi de oydurtacak hale getirdim?.
Çaresiz, Öldür Beni filmi hakkındaki yazımı yeniden okudum.. Kardeşim, ben de o kadar uzun yazmışım ki oku oku bitecek gibi değildi valla.. Bu fırsattan istifade, Tersninja’da şu değersiz ve destan gibi yazılarımı bir yıldır okumak inceliğinde bulunan siz değerli okurlarıma sabırlarından kelli teşekkür ediyor ve istemeden de olsa okuyucularım arasına katıldığını düşündüğüm sayın Sarımola’ya da hoş geldiniz diyorum..
Efendim.. Bir filmi izleyen sinema yazarı daha sonra klavyesinin başına geçip, her yazdığı yazı sonrası -iddia edildiği gibi- daha da büyümekte olan bir tarafını koltuğa şöyle bir yerleştirdikten sonra, o film hakkındaki yazısını ‘normal şartlarda’ nasıl hazırlar?.
Elbette en başta, filmin kendi üzerinde yarattığı izlenimleri şöyle bir kafasında toparlar; ayrıca buna, -deneyimleri dahil- çeşitli kaynaklardan kendisine ulaşan bilgileri ekler, bir güzel yoğurduğu bu materyali kendine has üslup filtresinden geçirerek de yazıya döker..
Ben bunun okulunda okumadım, herhangi bir kimseden dersini falan da almadım; ama -sinema yazısı da dahil- hemen her türlü yazının kotarılmasının ‘ideal’ şeklinin bu olduğuna neredeyse eminim ve benim şimdiye kadar uyguladığım yöntem de budur.. Bir yere kadar, bunu becerdiğimi de sanıyorum ki zaten aksi olsaydı eğer, Tersninja gibi seçkin bir ortamda kendime bir yer bulamazdım..
Yani şunu söylemek istiyorum: Yukarıdaki mesajda öne sürüldüğü gibi, bir film yazısında ben, filmin tamamen dışına çıkarak oradaki oyuncuların veya teknik kadronun falan doğrudan kişiliğine yönelik bir yargılama içinde olamam.. Haa.. O yazılarda direkt kendime yönelik, yargılama dahil her türlü girişimde bulunabilirim ama.. o ayrı ve bu da benden başka kimseyi ilgilendirmez her halde..
Çok içimden geliyorsa eğer, fakat ayrı bir yazıda, bir aktör, bir yönetmen veya herhangi bir kişi hakkında da pekala yazabilirim ki bu da gayet normaldir; bunun neticesinde de -bana layık görülen bu mesaj misali- her türlü eleştiriye de hakarete de hazır olmam, katlanmam gerekir kuşkusuz..
Ancak malum yazımda, hiç de böyle bir amaç gütmedim ki; yaptığım eleştiri, filmin kadrosundan tamamen azade, direkt filmin yönetiliş biçimine ve filmin bize tanıtılmak istenen rollerine, kahramanlarına idi.. Daha da açık söyleyeyim madem, burada muhatabım Burak Bey değil, canlandırdığı Ozan Bey ya da sayın Yönetmen değil, onun yönetim şekli..
“Bir minareye ancak bir kişi çıkabilir, sen aşağıda bekle..” diyen kişi -bana göre de, sanırım herkese göre de- Burak değil, Ozan’dır.. Eğer bunu ’salakça’ bir laf olarak değerlendirmişsem de, bunu sayın Sarımola’nın üstüne alınmasının gereği yoktur sanırım, öyle değil mi?. Alınacak biri varsa eğer o da senarist olabilir büyük ihtimal; ancak o da bilmelidir ki benim nitelememin onun kişiliğiyle hiçbir alakası yoktur; alaka sadece, bizim görmemiz için ortaya konmuş eseriyle ilgilidir..
Bir de şu var, belki de bu lafı Ozan, salaklıktan değil de -benim de yazıda değindiğim gibi- uyanıklığından etmektedir; yani salak olan Ozan değil, lafın bizzat kendisidir.. Olamaz mı?.
İçiniz ferahlayacaksa eğer -ben de salaklığı kabul etmem ama- sık sık salakça laflar ettiğimi de itiraf edebilirim..
Evet.. alaycı bir üslubum var.. Ancak, bu üslup dünyada sadece bana has bir özellik olmadığı gibi bu sebepten dolayı kimseden özür dileyecek halim de yok..
Sayın Sarımola’nın bu cüretkar, tehditkar ve oldukça saygısız mesajı üzerine, kendisine gayet saygılı ve açıklamalı bir cevabi mesaj yolladım..
Yazılarımın özelliğine değindim: Seyrettiğim bir film ne kadar, ciddi veya komik ya da iyi veya kötü olursa olsun, filmin özellikle konusuna yönelik mizahi bir bakış açımın olduğunu, bundan kendim istemedikçe de asla taviz vermeyeceğimi; hele ‘Öldür Beni’ gibi, özümü adeta buna zorlayan bir film karşısında susmamın mümkün olamayacağını belirttim..
Kendisini, sadece bir önceki filminden tanıdığımı ve oyunculuğunu takdir ettiğimi, ama bu yeni filmin genel anlamda berbatlığının bunu da örttüğünü; hemen hemen her sahnesinde görünüp, filmin bütün yükünü üzerinde taşıdığından dolayı da kendisini sorumlu hissederek bana yüklenmek gereği hissetmiş olabileceğini söyledim.. Benden özür beklerken, onun, direkt şahsıma yönelik yazdıklarına nasıl bir açıklama getireceğini sordum..
Daha aklı başında bir üslup ihtiva eden cevabi mesajında, filmin yanlışları olduğunu kabul eden Sarımola, kısaca, emeğine karşılık eleştirmenlerden saygı beklediğini yazmış..
E, tabii bi yerde de haklı.. Amma böyle bir üslupla hitap ettiği birinden nasıl bir saygı bekleyebilir ki.. Ayrıca -söylemesi ayıp- herkes benim gibi doğuştan saygılı, kibar biri de olamaz ki.. O zaman da, bencileyin sessiz kalmayacak o kişiden –üzgünüm ama- hak ettiği cevabı fazlasıyla alır..
Üstelik aynı yazar, durumun kişiselleştirilmesinden duyduğu rahatsızlığı belirterek; kendi yaptığı işin de bir emek gerektirdiğini, bu sebeple de saygı beklediğini falan, münasip bir dille ona hatırlatır.. Dedim ya, herkes benim gibi ‘ensesine vur, ekmeğini al’ adamı şeklinde takılan, sessiz ve güçsüz biri olmaz.. Belki de ilgili kişi maazallah, Landlord misali bir kayaya çarpıp, eşekten düşmüşe de dönebilir; valla şükretmek lazım..
Bir yazar kitap yazar, bir ressam resim yapar, bir müzisyen albüm yapar ve bir yönetmen de film yapar ve de bir oyuncu rolünü oynar, ortaya koyar.. Bundan sonrası, okuyucuya, dinleyiciye ve seyirciye ve de eleştirmene kalmıştır.. Onlar bu yapıtları değerlendirecek ve yorumlarını da hakaret etmeden ancak içlerinden geldiği gibi yapacaklardır.. Sanatçının ya da kendini öyle görenin bundan kaçışı yoktur maalesef; ne dünyada, ne de Tersninja’da..
"Kibar girişli bir mesaja muhatap olmuş bir yazarın maruzatı" için 6 Yanıt
numan serteli çok uzun bir yazı döşenmişse..
benim de sindirerek okuyacak zamanım yoksa o anda..
ilk işim bakmaktır yazısının sonuna..
bu filmi çok uzun yazmıştı ya..
yoğun bir işim vardı o anda..
baktım yazısının sonuna.. o ne..
ilk kez bu sıfatı kullanmış..
şaka değil “fecaat” demiş..
dediği için içi rahatlamış hatta..
numan serteli böyle demişse.. asla gitmem bu filme..
gitmedim de.. yazıyı da okumamıştım ama..
çok uzun ya..
numan serteli şakacı biri bence..
esprili yazar dram filmleri bile..
bence doğru bitirmiş bu yazısını gene..
eğer landlord’a çatsaydı bu arkadaş..
dünyası dönerdi tersine..
bilen çok iyi bilir de!..
Landlord,
Oyuncudan gelen tepki/tekzip metnini aynen yayımladığınızı belirtmişsiniz. Benim de Burak Sarımola'ya tavsiyem, önce Türkçe dilbilgisini ve noktalama kurallarını öğrenip sonra tepki/tekzip metni yazmaya kalkışmasıdır. Filmi izlemedim ama kullandığı üslup ve lisana bakınca, "yazık olmuş (eğer varsa) aldığı onca eğitime/öğretime", diyebiliyorum ancak.
Numan Serteli'ye tavsiyem ise gülüp geçmesi yönünde.
O nasıl bir Türkçe? Noktalama işareti yok, kelimeler yanlış yazılmış, noktadan sonra büyük harfden haber yok. 22 yıl oyunculuk yaparken bir ders de Türkçe dilbilgisi öğrenseymiş keşke bu saygıdeğer, müthiş yetenekli oyuncumuz.
Numan Bey'e bu saçma film için oturup uzun uzun eleştiri yazdığı için teşekkür edileceğine bir de tehdit ediliyor, valla yazık.
Bu filmi görmedim evet, ama bizler "bu filmi" cok defa gördük. O yüzden; pesin hüküm ve önyargiya sahip olmanin verdigi yükü sirtima alarak yorum yapmanin, hatali yorumlamama sebebiyet verebilecegi ihtimalinin dahi aklimda kücük de olsa bir "acaba" fikri olusturmadigi bir filmdir mevzu bahis "Öldür Beni".
Numan Bey lütfedip cevap yazmis, ilgilenmis, kisacasi kaale almis filmi. Beyefendi daha ne istiyor anlamiyorum ki. Sahsen ben asla kaale almazdim, hatta bu yorumu dahi yazmazdim, yalniz Landlord yorumumuzu rica etmis. Sadece ondan.
Anladığım kadarıyla oyuncu filmi, yazarın bir tarafını büyüterek yazdığını iddia ettiği “aynı” organıyla okumuş. Öte yandan insan, böyle bir gramerle tekzip yazısı yazan birinin Numan Serteli’nin türkçesinden pek birşey anlamayacağını düşünmeden de edemiyor. Valla diyeceğim o ki, Burak Sarımola 22 senelik oyuncuysa ben de 22 senelik izleyiciyim. Dolayısıyla siz böyle filmler yapmaya devam ettiğiniz sürece, ben de aynı organımı bu filmlere çevirmeye devam edeceğim (Belden aşağı böyle birşey oluyor sanırım). Hayatta üzüldüğüm yegane şeylerden biri de, seyirci olarak ben izlemeden kurtulurum da (burda Spicoli’nin ilk paragrafını bir daha okuyun) sinema yazarlarının bu tür filmleri izlemek zorunda kalmalarıdır ki yanarım yanarım bir ona yanarım.
Burak Sarımola'yı bazı dizilerde görmüşlüğüm var. 22 sene midir bilmem ama uzun zamandır oyunculuk yaptığını oynadığı dizilerden biliyorum. Ama nedense bu yazıyı okuyunca "acaba bunu bu oyuncuyu çok seven yeni yetme bir hayranı falan yazmış olabilir mi?" diye geçti içimden. Çünkü eğer böyle değilse ve 30 yaşındaki 22 senelik efsane oyuncu Burak Sarımola yazmışsa bu yazıyı sadece yazık diyorum.
Yorum Yazın