Unbrekable

Çizgi romanlar pek çok filme konu olmuştur… Düzeltiyorum; “Çizgi roman kahramanları pek çok filme konu olmuştur.” Ama çizgi romanın tek başına hem bir kült hem de bir anlayış olarak bir filmde kullanılması ilk kez akıl ediliyor. Hem de kim tarafından?.. Çizgi roman kültürüyle yoğrulmaları sayesinde sinema tarihine damgalarını vurmayı başaran Tarantino, Rodrigez ya da Besson mu? Hayır, hayır hiçbiri değil. Bu filme imzasını atan başarısız olma riskini göze alarak gönlündeki filmi yapan bir yeni yetme; M. Night Shyamalan. Evet, sözünü ettiğimiz film Unbreakable ya da süper Türkçe çevirisiyle; Ölümsüz. (24-03-2001)

Ölümsüz filminin fragmanını ilk gördüğümde ne yalan söyleyeyim çarpıldım. Aman Allahım, o ne gizemdi öyle. Birçok sinemaseverin de benim gibi hissettiğine eminim. Ama şuna da eminim, o fragmanın bu atmosferi oluşturabilmesinin en büyük nedeni üstüne basa basa belirtilen “Altıncı His filminin yönetmeninden” ibaresiydi. Hemen ikna olduk, bizi Altıncı His gibi sıkı bir filmin beklediğine (Ne yazık ki bu büyük beklentinin birçok seyircide hayal kırıklığıyla neticeleneceğini düşünüyorum). Büyük gün gelip çattığında, sinemaya koşup koltuğuma kurulduğumda, fragmanlar bitip film başladığında… O da ne? Film birtakım yazılarla başladı ve o yazılar çizgi romanlardan söz ediyor. Haydi şimdi bakalım! Ben bu filmin fragmanın defalarca seyrettim. Orada çizgi romanlarla ilgili bir şey yoktu ki… Olsaydı benim gibi bir çizgi roman manyağı; manyaklığı geçtim, çizgi roman editörlüğü yapmış bir adam kaçıracak değildi ya bu ölümcül ayrıntıyı.

Çizgi roman filmin özünde…
Neyse, film ilerliyor. Bekliyorum nereden bağlantı yapacak diye. Filmin kendi senaryosu var ama ben de kırk tane senaryo yazıyorum filmi seyrederken. Şuradan bağlama yapacak, yok ordan bağlama yapacak. Ve nihayet bağlantı kuruldu. Bir kez daha çarpıldım. Çizgi roman filmin içinde değil, özündeydi. Aynı zamanda filmin senaryo yazarı olan Shyamalan başlı başına bir felsefe işliyordu, çizgi roman felsefesi (Normal bir insandan çizgi roman kahramanına dönüşme sürecindeki bir karakterin psikolojisini başarıyla tahlil eden Shyamalan, biz çizgi roman sevenlere özel bir başyapıt sunuyor)… Ama filmin risk taşıdığı nokta da buydu işte. Hadi ben çizgi romanlarla ilgiliyim ama ilgili olmayanlar zevk alabilecek mi bu filmden? O duyguyu yakalayıp peşi sıra sürüklenecekler mi? Sanmıyorum…

Ölümsüz
Unbreakable

Yön:
M.Night Shyamalan

Oyn:
Bruce Willis
— David Dunn
Samuel L. Jackson— Elijah Price
Robin Wright Penn— Audrey Dunn
Spencer Treat Clark— Joseph Dunn
Charlayne Woodard— Elijah’s Mother

2 YORUMLAR

  1. Hafta içi gece gündüz çalıştım. Sihirli bir iş çıkardım.. Hazırladığım teklif büyüledi müşteriyi.. Bir yıl daha uzattı.. Çalıştığım şirketle arasındaki sözleşmeyi..

    Aslında aklım gene İstanbul’daydı.. Lütfü Kırdar'da Resim sergisi vardı .. Ya Sabancı Müzesinde’ki Dali Sergisi.. Hımm.. Gene kıpraşıyor gönlümdeki sanat sevgisi.. Ahh! Mesafeler.. Mesafeler.. Neyse.. En sevdiğim sanat.. Güzel yaşama sanatıysa eğer.. Ben de sinemayla ilgilenerek keyfime göre yaşamaya çalışıyorum..

    Hafta içi nasıl da yorulmuşum.. Farkında olmamışım.. Şimdi bu Pazar evde tembelim.. Tembeli severim vaziyetlerdeyim. – bu laf kesinlikle bir Landlord lafı olmalı..Bazen bir laf ediyorum.. Bana yabancı.. Ama ağzımdan kaçıyor.. Sarfediyorum.. Nerden buldum da söyledim bilemiyorum.. Sonra tersninja ya göz attığımda bir bakıyorum ki .. sarfettiğim laf .. bir Landlord lafı.. Şaşırıyorum – Neyse..

    Elimde iki Tarantino filmi daha vardı.. Biri Ölüm Geçirmez.. Diğeri Rezervuar Köpekleri.. nedense sona bırakmıştım bunları.. Eskiden de sinema delisiydim.. Ne bulsam seyrederdim.. Amaa..Korku.. Gerilim.. Kan..Vahşet asla.. Eskaza seyredecek olsam bu tarz bir film.. Zaten çoğunlukla seyredemezdim.. Çünkü ellerimle gözlerimi kapar.. çığlığı basardım.. İnanamıyorum şimdi kendime valla.. Misal, – bu da Landlord’dan intihal durumları –neyse..

    Misal, dün Rezervuar Köpeklerini seyrediyorum ya.. Evde yalnızım üstelik.. Hani Michael Madsen’in oynadığı.. Mr.Blonde’u canlandırdığı.. Hani polise işkenceden önce.. açtığı radyo programında.. dinlediği rock parça eşliğinde.. yaptığı dans var ya.. harukuladeydi.. –ben bunu şimdi nasıl söylüyorum..off..utanıyorum.. ama napayım işte öyle- Sonra da hani polisin kulağını kesmişti ya.. Ben..Ben.. Gözlerim açık izledim.. Çığlık da atmadım.. Sanki normal bişiymişi gibi.. – Ayy.. Nasıl yazıyorum bunları ben-.. Hımm..İtiraf etmeliyim..İçim fena oluyor halen.. Ama büyük aşama şu ki.. Bu filmleri seyredebilmekteyim..

    Nasıl uzattım gene sözü.. Asıl yazmak istediğim şuydu.. Şimdi Tarantino filmleri konusunda epeyce uzmanlaştığımı hissediyorum.. Misal, her filminde ayak görüntülerine dikkat ediyorum.. Bakalım bu filmde kimin yanağı çizilecek diye merak ediyorum.. Rezervuar Köpeklerindeki içi mücevher dolu çantayı, Ucuz Roman daki çantaya benzetiyorum.. Hangi oyuncu başka hangi Tarantino filminde oynuyordu diye takip ediyorum.. Sanki film izlemiyorum da filmi gözlüyorum .. Hoş bunlar.. Benim için yeni durumlar..

    Tersninja da okuyucu kendi nasibini alıyor diye düşündüm kendi kendime.. Ben Landlord’un yazılarıyla beni yönlendirdiğine inanıyorum..Gecen hafta Tarantino yu öğren diyordu.. Bu hafta.. Anlıyorum.. Sıra Shyamalan’da.. Şimdi Shyamalan filmlerini arayayıp bulacağım.. Filmlerine alışacağım..

    Madem.. 'Derin' sinemaseverler için, uzmanından internet sitesi: tersninja.com.. Okuyucu ninja olarak uzmanlaşmalıyım diye düşünüyorum.. Sinema seyircisi olmanın da sorumluluğu varmış.. Sadece seyretmek yetmiyormuş demek ki.. daha derinine inmeli.. Hoş ve yeni öğrenceler bunlar benim için.. Sanki yeni bir lisan öğreniyorum.. Sinema dili..

CEVAPLA