Kış Uykusu

Daha önce Cannes’da En İyi Yönetmen (2008’de Üç Maymun ile) ve Juri Büyük Ödülü’nü (2003’te Uzak, 2011’de Bir Zamanlar Anadolu’da ile olmak üzere 2 kez) kazanan Nuri Bilge Ceylan, son fimi Kış Uykusu‘yla bu sefer şeytanın bacağını kırarak Altın Palmiye’ye uzanmayı başardı. Böylelikle, 32 yıl önce 1982’de Yılmaz Güney’in Yol ile kazandığı Altın Palmiye, ikinci kez bir Türk yönetmene gitmiş oldu.

Ercan Dalkılıç (2) Ercan Dalkılıç

Kış Uykusu, İklimler‘le birlikte artık minimalist sinemadan yavaşça uzaklaşan ve dramatik kurguya dönen yönetmenin, dile kolay 3 saat 15 dakika boyunca seyirciyi perdeye bağlayan, Çehov esintili denemesi. Ceylan, Kapadokya’da bir otel işleten, bunun yanında birçok malı da bulunan Aydın isimli bir karakterin etrafına örmüş tüm hikayesini Kış Uykusu‘nda. Aydın (Haluk Bilginer), eski tiyatrocu, odası birçok sanat objesi dolu; tablolar, kitaplar, kendi oyunlarından fotoğraflar vs. otelinin adı dahi Othello Otel… Yanında bir kahyası var, her işine koşan; ‘modern bir toprakağası’ izlenimi veriyor Aydın kısaca. Bir gün, Aydın’ın arabasına bir çocuk taş atıp camını kırıyor. Sonradan anlıyoruz ki, bu çocuk Aydın’ın kiracılarından birinin çocuğu; filmde sürekli zikredildiği şekilde “Aydın Bey” kirasını bir süredir geciktiren aileye icra göndermiş, çocuk da bu eyleme taşla karşılık vermiş kendince.

Kış Uykusu, sınıfsal bazı parametreleri temel alıyor başta; para için fakir kiracıyı icraya veren Aydın, daha sonra genç eşi Nihal’in (Melisa Sözen) gözünde eski yerini kazanmak için çok büyük bir parayı bir derneğe bağışlayabiliyor sözgelimi. Aydın’ın çelişkileri bitmek bilmiyor zaten film boyunca; ağzından dökülen argümanlar dönüp dolaşıp başladığı yere dönüyor, bir türlü kısır döngüden kurtulamıyor. Ben açıkçası, Oğuz Atay’ın son klasiği Eylembilim’in Server Gözbudak’ını gördüm Aydın’da bolca; dikkatli bakılacak olursa, Atay’ın günümüz aydınımıza getirdiği eleştirilerin hepsini görmek mümkün Aydın’ın kimliğinde: bir türlü harekete geçemeyen, kendine-dönük, eyyamcı, nobran ve üsttenci…

Kış Uykusu

Bu sınıfsal ve dolayısıyla politik zemin üzerine de, birçok malzeme yüklüyor Nuri Bilge Ceylan; bu malzemenin en büyük parçasını da ‘kötücüllük’ oluşturuyor. Hatta Aydın ve alkolik eşini terkedip babadan kalma ‘burçtan kale’sine (otele yani) sığınan Necla (Demet Akbağ, Necla’da kariyerinin en iyi performansını ortaya koymuş bence!) arasında kötücüllük üzerine çok uzun bir diyalog da bulunuyor filmde. Çehov’dan çok Dostoyevski’nin romanlarını anımsatıyor bu bölümlerde Kış Uykusu; içiçe geçen karakterlerin hikayeleri ve karakterler çözüldükçe dışarı sızan irin, çekilen kılıçlar, düşürülen gardlar, uçurulan kelleler! Kış Uykusu, epeydir mortu çekmiş bulunan Türk aydınının detaylı bir otopsisi niteliğinde.

Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu, çok anlamlı bir şekilde sona eriyor; Aydın, bir müşterisi için doğasından koparıp aldığı atı, azad ediyor ve sonrasında yıllardır yazmayı düşündüğü ama bir türlü başlayamadığı Türk Tiyatrosu Tarihi’ne başlıyor. Ceylan’ın aydınımıza mesajı net: artık o içinde bulunduğun kıstırılmış, hastalıklı ruh halinden sıyrıl ve harekete geç! Vaziyeti idare etmeyi bir kenara bırak ve Atay’ın deyişiyle eylemi, bilimle buluştur; eylembilim’e dök. Kış Uykusu gerçek bir başyapıt, ‘kış uykusu’na yatmış tüm ‘vaziyetiidareci’ aydınlarımızı ibret almaları için salonlara bekliyoruz.

Kış UykusuKış Uykusu

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Senaryo: Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan

Oyuncular: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ

Yapım: 2014 / Türkiye –Alm-Fra /196 dk.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA