* Bu yazı Filmarası dergisinin Şubat sayısında yayınlanmıştır. 

Hollywood’un yeniden çevrimleriyle pek ilgilenmem aslında. Avrupalı, Asyalı filmlerden devşirilip, içine bir tutam da Anglosakson oyuncunun katıldığı bu filmler benim gibi sıkı sinemaseverler için değil, sinemayı yalnızca bir haftasonu eğlencesi olarak gören orta sınıf Amerikalı tüketiciler için üretilir çünkü.

 Ege Görgün (Landlord)

Yakın geçmişe bakıldığında iyi bir yönetmene denk düşmesi sebebiyle rüştünü ispatlayabilecek düzeyde kaliteye sahip yeniden çevrimlerin nadir, hayalkırıklığı yaratan ya da vasat sularda gezinen re-makelerin ise çok sayıda olduğu görülebilir. Dolayısıyla size de gönül rahatlığıyla önerebileceğim yapımlar değildir bu tür filmler. Tabi Ejderha Dövmeli Kız’ın durumu biraz farklı.

İsveçli yazar Stieg Larsson’un çok satan kitabından uyarlanan orijinal filmin başarısı tartışılmazdı. Bu başarı bana kalırsa polisiye bir olay örgüsüne sahip hikayenin ve bu hikayede yer alan karakterlerin klişe kalıpların çok dışında ve politik doğruculuktan uzak olmasından ileri geliyordu. Yönetmene kalan tek şey işini düzgün yapmasıydı. Üstüne bir şey koymadan da yürüyecek hikayelerdendi yani.

Ancak Hollywood’un yapacağı remake’in yönetmeni David Fincher olunca işin rengi değişti. Sıradan bir yönetmenin elinde bile vasatın altına düşmeyecek bir hikaye, sıradan bir hikayeyi bile sıradışı bir halde beyazperdeye taşıyabilecek bir adama emanet edilmişti.

Video klip geçmişi olan David Fincher’ın etkisi her zamanki gibi daha jenerikte kendini belli ediyor. Yine bir devşirme söz konusu tabi burda. Çünkü hipnotize edici imajları, başka bir deyişle referans bombardımanını Nine Inch Nails’ten hatırlayacağımız Trent Reznor’un coverladığı Led Zeppelin şarkısı Immigrant Song eşliğinde izliyoruz. O jenerik için bile filme gidilir diyebilirim.

Ardından yine Trent Reznor’un müzikleri eşliğinde bıçak kadar keskin bir soğuğun sarıp sarmaladığı bir macerada buluyoruz kendimizi. Bir yanda sırlarla dolu bir soruşturma devam ederken, diğer yanda ana karakterimiz Lisbeth’i tanıyoruz. İki hikaye de altan alta aynı mesajı veriyor ama. Shakespeare’in Hamlet’inde geçen bir cümleyle deşifre edelim bu mesajı: “Kokuşmuş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda!”

Kokuşmuşluktan kasıt ise İsveç ve Danimarka gibi Kuzey ülkelerinin geçmişinde bulunan, bugün de hortlama olasılığı başgösteren faşist ve nazist eğilimler. Filmin merkezinde yer alan kadına şiddet, tecavüz, zor kullanma gibi unsurların da aslında bu göndermeye hizmet ettiğini düşünüyorum ben.

Netice itibari ile, Ejderha Dövmeli Kız iyi oyunculukları, harika müzikleri, Fincher’ın stilize görüntü estetiğiyle, son derece ustaca çizilmiş karakterleri ve olay örgüsü sayesinde mutlaka izlenmesi gerek bir film.

Filmin seyir notu da, eleştiri notu da: 4

Ejderha Dövmeli Kız (The Girl With The Dragon Tattoo)

[xrr rating=4/5]

Yönetmen: David Fincher

Senaryo: Steven Zaillian, Stieg Larsson

Oyuncular: Daniel Craig, Rooney Mara, Christopher Plummer

Yapım: 2011/ABD-BK-İsv-Alm. /155 dk.

1 YORUM

  1. Ben tam bir David Fincher hayranıyım.Kimsenin beğenmediği Alien 3 filmini bile tekrar tekrar izlemişimdir.Fincher in Ejderha Dövmeli Kız filmini çekeceğini duyduğumda biraz şaşırmıştım yeniden çevrim olacağı için.Fakat işin içinde Fincher olduğu için iyi bir iş çıkacağından emindim.Ama malesef beklediğimi veremedi film.Orjinal filmden de pek farklı değildi bence.Sadece karakterler daha derinlemesine işlenmiş ilk filme göre.Ronney Mara, Salander rolü için biraz “güzel” kaçmış.Birde adını koyamadığım birşey eksik filmde.Bilmiyorum, belkide ben çok fazla beklenti içine girdim.Umarım devam filmi daha iyi olur.

CEVAPLA