Karikatürist Bülent Üstün’ün 1996’da L-Manyak’ta çizmeye başladığı çizgi-seri Kötü Kedi Şerafettin 2000’li yılların ortasına, yani internetin henüz o kadar palazlanmadığı ve her liseli/üniversitelinin dergilere dadandığı o dönem deyiş yerindeyse ortalığı yıkıp geçiyordu. O günlerde her ay maceralarını merakla beklediğimiz Kötü Kedi Şerafettin‘in animasyonunun yapılacağı yönünden haberlerin üzerinden neredeyse bir on yıl geçti. Biz tam umudu kesmişken yaratıcısı Bülent Üstün’ün yanına Levent Kazak’ı alarak yazdığı senaryodan, Mehmet Kurtuluş ve Ayşe Ünal’ın ortak yönetmenliğinde sinemalarımıza damladı Kötü Kedi Şerafettin.

Kötü Kedi Şerafettin

‘Kötü Kedi Şero’ (Uğur Yücel’in sesiyle) malumunuz, Cihangir entelektüeli ‘babası’ Tonguç’la teraslı bir evde yaşayan, mahallenin kabadayısı, zamparası ve en önemlisi akşamcısı sevimli mi sevimli tekir cins bir kedi. Şero, kafayı taktığı mahallenin güzeli bir siyamın sahibini kazara ölmesine sebep olur. Gelin görün ki ölen zat bir zombi olarak geri döner ve Şero’un başına musallat olur! Bir de durup dururken Şero’nun oğlu olduğu iddia eden minik tekir Tacettin çıkagelmesin mi! Seyreyleyin siz cümbüşü artık!

Kötü Kedi Şerafettin baştan söylemek gerekir ki, sert bir film; yani bu çocuğunuzu yanınıza alıp gidebileceğiniz türden bir animasyon değil. (Zaten film 13 Yaş ve Üzeri sınırıyla vizyona girdiğini belirtelim.) Yetişkinler için bir animasyon olarak tasnif edebiliriz Kötü Kedi Şerafettin‘e. Amerikan yapımı melodram kokan, iyicil animasyonlara benzemiyor Kötü Kedi Şerafettin; tam bir anti-kahraman karşımızdaki kedi. Heathcliff ve Garfield kadar zıpır, çocuksu; ama bir o kadar küfürbaz ve ahlaksız. Çizgi-dizi aslına sadık bir uyarlama olmasına rağmen o saman kağıdı sayfalardaki pervasız mizahın ancak çok azını görebiliyorsunuz perdede doğal olarak. Bu tercihi de anlayışla karşılamak lazım. Sonuçta sinema daha kitlesel ve pahalı bir sanat…

Kötü Kedi Şeraffettin

Kötü Kedi Şerafettin‘in teknik anlamda kusursuz olduğunu kabul edebiliriz sanırım. Hele Türkiye şartlarını düşünecek olursak, Pixar ayarında iş resmen Anima İstanbul’un yaptığı. Bunun yanında gerçekten de Uğur Yücel’den, Ayşen Gruda’ya kadar uzanan muazzam bir seslendirme kadrosu var filmin. Gelgelelim filmin senaryosuna ufak bir eleştirimiz olacak; (sanırım) metnin daha dişil ve bütünlüklü bir yapıya evrilmesi için yerleştirilen, uzadıkça uzayan zombi hikâyesi, filmi biraz yavanlaştırmış, zaman zaman tekdüzeleştirmiş sanki.

Kötü Kedi Şerafettin‘i izlerken keşke çizgi-dizisi ortalığı kasıp kavururken yapılabilseydi de hak ettiği ilgiyi görseydi demeden edemedim. Ama gelecekte Kötü Kedi Şerafettin‘in animasyon anlamında sinemamızda milat olarak kabul edileceğine dair hiç şüphem yok. Umarım film gişeden alnının akıyla çıkar da, Şero’nun yıllar boyunca yedi düvele (‘yeditepe’ye mi demeli yoksa?) yayılan namına halel gelmez!

HENÜZ YORUM YOK