Sinema ve müzik

13-Sins-2014-Banner-Wallpaper-HD-For-DesktopBir telefonla hayatı değişenleri çok gördük. Peki ama yalnızca bir telefonla kendi benliğinden uzaklaşabilir mi bir insan? Daniel Stamm bu sorunun cevabını 13 Sins filminde izleyicisiyle birlikte arıyor.

IMG_20140615_202304Mert Tanöz

Aksiyon, korku ve gerilim türlerinin klasikleşmiş, biraz da klişeleşmiş senaryosudur telefon görevleri. Bir telefon çalar ve kahramanımızın hayatı o görüşmeyle birlikte riske girer. Önünde artık iki seçenek kalmıştır: Ya oyuna devam edecek ya da bırakıp hayattan vazgeçecektir. Daniel Stamm’ın (ki kendisini “The Last Exorcism” filminden hatırlayanlar olabilir) yönettiği “13 Sins”(“13 Günah”) filmi de telefon görevi üzerine kurulu yapımlardan bir yenisi. Başrolde Mark Webber’ın yer aldığı film aksiyon ve gerilimi belli belirsiz korkuyla aşılayarak sürekli kullanılan iyi insan – kötü insan ikilemi üzerinden kendince “insan”ı tartışıyor.

13-sins-6Elliot Briddle maddi açıdan sıkıntılı bir süreçtedir. Bakması gereken zihinsel engelli bir kardeşi, evden çıkarılan bir babası ve hamile bir sevgilisi de varken işten çıkarılması onu uykusuz gecelere sürükleyecektir. Bu çıkmazdan nasıl kurtulacağını düşünürken gelen telefon ona ummadığı bir fırsat sunacaktır. Yanındaki sineği öldürmesiyle $1000 değerinde bir ödül kazanan Elliot, oyuna devam etmesi durumunda milyoner olma şansıyla karşı karşıya kalır. Fakat yapması istenenlerin milyon dolarlara değip değmeyeceği ise soru işaretidir.

Elliot Briddle etik anlayışta “iyi” bir insan olmaya çalışmaktadır. Yalanlar, sahtekârlıklar ve düzenbazlıklarla işleyen dünyada hayatta kalmak istemesine karşın kendi ilkelerinden ödün vermemek adına bu dünyayla iletişimini en aza indirgemiştir. Bu sebepten ötürü de “şeytanın” güçlü olduğu dünyada çekinik ve siliktir. Fakat kendini soyutlamaya çalıştığı bu yapılaşmanın içinde iyice köşeye sıkışınca ve sorumluluklarının yalnızca kendiyle ilgili olmayışıyla bir çıkar yol bulması zorunlu hale gelmiştir. Bu noktadan itibaren ise onu dünyaya bağlayacak ve hayatta kalmasını sağlayacak günahlar boy göstermeye başlar. İnsan üzerine kurulu gibi görünen film bu açıdan biraz daha eleştirel bir yöne doğru kayıyor ve hem bugünün değerlerine hem sisteme hem de yarattıkları insan profiline uzaktan bakmaya çalışıyor.

13_SINS_MT_2613 Günah üzerinden birçok konuya değinildiği aşikâr. Bunlardan belki de öncelikli olanı kurumsallaşmış bir grubu, bir organizasyonu temsil ediyor oluşuyla Illuminati ve türevlerine benzerliği. İnsanların hayatlarına müdahale eden/edildiği düşünülen bir oluşumla böylesi sert bir ilişki kurulması beni rahatsız etmedi değil. Özellikle de bilinmezlik durumunun filmdeki devamlılığı bu önyargıyı benim için daha da katlanılmaz kılıyor. Öte yandan bu bilinmezlikle birlikte film bu organizasyondan, onun nedenlerinden uzaklaşmaya ve yarattığı sonuçlara odaklanmaya olanak tanıyor. İkinci olarak ise 13 ve günah kavramlarının birlikte kullanılmasıyla batıl inanışlar ve dini inançlar birleştiriliyor. 13’ün yarattığı sıkıntılardan (13 dolunay görünen yılların eski çağlarda rahipler için yarattığı takvimsel sıkıntı, Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği”inde 13 kişinin olması ve bir yılda yaşanan adet “sancı”sının matematiksel olarak 13’e denk gelmesi) varılan bir inanışın bir başka inanışla harmanlanarak sunuluyor olması filmin toplumsal yapıya yaklaşımını yüzeysel kılıyor. Sonucunda da eleştirdiği insan ve dünya da derinlikten uzak kalıyor. Filmin etik değerler üzerinden başlayıp günahlara geçmesi ise etikten ahlaka kaymak anlamına geliyor ki bunun da ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır.

13-sins-izleFilmin aksiyon ve gerilim kısmında hakkını vermek gerekli. Her ne kadar sıradan bir senaryo gibi görünse de hem olaylar örgüsü hem olay ve durumların ilişkisi hem de karşılaşılan sürprizler filmi sürükleyici kılıyor. Aksiyon ve gerilimin birlikte yükselmesiyle filmin temposu da sürekli olarak artıyor ki bu da filmin seyir keyfine olumlu bir katkı sağlıyor. Filmdeki karakterler arasındaki ilişkiye pek fazla değinmek istemiyorum, zira film içinde bütün bu ilişkiler açıkça işleniyor. Filme dair son söylemek istediğim ise sonunun daha farklı olmasının daha gerçekçi olabileceği. Beklenmedik bir sona girilmişken beklenen bir sonla karşılaşmak ve bu sonun bütün olayları unutturması hoş olmuyor. Sonuç olarak keyifli bir film. Artı ve eksilerine dair oturup konuşulabilecek, üzerinden birçok konuya geçilebilecek türden.

Not: Sinekli amblemimde latince olan “saltatio cum bufo aurum ad gaudiom deorum” sözü yer alıyor. İngilizcesi: “dancing with joy to the gods of gold toad” (GoogleTranslate’e ne kadar güvenilirse artık)

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA