Size de olur mu hiç bilmiyorum ama, zaman zaman kendimi, farklı film yapım şirketlerinin film açılışlarındaki müziklerini mırıldanırken buluyorum. Bunlar içinde en favorilerimden biri 20th Century Fox’unkiyken, diğeri, onun Hong Kong şubesi olan Shaw Brothers’ınkidir. Maalesef Ters Ninja henüz sesli icraat veren bir site olmadığı için, kendi emeğim ağız nurum bu melodiyi sizlerle paylaşamamanın burukluğunu yaşarken, zorlama girişimi, asıl konumuza bağlıyorum.

Tuğba Keleş

Sağ ya da sol atta (Zira Landlord fotoyu nereye sıkıştırır kestiremiyorum şimdi), ninjadan hallice fotoğrafımı görenler, neyle karşı karşıya olduklarına dair hemen bir fikir edinmişlerdir ya (Kaçanlar için, birgün intikamımı alacağımı belirtmekten başka kılımı kıpırdatmama gerek yoktur) yine de henüz tam idrak edememiş okuyucular için, dünya çapında, daha çok kung fu ve wuxia filmleriyle tanınan Shaw Brothers yapım şirketine şöyle kısa bir bakış atacağımızın müjdesini (ızdırap da olur) vereyim.

Hikaye, 1924 yılında Singapur’da başlıyor. Güneydoğu Asya pazarının kalbi konumundaki Singapur’da, Shaw Ailesi’nin ilk şirketi ‘Tianyi’ adı altında kuruluyor. Kısa zaman içerisinde Malezya başta olmak üzere, Güneydoğu Asya’nın geneline yayılan sinema sektörünün önemli bir aktörü durumuna geliyorlar. 1950’lerde kardeşlerden Runde Shaw, kantonca ve mandarince filmler yapan Shaw and Sons Ltd.’yi kursa da rakip şirket MP&GI’nın karşısında fazla tutunamıyor. Asıl macera ise 7 yıl sonra, kardeşlerden Run Run Shaw’un, Hong Kong’a giderek, Shaw Brothers adı altında aile şirketini yeniden kurması ile başlıyor. Başlar başlamaz da, daha çok tarihi melodramlar başta olmak üzere yoğun bir şekilde film üretimine geçiyor. İlk önemli çıkışını 1960 tarihli, aynı zamanda Hong Kong’ta çekilen ilk renkli film olma özelliği de taşıyan The Kingdom and The Beauty (Jiang Shan Mei Ren, Y: Li Hanxiang) ile yapıyor.

The Kingdom And The Beauty

Kurulduğu ilk yıllarda hem kantonca hem de mandarince filmler çeken şirket, kısa zamanda resmi film dili olarak mandarinceyi kabul ediyor. Filmlerde kullanılan dilin mandarince olmasının bazı ana sebepleri var. Bunlardan biri, her ne kadar Hong Kong’ta hakim dil kantoncaysa da, Hong Kong dışında, Çin’in diğer bölgelerinde ve güneydoğu Asya pazarında mandarince daha hakim bir konumda. Dolayısıyla hem ticari nedenlerle hem de Run Run Shaw’un politik görüşleri doğrultusunda, film dilinin, yalnızca mandarinceye indirgenmesi sözkonusu. Politik fikirler derken, kastedilen şey, bizzat Run Run Shaw’un, en baştan itibaren ‘Ulusal bir Çin Sineması’ yaratma fikri.

Bilindiği üzere Hong Kong, 19.yy’ın ilk yarısından itibaren Büyük Britanya hâkimiyeti altına giriyor. O yıllardan itibaren ana kıtadan ister istemez ayrılan Hong Kong, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla da, ne gariptir ki Çin Halkı için bir sürgün yeri konumuna geliyor. Hatta bu nedenle 1970’lere kadar Shaw Brothers’ta çalışan insanların çoğunu, Hong Kong dışından gelenler oluşturuyor. Ancak 1970’lere gelindiğinde, ‘yerelleşme’ kavramıyla tanışan Shaw Brothers’ta, yerli Hong Kong’lular ancak çalışma olanağı buluyorlar (David Chiang, Ti Lung gibi). İşte, idealize edilmiş Çin kültür ve geleneklerini kendine konu alarak, ortak bir dilde, dünyanın dört bir yanındaki ‘sürgün’ Çinliler’e ulaşmayı hedefleyen ‘Ulusal Çin Sineması’, Run Run Shaw’un en büyük düşü. Bunu da bir nebze başarıyor.

Elbette bir yandan kendi halkına ulaşmanın yollarını ararken, Japonya ile bir olup, Asya Sineması çatısı altında dünyaya açılmanın yollarını da arıyor Run Run Shaw. 1960’larda, tarihi kostümlü epik filmlerinden bazılarını Avrupa-Amerikan film festivallerine yolluyor. Filmlerden hiçbiri çok büyük ödüllerle dönmese de, hem dünyanın Ulusal Çin Sineması’ndan haberdar olmasını hem de dünya pazarında yer edinmeyi başarıyor. Aynı dönemde, Japonya ile birlikte, Cannes ve Venedik Film Festivalleri’ndan feyz alarak Güney Asya Film Festivali’nin temelini atıyor. 1970’lerden itibaren de batılı şirketlerle ortaklaşa filmlere imza atıyor. Bu filmlerden en önemlileri 1974 tarihli İngiliz Hammer ile çektiği The Legend of The 7 Golden Vampires ve Amerikalı The Ladd Company ile çektiği Blade Runner’dır.

Shaw Brothers, 60’lı yıllarda, II. Dünya Savaşı ertesi hızla gelişen ve teknolojileşen dünyaya ayak uydurmakta gecikmiyor. Bunun için Japonya’dan oldukça yardım alıyor. Teknik anlamda insan yetiştirmek için Japonya’ya eleman gönderirken, Japonya’dan da sinemanın her kademesinden insanı Hong Kong’a davet ediyor (Daha önce ele aldığımız Chang Cheh’nin filmlerinde japon etkileri, rahatlıkla görülebilir).

Kendini hızla geliştirmeyi başaran şirket, 1965 yılında Clearwater Körfezi’nde, 15 sahne, iki sabit set, renkli film stüdyosu vb. gibi, her türlü imkanı, film sektörünün önüne seren modern bir film stüdyosu kuruyor. Kısa süre içerisinde de, sıkı kurallar, yoğun çalışma saatleri, düşük maaşlar gibi kapitalist sistemin türlü oyunlarını oynamaya başlıyor. Ama o sıralarda, bu durum, sorundan ziyade hızlı üretimi körüklüyor ve 70’lere gelindiğinde Shaw Brothers, yılda 40’tan fazla film üreten bir şirket konumuna gelmeyi başarıyor. O kadar Türk hücumları sırasında bile atalarımın “Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu” sözünü öğrenemeyen Çinli kardeşlerim de, o dönem bunun kaymağını bol bol yemişler. Ama tüm bu sistem, Hong Kong piyasasına bomba gibi düşen bir adamla bozulmak üzeredir. Ama adam Türk değildir merak eylemeyin!

Run Run Shaw ve Hu Meng

60’ların sonlarında Shaw Brothers’ın en etkin çalışanlarından biri, Raymond Chow, kendi şirketi Golden Harvest’ı kurmak için, Shaw’lardan ayrılıyor. Bruce Lee, Shaw Brothers ile film anlaşması için masaya oturuyor ama istediği parada anlaşamayınca, soluğu kısa süre içerisinde Shaw Biraderlere rakip şirket konumuna gelecek olan Golden Harvest’ta alıyor ve dananın kuyruğu böylelikle kopuyor. 1971’de Golden Harvest etiketiyle piyasaya çıkan Big Boss ’a karşılık, her türlü duruma ayak uydurmayı başarabilen Shaw Biraderler de, Jimmy Wang Yu’nun başrolünde oynadığı The Chinese Boxer ’ı vizyona sürmekte fazla gecikmiyorlar. Shaw’lardaki ilk çatırtıların duyulmaya başlandığı zamanlar da bunlardır. Zira Golden Harvest’ın sanatçısına tanıdığı daha serbest ortam, infial yaratmak üzeredir (İnfial biraz abartı kalmış olabilir). 70’lerde çatırtıları çatlaklara dönüştüren şey, yukarda kısaca değindiğim dil meselesi ve yerelleşme sorunudur.

The Big Boss

1960’lardaki melodramlar ve kostümlü tarihi epikler ağırlıklı filmografisine, 1970’li yıllarda wuxia ve kung fu ile yenilik getiren Shaw Brothers yapım şirketi, 1980’lere gelindiğinde hem yukarda sayılan nedenlerle hem de televizyonun ortaya çıkmasıyla ürettiği film sayısında yarı yarıya düşüş yaşar. Shaw Brothers’ın kanımca en büyük özelliği, dönemin getirdiği yeniliklere bir şekilde ayak uydurmayı başarmasında yatmaktadır. Mesela 80’lerdeki korku filmi furyasına, akla hayale gelmeyecek türden ‘saçmalıklar’ içeren filmlerle (Boxer’s Omen, Black Magic vb.) katkıda bulunur. 80’lerin sonuna gelindiğinde takati kalmayan şirkette, film üretimi tamamen durur ve Clearwater Körfezi’ndeki stüdyolar televizyon şirketlerine kiraya verilmeye başlanır. Bir efsane de işte böyle sonlanmaktadır. Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.

The Boxer’s Omen

Her ne kadar 80’lerin sonunda ihtişamlı dönem son bulsa da, bildiğim kadarıyla film üretimi, 2002’ye kadar, birkaç yılda bir de olsa devam etti. Şu an Shaw Brothers’ın tüm film hakları Celestial Pictures’a ait. Dramdan komediye, dövüş sanatlarından aksiyona, korkudan erotik filmlere kadar birçok dalda onlarca film üretmiş, King Hu (Come Drink With Me, A Touch Of Zen, Dragon Gate Inn, vs.), Chang Cheh (The One Armed Swordsman, Shaolin Temple, Five Deadly Venoms, vs.), Ching Gong (The Sword of Swords, The 12 Gold Medallions, vs.), Ho Meng Hua (Lady Hermit, Black Magic, Oily Maniac, vs.) gibi nice yönetmenleri, Lau Kar Leung ve Sammo Hung gibi dövüş koreograflarını, Jimmy Wang Yu, Cheng Pei Pei, David Chiang, Ti Lung, Alexander Fu Sheng, Lo Meng gibi oyuncuları sinema dünyasına armağan etmiş Shaw Brothers, 1960’lardan ‘80 sonlarına kadar tüm dünyaya damgasını vurmayı başarmış, yaptığı birçok işle de ‘Çin’ Sinemasının dünyada tanınmasını sağlamış önemli bir şirketti.

‘80’lerdeki video furyasında birçok kung fu filmini seyretme olanağı yakalamış da olsak, şu an Türk DVD piyasasında hiçbir Shaw filmi bulunmamakta, bu durum da memleketim halkını böylesi önemli filmlerden mahrum bırakmaktadır (Biraz 70 milyon beni izliyor kıvamında oldu bu cümle ama…).

Son not: Bu yazıya da kaynak oluşturan, doğrudan veya dolaylı yoldan Shaw Brothers ile ilgili China Forever (The Shaw Brothers and Diasporic Cinema-Poshek Fu)(Benim gibi sıradan sinema seyircisi için biraz fazla akademik kalabilir), Kung fu Cult Master (From Bruce Lee to Crouching Tiger-Leon Hunt), Tutto Il Cinema Di Hong Kong( Stili, Caratteri, Autori- Alberto Pezzotta) ve Il Cinema Di Hong Kong (Spade, kung fu, pistole e fantasmi- Giona A. Nazzaro, Andrea Tagliacozzo) adlı kitaplar okuyucunun hizmetindedir. Yalnız bu hizmet, tıpkı filmler gibi, maalesef memleket sınırlarının ötesinden gelmektedir. İnternet mahkûmları için Tom Green tarafından yazılan şu yazı yararlı olabilir.

Shaw Brothers ile ilgili linkler;

http://www.shawstudios.com/

http://www.shaw-brothers-reloaded.com/

http://www.celestialpictures.com/level2_story.cfm

Shaw Brothers çalışanları birarada
Paylaş

1 YORUM

  1. tez konumu uzakdogu dövüş sinemasında aldım ve bilgilerinizden yararlanmaya çalışıyorum elinize saglık.ve yeni ve önemli film analizlerinizi bekliyorum :)