Landlord’la bir Pazar hasbihaline var mısınız?

Sizi bilmem ama Pazar günleri hiçbir şey yapmak gelmez içimden. Varsa yoksa evde miskinlik… Bir o yana yuvarlan, bir bu yana…  (Aslında düşündüm de şimdi, öbür günler de gelmez içimden yapmak bir şey, ama Pazar daha da bi’ gelmez. Tatil ya, ondan herhalde.) Ama muhabbet miskinliğe mani değil. Onçin hadi muhabbet edelim sizinle bugün biraz. Havadan sudan… Yaptığımdan ettiğimden… Öyle Grekoromen değil, serbest stil muhabbet… Ya da eskilerin dediği gibi hasbihal…

Bu resim yaşı yetmeyenlere fazla bir şey ifade etmez. Daha eskiler içinse  mühim bir imajdır Can Akbel. Benim kuşağım ucundan bucağından yakalamıştır kendisini. TRT’nin tek kanallı ve çift renkli olduğu günlerde gece haberlerini sunardı Can Akbel. Güne Bakış adını taşırdı günün o son bülteni ama halk arasında adı Kele Bakış idi. Niyesini fotoğraf yeterince anlatıyor zaten.

3 Ocak 1976 tarihli Ses dergisini karıştırırken karşıma çıktı Can Akbel. Fotoğrafını gördüğüm zaman tamamen unutulmuş bir anım yıllar öncesinden geri geldi. Benim için özel bir anlamı vardı Can Akbel‘in. Onun sunduğu haberler başladığında “Bak, baban çıktı,” diye kandırırlardı beni evde.  Epey küçüktüm kanardım sanırım. Sonuçta benim babam da keldi. Bu benzerlik benim için yeterli oluyordu. Bir süre böyle devam etti, sonra alıştım duruma ve Güne Bakış başladığında bu kez ben onlardan önce “Babam çıktı,” demeye başladım. Bu arada yanlış anlaşılmasın, babasız büyümüş bir çocuğun kendini kandırma oyunu falan değildi  bu. Çok şükür babamız vardı başımızda. Akşam – daha doğrusu gece –  eve geliş saatleri epey değişkendi ama vardı.

Aklıma takılan bir de soru var: acaba ben mi erkenden yatırılan bir çocuk değildim, yoksa eskiden çocukları erken yatırma adeti yok muydu?

Hafta için Radyo Beyoğlu‘na, Burak Tezcan‘ın hazırlayıp sunduğu Canlı Kayıt programına konuk oldum. 2 saate yakın süre sohbet ettik ve benim seçtiğim 10 şarkının canlı konser kayıtlarını  dinledik. Sinema, futbol, bol bol da Ters Ninja konuştuk. Bu şekilde yalnızca internetten yayın yapan radyoların sayısı gün geçtikçe artıyor sanırım. Ters Ninja olarak bu radyolara elimizden geldiğince destek olmaya çalışacağız. Başlangıç olarak arkadaş site ve bloglara yaptığımız gibi onlara da Ters Ninja‘dan link vereceğiz.

Canlı Kayıt için seçtiğim 10 şarkı şunlardı:

Down Under – Men At Work
Sailing Ships – White Snake
Tunnel of Love – Dire Straits
One – U2
I am the Highway – Audioslave
Crying in the Rain – Aha
Sing – Travis
The Flame – Arcadia
Blue Hotel – Chris Isaak
Into the Great White Open – Tom Petty

Burak Tezcan tüm bu şarkıların konser kayıtlarını bulmuştu. Ben aslında konserlerden de, konser kayıtlarından çok hoşlanmam. Cillop gibi stüdyo kaydı dururken, ne gerek varcıyımdır. Ama Down Under‘ın konser kaydı için bu durum değişti. Colin Hay’in solo çıktığı bir konserinde gerçekleştirdiği akustik performansı tek kelimeyle muhteşemdi. (Burak, o kaydı istiyorum)

Bunlara ilaveten bir tane de istek parçası çaldık. Hindi Zahra‘nın Handmade albümünden Imik Si Mik. İlginç oldu. Çünkü baştan ben de bunlar yerine yeni şarkılardan bir liste hazırlamıştım ve o liste de Hindi Zahra da vardı. Ama şarkı farklıydı, ben Beatiful Tango‘yu seçmiştim.

Geriye bakıyorum da fazla bir şey yapamadım bu aralar. Fantastik bir çocuk kitabı çevirdim parasızlıktan. (Çok sevmiyorum elalemin yazdıklarını çevirmeyi, ben yazayım onlar çevirsin istiyorum. İşleri zorlaşsın diye abuk sabuk kelimeler, cümleler kullanayım. “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” diyeyim mesela, kurdeşen döksünler anlamak için. )

Epey uzun zamandan sonra (hakkaten epey uzun, 6 yıl mı, 7 mi?) bir öykü yazdım. Öykü derlemesi olarak tasarlanan bir kitaba benim de bir öyküyle katılmam teklif edilince emir telakki ettim, oturdum yazdım. Bakalım ne olacak…?

Ben sıkıldım, bu kadar yeter… Hadi gidin artık…