MANGA: İyi müziğe kötü klip

Benim TV hepten kertoya bağladı. Butondan startı verdiğim an, ancak 1-2 dakikalık bir pırpır introsuyla girebiliyor programa. An itibariyle seyretmekte olduğum Dream televiziyasının logosu pek seçilmiyor misal. “VH1 abi o!” dese biri inanmak işten. TV de ben de yoırgun ve yaşlıyız baştan. Yok yok, artık renkli bir TV almanın vakti geldi. Tüplüler iyice ucuzladı diyorlar. Dur bakalım, Allah sıhhat ve biraz da bütçe nasip eylesin, o da olur inşallah.

Cenk Büker

Manga’nın bir klibini seyrediyorum. Şarkıyı da öyle beğenmiştim ki daha CD’nin ilk turlarında. Keşke ilk klip buna olsa dediydim. Bizim kızların da (5-45 yaş kuşağı) albümdeki favorilerinden. Bir parça 5-45 arası dinlenebiliyor, herkes kendine göre zevk alabiliyorsa zaten bence oldukça bir şeydir.

Velhasıl klibi anlamakta güçlük çekiyorum. Sağa sola, arkadaşlara, tekel bayiine, Migros’taki tezgâhtara, müzisyen kardeşlerime falan da sordum; yok, kimse bir şey anlamamış:

Olay Londra’da geçiyor. Görüntülerden bunu anlamak mümkün. Bizim emektar TV’nin azizliği değilse eğer, bazı blur, çızık –özellikle çızık, çizik değil- efektler feşmekanlar var. Sarı saçlı mavi gözlü bir takım adam ve kadınlar var. Gelinlikten ve kilise benzeri mekânlardan anlıyoruz ki bir izdivaç söz konusu. Düğün arabası Land Rover. Lastikler sanırım 35 inç BF Goodrich. Bunları anlayabiliyorum ancak.

Niye Londra’dayız? Sözler “Beni benimle bırak bu cehennemde,” diyor. Londra’da efkar bir başka olduğundan sanırım. Yoksa dünyanın en tercih edilen üç şehrinden biri. Ceennemden kasıt fiziksel boyut değil hele.

Demek ki vokal arkadaşımız mavi gözlü sarışını sevmiş, ama hatun o borsacı tipli contiye mi kaçmış? Sanırım kız İngiliz ve biz de onun nikâhına gidip üzülüyoruz. Ümit Besen’in “Nikâhına beni çağır sevgilim”i gibi bir durum mu var? Haysiyetli bir davranışla, Manga nikaha katılmıyor. Bunun yerine tek kol sıra halinde orada burada dışarıdan üzülüp şarkı yakıyorlar. Düzgün bir grup olarak, yürüyüş disiplinine sadakatle voltalanıyorlar.

Grup arkadaşları da vokale destek için orada demek ki? Çünkü beş kişilik uçak parası nereden baksan bir yekün tutuyor. Easyjet’ten –nikah tarihi önceden belli olduğundan- ucuza bilet indirilmiş olunabilir vaktiyle. Ya da vokal “olm bu efkarlı günümde beni yek komayın, biletlerle rakı da benden anasını satayım” demiş olabilir. Gerçi orada Ale daha ucuza çıkabilir.

Şimdilik bu kadarına yanayım. Çünkü Manga benim çok sevdiğim bir grup ve gazetecilik etiği adam kayırma dese de peşi detaya çok girmek içimden gelmiyor pek. Belki kısa bir aradan sonra biraz daha…

Yalnız o ilk çıkışlarında kullandıkları sıpa kulaklı tuhaf anime yaratıktan vazgeçmeleri isabet olmuş bak. Ben ona ısınamadıydım.

Şunu da kendilerinden çok rica edeceğim, gerçi son zamanlarında canlı dinlemedim ama; lütfen Açıkhava konserindeki playlist’i takip etmesinler. Gayet etkileyici a-şiddet ve a-militer görüntüleriyle bizi coşturan bir başlangıcı, kasap havasıyla bitirmesinler. Memleket düğünlerinde yeterince göbek atıyoruz. Linkin Park da yapmazdı…

Bir de VJ arkadaşlar Dream TV’nin kalitesini İngilizce telaffuzlarıyla yandırmasa…