Marul Tarlalarında Bir Varmış Bir Yokmuş

timthumb.php

Adana ve Antalya festivallerine kabul edilmeyen, 33. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma filmlerinden Kazım Öz imzalı kurmaca soslu belgesel Bir Varmış Bir Yokmuş (He Bû Tune Bû), yapılan törende Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’ne ve FIPRESCI Ulusal Yarışma Ödülü’ne layık görüldü.

serkan-cellik Serkan Çellik

Toprak, Fotoğraf, Dûr (Uzak), Fırtına (Bahoz) ve Son Mevsim Şavaklar filmleriyle tanıdığımız Kazım Öz Bir Varmış Bir Yokmuş’a kötü başlıyor. Türk sinemasında artık acizlik göstergesine dönüşen sabit kamera çekimleriyle kotarmayı denediği açılış sekansı; önce fotoğraf albümü sonra öğrenci filmi hissiyatı yaratıyor. Orta sınıf bir ailenin evinden kareler görüyoruz, çocukları yatakta mışıl mışıl uyuyor sonra anne baba olduğunu tahmin ettiğimiz iki kişi markası gözümüze sokulan bir markete gidiyor. Tekerlekli market arabasına yerleştirilmiş kameradan aldıkları ürünleri seyrediyoruz, sepete bir marul konuyor ve açılış tamamlanıyor. Çamur gibi görüntüler ve profesyonellikten uzak bir kurguyla sunulan bu sahneler neyse ki filmin bütününü yansıtmıyor.

birvarmisbiryokmus-58C8-A8AD-3EF

Hazırlığı sekiz, çekimi dört ay süren Bir Varmış Bir Yokmuş salonu terk ettirecek denli başarısız başlangıcının ardından market arabasına konulan marulun öyküsünü anlatmaya başlıyor. Batmanlı bir aile trenle Ankara’ya gidip, yakın köylerden birinde mevsimlik işçi olarak çalışmaya başlıyor. Diğer aileler gibi çadırda, kirin, toprağın, soğuğun ve sıcağın kucağında, savunmasız bir şekilde yaşayıp günde on iki saat tarlada çalışıyorlar çoluk çocuk. Yevmiyeleri otuz lira. Yemek masrafları kendilerine ait. Belleri bükük, uğraşıp duruyorlar. Çocuklar okuldan uzak, ellerinde birer parça ekmek, oyun sanıyorlar. Yine de kimseye yaranamıyorlar ya, en çok da onu görmek koyuyor insana.

bir-varmış-bir

Kurmaca sahnelerle desteklenmiş bir belgesel var karşımızda. Mevsimlik işçiler bir taraftan çalışıp, bir taraftan Kazım ağabeyleriyle sohbet ediyorlar. Kazım Öz’ün bu filmdeki en büyük başarısı, çektiği insanların güvenini kazanıp onları doğal halleriyle görüntüleyebilmesi. Kamerayı unutup sinirlerini de, mutluluklarını da, sırlarını da dökmüşler. Aylar süren yorgunluk, çile, sefalet ve emeği bize oradaymışız gibi yansıtıyor film. En çok çalışan işçilerin en az kazandığını, en az çalışan komisyoncuların aslan payını aldığını hatırlatıyor. Emeğe verilen değerin azlığını. Alın teriyle çalışanların, üçkâğıtçıların elinde hırpalanışını…

oz

Doğuda yaşayanların günlük adetlerine de geliyor laf ara sıra; kız kaçırma, başlık parası, devlet yardımları gibi. Kürtlerin Türkiye’yi kendi ülkeleri saymadıkları, yöneticileri kabullenmedikleri gibi sözler karışıyor araya. Ekmek derdinde de olsalar, telefonları, sosyal medya ve e-posta hesapları olmasa da çevrelerinden haberdar, siyasi duruş sahibi oldukları anlaşılıyor.

kazim-oz

Bir Varmış Bir Yokmuş reyondan aldığımız marulun soframıza gelmesini sağlayan gerçek emekçileri ve onların hiçbir anı sanal olmayan yaşamlarını tanımamızı sağlıyor. Ülkemizi kimlerle paylaştığımızı, sokakta kimlerin yanından geçtiğimizi, duyarsızlığımızla kimleri acılara terk ettiğimizi anımsatıyor.

027423.jpg-r_160_240-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxxHe Bû Tune Bû (Bir Varmış Bir Yokmuş)

Yönetmen: Kazım Öz

Senaryo: Kazım Öz

Oyuncular: Saim Çalar, Gamze Çalar, Recep Mertoğlu

2014 / Türkiye / 82 dk.