Hollywood King Kong sevdasından yıllardır vazgeçemiyordu. Peter Jackson’ın filmi sanırız artık bu sevda öyküsüne(!) noktayı koymakta. Çünkü ne yaratıcılık, ne de işçilik olarak bunun ötesinde bir King Kong filmi çekmek pek mümkün değil. (16 Aralık 2005)

Çocukluğunda seyrettiği King Kong sayesinde sinemacı olmaya karar vermiş o kadar çok yönetmen var ki… Özellikle de korku filmleri ve fantastik filmler çekmeyi adet haline getiren yönetmenler bunlar. Peter Jackson onların içinde en önemli isim olarak anılacak bugünden sonra. Yapımcıları böyle büyük bir bütçeye ikna ettiği için, böyle bir projeyi üstlendiği için ve tabi ortaya böylesine şatafatlı bir film koyabildiği için.

Filmden de anlaşıldığı gibi Peter Jackson, King Kong’a besbelli aşık(y.n. şimdi düşünüyorum da, bu aşk değil de, bir özdeşleştirme. Peter Jacks, King Kong’da kendini görüyor belli ki)  Neticede bir hayvan olan bu yaratığı karakter ve karizmayla doldurup filmin tartışmasız yıldızı haline getirmesi ve onun olduğu her sahnenin muhteşem yapmasının arkasında başka neden yok. Jackson öyle üstüne oynuyor ki King Kong’un, sonunda biz de aşık oluyoruz bu devasa gorile. Ona yaptıklarından dolayı nefret ediyoruz insanlardan, King Kong’un elinde ölenleri bir anlığına olsun düşünmüyoruz ve finalinde Babam ve Oğlum’daki kadar olmasa da King Kong’un ardından göz yaşı döküyoruz. Hatta bir ara King Kong ve Watts arasındaki aşk öyle belirgin bir hal alıyor ki, “Acaba?” diye geçiriyoruz içimizden. Sonra gayri ihtiyari Darwin geliyor aklımıza. Bu filmi görebilseydi eğer, dudakları müstehzi bir gülümsemeyle yayılır mıydı diye de merak ediyoruz?

Dedik ya, Peter Jackson filmi cazip hale getirebilmek için her türlü numarayı denemiş. Buna da mecbur aslında. Çünkü King Kong son derece sınırlı bir malzeme. Ortada başı, sonu ezbere bilindik, fazla açılımı olmayan bir hikaye var. Tarzan ile Güzel ve Çirkin kırması bir öykü. Hareket alanınız o kadar dar ki, hikayeye yorum ya da zenginlik katamıyorsunuz. Jackson bu tekdüzeliği kırmak için filmin yan karakterlerinin üstüne gidiyor. Onlara kendince bir hikaye uyduruyor. Bunu yaparken ekonomik buhranın damgasını vurduğu dönemin şartlarına da çeviriyor kamerasını. Sanki harcanan onca parayı haklı çıkarmak için uzatıyor da uzatıyor filmi. Oysa filmden akıldan kalacak tek şey King Kong’lu sahneler olacak. Belki de biraz kahramanlarımızın tarih öncesi yaratıklarla karşılaştıkları sahneler. Bu sahneler elbette çarpıcı, ama Jurassic Park ya da Arthur Conan Doyle’un Kayıp Dünyası’na (The Lost World)  daha uygun düşen sahneler bunlar.

Basın gösterimin çıkışında NTV muhabiri şöyle bir soru soruyor bana: “Sizce değmiş mi bu kadar para harcanmasına?” Hiç aklıma gelmemişti o ana kadar. Düşünüyorum. “Değmiş değmesine ama keşke bu parayı daha yeni projeler, daha bakir konular için harcasalardı” gibisinden bir şey diyorum. Haklıyım da galiba! Steven Spielberg bir daha Münih’i çekiyor, birileri tekrardan Amityville Horror’ı, Sis’i (The Fog) çekiyor. Japon filmlerini araklıyorlar, çizgi romanları sömürüyorlar. Hollywood’ta deniz bitti mi, nedir?

Peter Jackson’ın King Kong aşkı…

Orijinal filmi ilk kez sekiz-dokuz yaşlarındayken izleyen küçük Peter Jackson, aradan üç yıl geçtikten sonra kariyerine yön verecek girişimini başlattı. 12 yaşındayken kendi “King Kong”u üzerinde çalışmaya başladı. Annesinden aldığı kürklü şalı kullanarak gorilin kürkünü hazırlamaya girişti. Güzelce kesip biçtiği kürklü şalı, tellerle hazırladığı çerçevenin üzerine kapladı. Ardından Empire State Building gökdeleninin yapımına geçti. Mukavva kullanmak suretiyle gökdelen maketi hazırladıktan sonra boyama işlemine geçti. Ancak mukavvanın arka tarafını boyamaya gerek görmedi. Nasılsa filminde mukavvanın arkası görünmeyecekti. Bu işlemi de tamamladıktan sonra arka planda görünecek olan New York ufuk çizgisi görüntüsünü hazırlamaya başladı. Bunun için de bir yatak çarşafını boyayarak New York görüntüsü hazırladı. Küçük Peter Jackson´ın kendi elleriyle hazırladığı kürk kaplı King Kong figürü, Empire State maketi ve New York görüntüsü boyanmış yatak çarşafı bugün hala yönetmenin arşivinde duruyor. Ancak, ne yazık ki o film hiçbir zaman tamamlanamadı.

 

King Kong

Yönetmen: Peter Jackson

Senaryo: Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson (Merian C. Cooper ve Edgar Wallace’ın öyküsünden)

Oyuncular: Naomi Watts, Jack Black, Adrien Brody, Andy Serkis, Colin Hanks

Eleştiri notu: 3.5/5

Seyir notu: 5/5

Yapım: 2005, ABD, 167 dk

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA