
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
12 Ara


Michael Moore ele avuca sığmayan bir aktivist sinemacı. Şimdiye kadar çekmiş olduğu belgeseller, bir şekilde onun Amerika’nın uygulamış olduğu politikalara karşı isyanını dile getiriyor. Son çekmiş olduğu film de aynı şekilde, kapitalizmi sorguluyor. Sorguluyor sorgulamasına, hatta izleyicileri de kapitalizme karşı isyana çağırıyor ama, aynı zamanda bu söz konusu isyanı da ehlileştiriyor. Nasıl mı? Obama’yı destekleyerek…
Turgay ÖzçelikFilmin başında evlerine çeşitli bankalar tarafından el konulan insanları görüyoruz. Evlerinden ansızın çıkartılan bu insanlar, kalacak yer tahsis edilmeden sokağa atılıyorlar. Bunlardan bir kısmı orta sınıf diyebileceğimiz bir ekonomik gelire sahipken, büyük çoğunluğu ise yoksul ailelerden oluşuyor.
Michael Moore filmin geri kalanında, bu eve haciz koyma işleminin öncesini işliyor. Bankalar ve çeşitli sermaye grupları nasıl ülkenin yönetiminde söz sahibi oldu, kredi sistemi nasıl işliyor, insanlar nasıl borçlandırılıyor, bu süreçleri ekrana taşıyor. Her zamanki mizahi üslubunu kullanarak.
Michael Moore’un kapitalizmi eleştirirkenki en büyük referansı ise din adamları oluyor. Din adamlarının kapitalizmi şeytan olarak açıklayan görüşlerini ekrana taşıyan Moore, kendi görüşlerinin altını dini açıklamalarla doldurmuş oluyor.

Filmin ilerleyen bölümlerinde kapitalizmin beraberinde getirdiği sıkıntıların çözümü olarak Obama sunuluyor. Obama’nın iktidara gelmiş olması, demokrasinin, yoksulların ve orta sınıfın zaferi olarak dile getiriliyor. Bu kısım politik olarak oldukça tehlikeli aslında. Çünkü kapitalizmin, özellikle Amerikan emperyalizminin tek bir kişi tarafından değiştirilebilir olmadığı ortada. Üstelik sadece Amerika tarafından değil, tüm dünya tarafından sevinç çığlıklarıyla karşılanan Obama’nın iktidara gelişi, Amerika’nın sömürü ve işgal politikalarında herhangi bir değişikliğe de yol açmış değil. Böyle bir değişiklik de beklenmiyor açıkçası. Daha geçtiğimiz günlerde Amerikan yetkilileri Türkiye’den Afganistan’daki asker sayısını artırmalarını istedi.
Bu noktada, Michael Moore’un alaycı ve teşhir edici üslubu, sisteme topyekün bir eleştiri getirmekten ziyade, Amerika’daki ve dünya genelindeki muhalif insanların gazını almaya yarıyor. Olası isyan, olası öfke, Obama destekçiliğine ikame ediliyor. Obama “Dünyayı Kurtaran Adam” olarak sunuluyor.
"Michael Moore: Bir Obama Aşığı… (Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi / Capitalism: A Love Story)" için Bir Yanıt
Filmi izlemedim ama Kapitalizm eleştiri yapan bir filmin gişelerde boy boy yer alması bana biraz absürd geliyor.Düzensizliklerin eleştirisini yaparken aynı hataya düşülmüş gibi geliyor bana.Ama filmi izledikten sonra belki fikrim değişir.O yüzden şimdi çok sallamak istemiyorum.
Yorum Yazın