Sinema ve müzik

muna-2015-filmi-izle-202x289IŞİD Irak’ta Irak ordusuna korku salarken, tanklarını ve silahlarını geride bırakıp kaçırtacak kadar büyük bir tehditken bile hemen yanı başındaki gelişmelere gözlerini yummuş Gazze’yi ve İsrail’i konuşmaya devam ediyordu Türkiye. Gündem değişti, savaş gerçeği sınırlar içine girdi, siyasiler gözlerini batıya çevirip oradaki meselelerle uğraşmayı sürdürdü, Türkiye üzerinden Avrupa’yı tehdit eden göçmen krizi küresel bir sorun oldu ama İsrail – Gazze meselesi hala bitmek bilmedi.

TRT’nin gururla koltuk çıktığı “Muna” (2015) Gazze’yi anlatan ve ara sıra gündeme gelse de eskisi kadar ön planda olmayan bir meseleyi, sorunu izleyiciye hatırlatma amacı güden bir film olarak Türkiye’den Gazze’ye yardım için giden üç doktorun karşılaştığı hayatları izleyiciye “sunuyor” (Sunmak kelimesini burada pazarlama sektöründeki anlamıyla kullandığımı belirtmek isterim). Sınır Tanımayan Doktorlar-vari bir oluşum olan Yeryüzü Doktorları aracılığıyla Gazze’ye gelen biri Filistinli ikisi Türk üç doktorun gerçeklerle olan birebir teması aktarılıyor yapımda.

Film Gazze’ye gelen bu üç doktordan Ela’nın başta anne babasını kaybeden küçük kız Muna olmak üzere bölgedeki hayatla olan teması üzerinden yürüyor. Bir tarafta Ali’nin kuzeni Suleyman ve sevdiceği Aysa’yla yetişkinlerin karşılaştıkları sorunlar, bir yanda Ela ve Muna arasındaki bağ ile çocukların yaşadıkları acılar, diğer yanda da hala oturmamış düzende halkını korumaya çalışan Gazzeliler. Bu üçgen, dörtgen hatta beşgen içinde de hep aynı ana fikir, İsrail’in sebep olduğu ve Türkiye hariç tüm dünyanın görmezden geldiği acı dolu hayatlar.

muna-film-fragmani-izle-2016-278Filmi izlerken aklıma ilk gelen, bu doktorlar ekibinin ne amaçla oraya, Gazze’ye gittiği sorusu oldu. Zira hayatları kurtarmaya, ihtiyacı olanlara yardım etmeye gittikleri yerde hastane dışında her yerdeler. İnsanlar ölürken, çocuklar hasta hasta beklerken onlar sokakta, bir kız çocuğunun peşinden koşturuyorlar, ötekilere adeta sırtlarını çeviriyorlar, kimse de bu durumu sorgulamıyor. Yaşananları dramatize etmek ve izleyicinin içini cızlatmak için büyük çaba sarf ediyor film, gereksiz yere Ela karakterine dramatik bir geçmiş yaratıyor, kendi kızı ile karşısına çıkan bu kız çocuğu arasında özel bir bağ kuruyor. Ali’nin duyduğu pişmanlığı öylesine yoğun yaşatıyor ki izleyici onun durumunu ve eylemlerini sorgulayacak yüzü kendinde bulamıyor. Hasan karakteri başlı başına bir muamma, film boyunca ortalarda görünmese de ihtiyaç anında hemen devreye giriveriyor. Suleyman bazen İstanbul Türkçesi bazen de aksanlı Türkçesiyle tutarsızlık yaratıyor. Ali’nin annesinin vasiyet ettiği anahtar gibi birkaç kelime öteye geçemeyen sembollerle, tarladakilerin İsrail askerlerince zevkine vurulmasıyla da iyice bulamaca dönüyor.

muna-fragman-2015_907746_134-1421058085Sinemaya dair bir şeyler yapmaya çalışsa da TRT’nin yoğun baskısıyla bir propaganda filmine dönüşüyor maalesef “Muna”. Her şeyden bahsetme, önüne konanı damıtmadan hikayeye ekleme mecburiyetiyle ısmarla bir film olduğunu birçok kez hissettiriyor. Gerçeklere kısmen değiniyor olmasıyla zaten ayrıca tartışılması gereken film yine de verileni sorgulamadan almaya alışmış olanlarca göklere çıkarılacaktır. Muna’ya yeterince odaklanabilse ve karalama çalışması olmak yerine yalnızca yaşananları anlatabilse güzel bir film olurmuş. Bir dizinin bir bölümü gibi bile olsa en azından yerli komedilerden sinema anlamında ileride. Hiç yoktan iyidir diyelim.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA