Murat Erşahin’le Vizyonda Bu Hafta (13 Haziran Cuma)mistik olay

Sinema yazarı Murat Erşahin bu hafta gösterime giren dört filmi değerlendiriyor.

MİSTİK OLAY
M. Night Shyamalan
’ın merakla beklediğimiz filmi için basın gösterisi yapılmadı. O yüzden film hakkında herhangi bir yorum yapamayacağım. Basında çıkan haberlere göre film, gizemli bir doğal felaketle burun buruna gelen insanoğlunun hikâyesini, faciadan kaçmaya çalışan bir ailenin gözünden anlatıyor. Orijinal adıyla “The Happening”in tipik Shyalaman tarzı bir bilimkurgu dram olduğu konuşuluyor. Başrollerde, Mark Wahlberg, Zooey Deschanel ve John Leguizamo’yu izleyeceğimiz yapımın, tematik anlamda yönetmenin 2002 tarihli filmi “The Signs / İşaretler”i çağrıştırdığı söyleniyor.

THE INCREDIBLE HULK

Usta yönetmen Ang Lee’nin 2003 yılında çektiği “Hulk”, fazla sanatsal bulunmuş, stüdyo filmin gişesinden memnun kalmamıştı. Ünlü çizgi roman kahramanı, Marvel’in yeşil devi “Hulk”, bu kez sil baştan bir kadro ve içerikle yeniden beyazperdede. Bruce Banner, nam-ı diğer Hulk rolünde, Edward Norton’u izleyeceğiz. “The Transporter”, “Danny the Dog” ve “Transporter 2” gibi aksiyonu bol, gişesi iyi filmlerin yönetmeni Louis Leterrier’e emanet edilen filmde, Norton’a, güzel yıldız Liv Tyler, usta aktörler Tim Roth ve William Hurt eşlik ediyorlar. Yeşil Dev Hulk’u filmde, 70’li yılların orijinal ‘Hulk’u Lou Ferrigno seslendiriyor ve filmde küçük bir rolde karşımıza çıkıyor. Hulk, bu kez son derece tehlikeli bir adamla, tıpkı kendi gibi kontrolsüz gamma ışınlarına maruz kalıp, onunla aynı güçlere sahip devasa yaratık Abomination’a dönüşen Emil Blonsky adlı paralı askerle mücadele edecek. Ang Lee, yeşil dev Hulk’tan son derece derinlikli bir dram yaratmıştı. Bu kez, çizgi romanın aksiyon yönünü okşayan eğlenceli bir uyarlama var karşımızda.

SINIR (DA)
Orijinal ismiyle “Frontiére (s)”, herkese göre olmayan aşırı şiddet içeren bir korku-gerilim filmi. Türdaşlarından ayrılan en önemli özelliği politik yönü. Faşizm’in yok edici psikopat eğilimlerine ve Fransa’nın günümüz politik şartlarına, aslında genel olarak dünyanın çıldırmış haline dikkat çeken öyküsüyle bir hayli tedirgin edici olmayı başarıyor. Film, başkanlık seçimleri öncesinde Paris’te çıkan ayaklanmalara dair görüntülerle açılıyor. Kaotik ortamı fırsat bilen alt sınıftan beş genç bir soygun yaparlar. Polisle aralarında çıkan çatışma sonucu biri vurulup ölürken dördü kaçmayı başarır. Hollanda’ya doğru kaçarlarken, geceyi geçirmeye karar verdikleri sınır kasabasında onları ürkütücü bir sürpriz beklemektedir. Ormanın ortasındaki terk edilmiş motel, psikopat ve yamyam bir nazi ailesi tarafından işletilmektedir. “The Texas Chainsaw Massacre / Teksas Katliamı” benzeri Fransız filmini, ürkerek ve düşünerek izleyeceksiniz. Bir de bazı sahnelere bakamayarak, sadece duyarak ve hissederek…

İKİNCİ NEFES

Fransız polis teşkilâtı, hapishaneden yeni kaçmış meşhur gangster Gu’nun peşindedir. Gu, ülkeyi terk etmeden önce para bulmak için son bir iş yapmak zorundadır. Başarılı da olur, fakat polislerin plânları sonucunda kendi suç ortakları onu bir hain gibi görürler. Gu arkadaşlarının gözünde yok olan onurunu geri kazanmak için ne gerekiyorsa yapacaktır. En çok 1991 tarihli “Dünyanın Tüm Sabahları” adlı filmiyle tanınan Alain Corneau’nin son filmi “İkinci Nefes”, 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin ardından vizyonda. 1966’da Jean-Pierre Merville’in yönettiği aynı adlı suç dramının yeniden çevrimi, son derece başarılı bir kara film. Orijinal filmde, Lino Ventura’nın üstlendiği ana karakter Gustave Minda’yı yeni çevrimde Daniel Auteuil canlandırıyor. Yıllar geçtikçe güzelleşen Monica Bellucci, Michel Blanc, Philippe Nahon ve yeşil sahalardan beyazperdeye transfer olan Fransız futbolcu Eric Cantona filmin diğer oyuncuları. 50’li yılların Fransız kara filmlerinin görselliğini izleyen, az kesmeli kurgusu, özel temposu, tonu ve olağanüstü kamera kullanımıyla kaçırılmaması gerekli yaman bir film “İkinci Nefes” .

Share This Post