Bolt
2008’in son vizyon haftası bu hafta. Beş filmin ikisi yerli: “Şeytanın Pabucu” ve “Yağmurdan Sonra”. Sürükleyici ve hareket dolu bir seriye dönüşen Luc Besson yapımı “Taşıyıcı 3”, bu yıl Oscar’larda adı geçeceği muhtemel sevimli animasyon “Bolt” ve yine yılın iddialı filmlerinden, Nicole Kidman ve Hugh Jackman’ın doğup yetiştikleri kıtayı beyazperdeye taşıdıkları Baz Luhrmann filmi “Avustralya” haftanın üç yabancısı. İyi seyirler ve mutlu yıllar… Anlamlı, mutlu, sağlıklı ve beyazperdenin büyüsünden kopamayacağınız keyifli bir yeni yıl dilerim.


ŞEYTANIN PABUCU
Aklı sürekli dalavereye çalışan Burhan’ın, kadın kılığına girerek kumar borcu yüzünden peşindeki adamlardan saklanmasını ve komşunun kızı Aysel’e yakınlaşmasını öyküleyen komedi, kadın kılığına giren erkek temalı filmlere göz kırpıyor. “Leopar’ın Kuyruğu” ile “Sis ve Gece”nin ardından Turgut Yasalar’ın tarz değiştirerek, daha önce kendisinin yönetmen yardımcılığını yapan Hilal Bakkaloğlu ile birlikte yönettiği komedide başrolleri popüler kültürün tanıdık isimleri Fatih Ürek ve Aysun Kayacı paylaşıyorlar.

YAĞMURDAN SONRA
Yazar Nuri İlker, 12 Eylül Askeri darbesinin ardından tutuklanmış ve uzun süre pek çok cezaevinde kalmıştır. Cezasının son dokuz ayında, iyi halden dolayı Gökçeada Yarı Açık Cezaevi’ne sevk edilir. Burada karşıt görüşlü cezaevi müdürü ve onun güzel karısıyla tanışır. Kocasını sevmeyen ve mutsuz bir evliliği mecburen yürüten genç kadın ile yazar Nuri arasında bir aşk filizlenir. Görkem Turgut’un ilk yönetmenlik denemesinde başrolleri Serhan Yavaş, Pelin Batu ve Turan Özdemir paylaşıyorlar. Osman Şahin’in ‘Üzüm Bağları’ adlı öyküsünün serbest uyarlamasının çekimleri Gökçeada’da yapılmış. Politik değiniler içeren dramın müziği ise Cahit Berkay imzalı.

BOLT
Bolt
Beyaz renkli şirin mi şirin köpek Bolt’un macerası, özellikle küçük izleyiciler için bir yeni yıl armağanı değerinde. Bolt’un bütün yaşamı, başarılı bir TV dizisinin setinde geçmektedir. TV’nin sevilen dizilerinden “Bolt” süper güçlere sahip bir köpektir. Sahibi Penny ile birlikte birçok zorlu macera yaşamakta ve her hafta reyting rekorları kırmaktadır. Fakat acı olan nokta, Bolt’un yaşadıklarını gerçek sanmasıdır. Bir gün yanlışlıkla stüdyodan dışarı çıkıp kendini sokaklarda, üstelik başka bir şehirde bulduğu zaman, süper güçlere sahip olmadığını, gerçek dünyanın ne denli acımasız ve zorlu olduğunu anlar. Hayatı bir aldatmacadan ibaret olan Bolt, Mittens adlı terk edilmiş bir sokak kedisi ve televizyon takıntılı obez hamster Rhino ile birlikte, yeniden Penny’ye kavuşmak için zorlu bir maceraya atılır. Gerçek süper gücün, sevgi, bağlılık ve dostluk için her şeyini vermek demek olduğunu ve gerçek bir kahraman olmak için süper güçlerden farklı özelliklere sahip olmak gerektiğini söyleyen sevimli animasyon, Disney’in 47. uzun metraj çalışması. Yaratıcı ekibin başındaki John Lasseter imzası, üç boyutlu animasyona ayrı bir değer katıyor. Bir yönüyle, Peter Weir’in ünlü filmi “The Truman Show”u anımsatan animasyon, defalarca izlenecek nitelikte bir iş olmuş. Çok başarılı.

TAŞIYICI 3
Fransızların yaratıcı ve üretken ismi Luc Besson’un yarattığı ve ilk olarak 2002’de beyazperdeye yansıyan aksiyon bombası “Taşıyıcı / Transporter” çok beğenilmiş ve 2002’de ikinci bölümü çekilmişti. Son dönemde adı ‘saf aksiyon’ ile anılan Jason Statham’ın canlandırdığı, kendine göre katı kuralları olan karizmatik taşıyıcımız, gözü pek şoförümüz Frank Martin, serinin üçüncü bölümünde yine çok özel bir yük taşıyor. Taşıdığı kargoyu, her koşulda adrese teslim etmeyi, görevi hakkında konuşmamayı, soru sormamayı ve taşıdığı yükün ne olduğunu merak etmemeyi, taşıyıcılık kuralları olarak benimseyen kahramanımıza serinin üçüncü bölümünde eşlik eden isim, Ukraynalı güzel Natalya Rudakova. Luc Besson tarafından sokakta yürürken keşfedilen nefes kesici güzele dikkat çekerek, serinin yeni bölümünün alışıldığı üzere yine bol aksiyon ve takip sahnesi içerdiğini belirtelim. “Audi”nin marka değerine inananlar, Statham hayranları ve harekette bereket var diyenler kaçırmamalı.

AVUSTRALYA
Nicole Kidman-Hugh Jackman
Londra’lı Sarah Ashley, Avustralya’ya giden ve orada bir çiftlik satın alan ilgisiz kocasını ziyaret emek üzere, genç ve vahşi kıtaya gelir. Burada oluşlar umduğu gibi değildir. Sarah, öldürülen kocasının düşünü gerçeğe dönüştürmek üzere, celeplik yapan özgürlüğüne düşkün gezgin Drover, yarı Aborjin bir çocuk olan Nullah ve sadık hizmetkârlarıyla birlikte, çiftliğini ve yanındakileri korumak adına kötücül Neil Fletcher’a karşı büyük bir mücadeleye girişir. Sırasıyla “Strictly Ballroom”, “Romeo + Juliette” ve son olarak bol ödüllü “Moulin Rouge!” ile adını kalburüstü yönetmenler arasına yazdıran Avustralyalı sinemacı Baz Luhrmann, yeni filminde, memleketini taşımış beyazperdeye. Başrollerini filme ismini veren kıtadan Hollywood’a transfer olan iki büyük yıldızın, Nicole Kidman ve Hugh Jackman’ın üstlendiği yapım, macera yüklü bir aşk filmi. Aslında genç bir kıtanın kuruluş ve kendini tanıtım destanı olarak da adlandırabileceğimiz film, 165 dakikalık süresine rağmen akıcı ve sürükleyici olmayı başarmış. Kıtanın gerçek sahipleri Aborjinlere saygı duruşunda bulunan, iyilik ve kötülük arasındaki sonu gelmez mücadeleye büyük bir aşk ekleyerek, fedakârlık, bağlılık, cesaret ve kararlılık temaları fonunda epik bir öykü anlatan film, son tahlilde eli ayağı düzgün bir çalışma.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir