Murat Erşahin’le Vizyonda Bu Hafta (29 Ağustos 2008)kayıp yüzük

Sinema yazarı Murat Erşahin bu hafta gösterime giren biri eski, beş filmi değerlendiriyor ve artık kimse Vizyonda Bu Hafta’yı okumadan sinemaya gitmiyor.

120
Tarihi kahramanlık filmi ilk olarak 15 Şubat 2008’de vizyona girmişti. Bu hafta yeniden sinemalarda olacak. 1915 yılında, Van’dayız. Rusya ile süren savaş sırasında cephanesi biten birliklere mühimmat sağlamak zaruri duruma gelmiştir. Ancak Van’da çetin kış şartları hüküm sürmektedir. Yapılacak tek şey, cephaneyi yayaların taşımasıdır fakat şehirde hiç asker kalmamıştır. Resmi görevliler ve eli silah tutan çok az sayıda erkek de, şehri ve ailelerini çetelere karşı korumak zorundadırlar. Tek seçenek, cephanenin çocuklar tarafından taşınmasıdır. Bu zorlu görev için yaşları 12-17 arasında değişen 120 çocuk seçilir. “Sarıkamış’a Giden Yol” adlı araştırma kitabının yazarı ve ‘Kara Tren’, ‘Turnalara Tutun da Gel’ gibi ünlü türkülerin bestecisi müzisyen Özhan Eren ve TV kökenli Murat Saraçoğlu’nun beraber yönettikleri tarihi dramın senaryosu, yine Eren’e ait. Van’da anıtı dikilmiş olsa da, tarihin tozlu raflarında kalmış büyük kahramanlık destanını beyazperdede izlemek önemli. Başrollerde Cansel Elçin, Özge Özberk ve Burak Sergen’in rol aldığı tarihi dramda binlerce figüran görev yapmış. Bu iyi niyetli gayreti izlemek bir sorumluluk.

GARFIELD KOMEDİ FESTİVALİ

Jim Davis tarafından yaratılıp otuzuncu yaşını geride bırakmış olan şişman, lazanya düşkünü, tembel ve uykucu kahraman huysuz kedi Garfield, yeni animasyon macerasıyla beyazperdede. Okan Bayülgen’in seslendirdiği kahramanımız, dördüncü sinema filminde, yakışıklı ve çapkın rakibi Ramone ile mücadele ediyor. Özellikle küçük izleyiciler için okulların açılmasına ramak kala büyük bir moral takviyesi.

KAYIP YÜZÜK
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Ethel ve Teddy arasında büyük bir aşk yaşanmaktadır. Ethel, orduya yazılan sevgilisine aşkını temsil eden bir yüzük verir. Teddy’nin içinde bulunduğu uçak, İrlanda’da bir dağa çarpınca, genç adam yüzüğü İrlandalı bir gence teslim eder ve onu sevgilisine ulaştırmasını ister. Teddy’nin son isteğini öğrenemeyen Ethel ise, sevgilisinin arkadaşlarından biriyle evlenmiş ve bir çocuk sahibi olmuştur. Yüzüğün ortaya çıkmasıyla geçmişte kalan önemli sırlar yıllar sonra su yüzüne çıkar. Shirley MacLaine, Christopher Plummer ve Neve Campbell’in başrolleri paylaştıkları duygu yoğun melodramın yönetmeni usta İngiliz Sir Richard Attenborough.

AKILLI OL
1960’ların sevilen popüler televizyon dizisi “Get Smart”ın beyazperde uyarlamasında başrolü özellikle komedileriyle tanınan usta oyuncu Steve Carrell üstlenmiş. Masa başı görevinden, zorlu saha görevine gönderilen son derece ciddi ama bir o denli de beceriksiz ajan Maxwell Smart, kolları sıvar ve ortalığı itina ile karıştırmayı başarır. Anne Hathaway, Alan Arkin ve ‘Rock’ olarak tanınan kaslı aktör Dwayne Johnson son derece hınzır filmin diğer önemli isimleri. Ülkemizde yayınlanamayan diziyle beyazperde versiyonunda tanışmak ve kahkaha dolu bir James Bond parodisi izlemek isteyenler kaçırmasın…

9.90 YTL

Paranın her şey demek olduğu bir dünyayı idama mahkûm etmişti Frédéric Beigbeder, ülkemizde ilk basımı 2001 Mart ayında yapılan 3.900 .- TL adlı deneme-romanında. 2004 tarihli “Blueberry” adlı hipnotize westernin aykırı yönetmeni Jan Kounen, Beigbeder’ın ünlü romanını “99 Francs” adıyla beyazperdeye aktardığında filmin Türkçe adı: 9.90 .- YTL olmuştu… Sürekli zamlanan bu isim, modern zamanlara ağıt filmiydi. ‘Reklamcılık, insana işini daha kötü yapması için para ödenen tek meslektir’ diyordu romanın kahramanı ünlü reklam yazarı Octave Parango. Dünyanın en ünlü reklam ajanslarından birinde çalışan, etrafı her geçen gün adını bile bilmediği güzel kızlarla çevrilen ve kendini ‘haklı’ olarak dünyanın hâkimi olarak görüp en iyi dostu kokain olan bu genç adam, ‘insan’ı bir ürün olarak adlandırmaktaydı. Aynı, çamaşır suları, kredi kartları, süt ürünleri, pahalı parfümler, çikolatalı gofretler veya üç kapılı no-frost buzdolapları gibi… Kounen’in ‘şık’ ve ‘sert’ çalışması, insanoğlunun yaratılan yok edici sistem karşısındaki hezimetinin, ağır mağlubiyetinin filmi.
Var edilen tüketim toplumunun yok etmek üzere olduğu acılı gezegenimiz… Geride bıraktığımız Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin beğenilen filmleri arasında yer alan kapkara komedi, yaşadığımız cehennemi, en ufak ayrıntısıyla resmediyor. Her şey satın alınabilir diyor kahramanımız: Aşk, sanat, sizler ve ben. İnsanlara köleliği sevdirmek üzerine üstlerine düşeni yapan herkese yönelik açık bir saldırı ve hakaret olan film, yaşadığımız çağdan ve ‘market-dünya’dan uzak durmak isteyenlerle, ona tahammül edemeyenler için bir mecburiyet. Kendini yemekle meşgul kapitalizmin haykıran itirafı…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir