
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
18 Kas
Adını ilk önce 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali kitapçığında görmüştüm. Mayınlı Bölge’den gitmek isteyip de, bilet bulamadığım bir filmdi: Ai No Yokan ve Spagetti Western Django’nun aksine.
Aylin Özdemir a.k.a. goddess artemis
Aradan zaman geçti; sevgili Yedinci Oda‘nın onun üzerine yazdıklarını okudum. Filmin web sitesini ziyaret ettim.
Cidden çok uzun bir aradan sonra ilk defa, Uzakdoğu Sineması [Japonya, Güney Kore, Hong Kong, Tayland] ve Rus Sineması güzellikleri dışında herhangi bir filmi bu kadar merak ettim ve izlemeyi arzuladım. Nihayet, Cumartesi akşamı can dostlarımla birlikte oturup izleme imkanını yakaladım.
Aman Tanrım! Hayatıma anlam ve yön veren filmlerden biri olan Chûgoku no Chôjin’den [a.k.a. The Bird People In China] beri böylesine naif, bu kadar zarif, kırılgan ve uçucu bir “görsel masal” izlememiştim. Yönetmen Tarsem Singh ve özellikle görüntü yönetmeni Colin Watkinson’ın yetenekleri karşısında ağzım açık kaldı. Hatta filmi izlemeye başlamadan önce, cast & crew listesini görmemiş olduğumdan; izlerken, görüntü yönetmeninin Christopher Doyle olabileceğini düşündüm.
Başrolleri, Pushing Daisies’den tanıdığımız Lee Pace ve göründüğü her sahnede ağzını burnunu ham yapmak istediğim Catinca Untaru paylaşıyor.
Roy Walker (Lee Pace) : “All right, close your eyes. What do you see?”
Alexandria (Catinca Untaru) : “Nothing.”
Roy Walker (Lee Pace) : “Rub them… Can you see the stars?”
Alexandria (Catinca Untaru) : “Yes.”
The Fall, 1001 Gece Masalları’ndan Oz Büyücüsü’ne uzanan yolda, masalların güzelliğini bizlere anımsatan ve ruhumuzu arındıran bir görsel abide. En kısa sürede dvd’sini ve sountrack albümünü edineceğim bu harika filmi izlemenizi ısrarla öneriyorum.
Yön: Tarsem Singh
Oyn: Lee Pace, Catinca Untaru, Justine Waddel
ABD-İngiltere-Hindistan, 2006
2007 Berlin Cam Ayı-Özel Mansiyon
2007 Sitges Best Film
Tarsem Singh, şaşırtıcı fantastik bilim kurgu-korku filmi Hücre’nin başarısından altı yıl sonra, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yirmi altı ülkede çektiği yeni bir fantastik destanla sinemaya dönüş yapıyor. Video klip ve reklamların usta yönetmeni Singh’in odağında bu kez, sakat bir adam ile küçük bir kızın bir hastanede yaşadıkları olağandışı aşk hikâyesi var. Adam ve kız kendi aralarında, intikam peşindeki beş kahraman hakkında bir masal uydururlar: Maskeli bir kabadayı, Afrikalı kaçak bir köle, Hintli bir mistik, İtalyan bir anarşist ve bir doğabilimci, ıssız bir adaya sürgün edilmişlerdir. Düşüş, akıl almaz sahnelerin rengârenk canlandırma planlarıyla harmanlandığı son dönem filmler arasında, izleyiciyi görselliğiyle yakalayacak, akıllardan kolay silinmeyecek bir yapıt. (iksv.org)
"Naif, zarif, kırılgan ve uçucu bir görsel masal: The Fall (Düşüş)" için 5 Yanıt
Başka bir yazıya yorum bırakmak üzere siteye girmiştim ki, dünkü yazımı alıntıladığınızı gördüm.
Hoş bir tesadüf oldu benim için, teşekkürler! :o)
Bir de yazıda kullandığım linkleri verseymişsiniz, "tam süper" olacakmış.
a. merak eden, biraz zahmet edip, kendi yapsın araştırmasını (Tersninja araştırmacı ninjalığı destekliyor)
b. Daha da iyisi ve kolayı yazının orijinaline ulaşsın (Tersninja alıntı yaptığı siteleri ve blogları destekliyor)
haftasonu çalıştığım şirketin bir tanıtım kokteyli vardı.. toplantının sonunda.. yeni tanıştığım bir bayan müşteri.. ne tatlı kızsınız..ama neden duruşunuz bu denli hüzünlü dedi.. ve gitti..
kalakaldım.. ben mi.. hüzünlü mü.. gerçekten mi..
ne bu.. kırılgan şahsiyet.. judy garland sendromlu vaziyet.. neticede de hüzünlü suret..
hey Allahım sen beni kolla.. şaşırtma.. sen bana yardım et..
tamam dedim kendi kendime.. never.. yeter artık.. kurtul landlord’un gölgesinden.. karışmış duygularının üzerine üzerine gitme.. biraz bırak.. düğümlerini çözmeye sen gayret et..
bana bir kadın lazım yol gösterecek.. kim olabilir.. tabi ki Artemis.. bırakıyorum gerilim ve korku filmlerini bir müddet.. hemen dvdcime yazdım.. çabuk..hemen bana the fall’u bulmalısın.. hemen.. derhal.. bi zahmet.. valla çocuk korktu yazdıklarımdan.. hazır etti filmi çabuk
tarafından.. şimdi.. bu akşam bu filmi seyredeceğim.. kırılgan şahsiyetimden.. judy garland sendromlu vaziyetimden.. ve hüzünlü suretimden gene kendime dönecegim..
kararlıyım.. inanıyorum.. bu film bana iyi gelecek..
“derin”sinema severler için, uzmanından internet sitesi ya.. tersninja..
sinemasız kalmamalıyız.. çünkü sinema hayatımızı
“eşsiz”kılyor .. buna kesinlikle inanıyorum ya..işte ..
“the fall” filmini seyredince .. tüm bu inandıklarınıza hakveriyorsunuz… sinema sanatı önünde saygı ve hayranlıkla eğiliyorsunuz..
dün gece seyrettim bu filmi.. bu film sanki bir görsel büyü.. nasıl çocuksu.. nasıl saf.. nasıl masum.. harikulade bir film .. hele o müzikleriyle sanki bir sihir..
insanın ruhuna ilaç gibi geliyor..
şimdi “the bird people in china” adlı filmin peşindeyim.. mutlaka izlemeliyim..
hayır.. ali murat güven yanılıyor.. bulunduğum kent bana bir kapan gibi gelmiyor.. ruhumu sıkıştırmıyor.. ama şu konuda haklı.. hayattan daha fazlasını talep ediyorum.. doğru bir şey değil mi bu.. talep ettikçe de dünya işte avuçlarımda.. işte.. hayat.. çok şükür.. ne talep ederseniz onu önünüze seriyor..
Yorum Yazın