
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Her ölüm erkendir ama Kemal Sunal‘inki daha bir erken ve zamansızdı. Yetmişli ve Seksenli yıllarda tipten tipe girerek, orta halli komedilerle halkın ‘eğlencesi’ haline gelmiş Sunal, son döneminde daha farklı filmlerde oynamaya başlamıştı.
Sanılanın aksine, Yetmişli yıllarda Kemal Sunal’in başrolde olduğu filmler geniş kitleleri yakalayamamıştı. Filmler taşradan göç edip kente kabul edilmeyi bekleyen kitleleri ele alıyordu ve bu insanlar beyazperdede kendileriyle alay edilmesinden hoşlanmıyordu.
Günler günleri kovaladı ve bu insanlar zamanla belli bir ekonomik güç kazandıktan sonrakez sinema salonunda ya da ekran başında farklı bir ruh haliyle Şaban’a gülmeye başladı.
Sunal’ın ilk büyük çalışması Davaro, o dönem 12 sinemada birden vizyona girerek Yeşilçam’da yeni bir yıldızın daha doğduğunu müjdeliyordu. Fernandel‘e benzeyen suratıyla, saflığıyla her filmde önce başı belaya giriyor, ancak doğruluktan ayrılmayarak sonunda hep kazanıyordu.
Sunal toplumun aynasıydı: sabun köpüğü çalışmaların yanında Türkiye’nin ağır siyasal ve sosyal baskılar yaşadığı günlerde 100 Numaralı Adam gibi bazı filmlerde satır aralarına önemli mesajlar sıkıştırıyordu.
Televizyonun yaygınlaşmasıyla sinemanın ötesine geçen sosyolojik bir olgu haline de gelmişti Kemal Sunal gerçeği. Seksenli yıllarda video piyasasını tek başına yaratmış ve ayakta tutmuş, ardından özel TV’lerde aynı gece birkaç kanalda yayımlanan filmleriyle tam anlamıyla efsaneleşmişti. Çoğumuz onar, yirmişer kez izlerken her seferinde aynı zevki aldık; hatta özel sahnelerimiz oldu; o kareler için geçtik TV karşısına.
İlginçtir, sinema filmleriyle beyazcamda rekorlar kıran Sunal’in televizyon dizileri baş aşağı gitti sürekli; çünkü sıcak ve ‘yaşayan’ tipler değildi dizilerdeki Sunallar.
Konuşması, küfürleri, esprileriyle parçamızdı artık. Yetenekli ve tiyatro çıkışlı oyuncu olmasına karşın bu haliyle yıldızlaşınca, belli bir tipi canlandırmaya mahkum olmuştu adeta.
Yıllar sonra Sinan Çetin‘in yönettiği Propaganda, Sunal filmografisinde yeni bir sayfa açtı açmasına ama, alışık olmadığımız bir tiple karşımızdaydı ve hiç de ‘komik’ değildi. Düttürü Dünya‘da ipuçlarını verdiği bir tipi yeniden denemişti. Gerisi de gelecekti ama olmadı.
‘O’nsuz dokuzuncu yılda da durum aynı; Sunal gerçeği ve 81 tane filmi parçamız olmayı sürdürüyor.
Yeni kuşaklar gelecek ve onlar da Sunal filmleriyle büyümüş anne babalarıyla ekranın karşısına kurulup Türkiye’nin haline gülmeye devam edecek
"10 yıl oldu yüzünü görmeyeli, sesini duymayalı!" için 2 Yanıt
O kadar güzel betimlemişsiniz ki Kemal Sunal'ı, yazılanları okurken beynim arka planda onun filmlerinden bir görsel show hazırladı adeta. Kemal Sunal'ı unutmak zaten mümkün değil, 13 yaşında oğlum bile her filmini ekranda izleyeme devam ediyor. Bu da demektir ki Kemal Sunal bu ülkede kendisini diğer nesillere aktarabilen nadir insanlardan biri olarak kalacaktır.
onu hiç bizaman untmatık ve unutmayacaz da
Yorum Yazın