Osman F. Seden Ayhan Işık’ı anlatıyor: Son derece vefasız ve cimriydi!

Yeşilçam tarihinin en önemli isimlerinden biri olan yapımcı, yönetmen ve senarist Osman Fahir Seden, Ayhan Işık’ı keşfedip yıldız yapan adamdı. Birlikte sayısız film yaptılar, ama iş ilişkileri gerçek bir dostluğa bir türlü dönüşmemiş gibiydi.

Yeşilçam’ın Kral’ı Ayhan Işık (1929 -1979) 1951’de Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan adlı önemsiz bir filmle adım attı sinema kariyerine. Ertesi yıl Osman F. Seden’in (1924 – 1998) sahibi olduğu Kemal Film’in himayesine giren Işık, Ömer Lütfi Akad’ın çektiği İngiliz Kemal Lawrence`e Karşı ve Kanun Namına filmlerinin yakışıklı jönü olarak Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Başka filmler peşi sıra geldi: Katil (1953), Öldüren Şehir (1953), Vahşi Bir Kız Sevdim (1954), Kardeş Kurşunu (1955).

Yıldız fabrikatörü Seden, Işık’tan büyük bir yıldız yaratmıştı. Işık’ın ilk başlarda 2 bin lirayı bulmayan ücreti yıllar içinde 100 bin liralara doğru yükselecekti. Bu artışın en önemli sebeplerinden biri de Işık’ın para konularındaki titizliği ve zekasıydı. Halkın ona olan sevgisini ve filmlerinin başarısını yapımcılara karşı kullanmayı çok iyi beceriyordu. Hatta diğer oyunculara akıl hocalığı yaparak, kimin hangi şartlarda çalışacağını belirleyerek Yeşilçam’a bu konuda bazı standartların gelmesini sağlayan yine Işık oluyordu.

Seden, yıldız jönüne ilk kırgınlığını, Işık 1955’te yılında onu bir anlamda ortada bırakıp palas pandıras Amerika’ya gittiğinde yaşıyordu. Şimal Yıldızı başta olmak üzere son çektiği filmlerin kazandığı başarının verdiği özgüvenle ve elbette kendini dolduraşa getirenlerin gazıyla bir Hollywood yıldızına dönüşeceğine emin şekilde Yeni Dünya’nın yolunu tutan Kral, eski yapımcısına bir vedayı bile çok görüyordu.

Senesini doldurmadan hüsranla biten bu maceranın sonunda yeniden Kemal Film’e dönüp birlikte filmler yapsalar da, artık Kemal Film’le çalışmayacak kadar büyük bir yıldız olan Işık’la Kemal Film’in arası giderek soğuyordu.

Seden yıllar sonra “İlk zamanlarda oyunculuk olarak zayıftı ama sonunda kendine iyi aktör dedirtti,” diyerek anacağı Ayhan Işık hakkında şunları söylüyor:

“Bu dünyada hiç kimse Ayhan Işık kadar dakik ve işine saygılı olamazdı. Söylenenden on dakika evvel sete makyajını yapmış olarak gelir ve kendisinin çağrılacağı anı hiç itiraz etmeden beklerdi… İnanılmaz derecede prodüktör düşmanıydı. Kimsenin bu işi kendi kadar iyi bilmediğini iddia ederdi… İleride ben kendi şirketimi kurayım o zaman siz prodüktörlüğün ne demek olduğunu göreceksiniz derdi. Gördük. 70’li yıllarda kendi şirketini kurdu… Birkaç film yaptıktan sonra bu işi terk etti.

Son derece cimriydi. Bir paket sigara alsammı, almasam mı diyecek kadar, düşünecek kadar cimriydi. Kriton İliadis’e durmadan, “Mastori, at bir tabanca!” deyip bir sigara aldığını anlatırlar hep setlerde.

Biraz para canlısıydı. Onun gibi sesi olmayan, olmayan değil, hiç olmayan birinin sahneye çıkıpşarkı söylemesi başka türlü izah edilemez. İşin tuhaf tarafı, kendi gazinoda çıkıp karşı söyleyene kadar, bu işi kabul edip yapan artistlere en fazla yüklenennin de Ayhan Işık oluşudur… Kısacası, verdiği fetvalar hep başkaları içindi, kendisi için geçerli sayılmazdı. Bütün bunları bir tarafa bırakalım da işin özüne inelim, Ayhan vefasızdı… Çok vefasızdı… Çok, amma çok vefasızdı.”

* Bu yazı için Gülşah Nezaket Maraşlı’nın Osman F. Seden’le Türk Sineması’nda Düet adlı kitabından da yararlanıldı.