Ozzy (Tüylü Kaçak): Farklı bir “Esaretin Bedeli” uyarlaması

Ozzy adlı beagle cinsi dostumuzun başından geçenleri animasyon Ozzy, ilk bakışta çocuklara yönelik bir İspanyol animasyonu olarak çıkıyor karşımıza. Yuvarlak hatlara sahip karakterler, detaylandırılmamış arka planlarla TRT Çocuk kanalından fırlamış hissi veriyor izleyenlere. Ancak her geçen saniye daha da ilginç bir hal alıyor.

Martin ailesiyle yaşayan sessiz sakin bir mahallede yaşayan Ozzy’nin hayatı, Martinlerin bir aylığına Japonya’ya gitmek zorunda olmasıyla değişiyor. Zira Japonya’nın dışarıdan gelen küçük dostlarımızı ülkelerine sokmadan önce iki hafta kadar karantinada tutuyor olması sebebiyle Martinler Ozzy’i Blue Creek adlı bir köpek oteline yerleştirmeye karar veriyor. Bu lüks otelde keyifli bir tatil geçirmenin hayallerini kuran Ozzy ise kendini bir hapishanede buluyor. Rahat ve mutlu hayatından sonra kendini aniden bir cehennemde bulan Ozzy, en azından bir ay boyunca bu acılara katlanabileceğine karar veriyor. 30 günlük süre dolduğunda Martinlerden hala bir ses çıkmadığında ise Ozzy’nin kaçmaktan başka çaresi kalıyor.

Farklı bir The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) olan Ozzy animasyonunun en büyük sorunu, hangi yaş grubuna hitap ettiğini kestiremiyor olmamız. Zira küçük yaştaki izleyiciyi hedef alan çizgilerine rağmen dramatik yönü ağır basan bir hikaye anlatıyor film. Bu ikilemi yaşamasının başlıca sebebi ise kuşkusuz filme ayrılan bütçe. Ne yapmak istediğini konusunda kararlı adımlar atamayan ekip, ortaya böyle arada kalmış bir iş çıkarıyor. Yapımcılara ne yapmak istediklerini anlatırken daha açık olabilseler, çocuklara yönelmek yerine yetişkinlere hitap eden bir animasyonda karar kılsalar sonunda olumlu anlamda çok daha farklı bir yere varabilirlermiş.

Ozzy adlı animasyonun başında ekip bizleri SpongeBob SquarePants’i (Sünger Bob Kare Pantolon) hatırlatan bir karakterle tanıştırıyor. Sonrasında ise bizi hapishanenin karanlık dünyasına koyup farklı bir yönde ilerlemeye başlıyor. Hapishanedeki ilişkileri, bir varoluş mücadelesini (“Benim adım 463 değil, benim adım Ozzy” ve tasma – kimlik göndermesi) anlatmaya koyulan hikaye küçük yaştaki izleyicinin odağından her geçen saniye daha da uzaklaşıyor. Ancak bu karanlık dünyayı, farklı dinamikler üzerine kurulmuş ilişkileri yumuşatarak anlatmasıyla tam anlamıyla bir yetişkinlere de hitap edemiyor.

Ozzy, küçüklerin ilgisini onlara daha önce karşılaşmadıkları bir hikaye anlatırken gerçek dünyanın sertliğine, acılarına ve acımasızlığına fazla yaklaşıyor aslında. Ancak birkaç benzeri gibi o da çocukların dünyayı yeterince tanımıyor olmalarından faydalanıyor. The Shawshank Redemption başta olmak üzere başka filmlere göndermelerde bulunan Ozzy, böylelikle yetişkin izleyicinin ilgisini çekmeyi ve ailecek gidildiğinde her iki hedef kitlesine de belli ölçülerde hitap etmeyi başarıyor. Çocuklarla gidilebilirliği soru işareti olsa da (Malum, hapishanede geçen bir hikaye ve kimi aileler çocuklarının bu konudaki sorularını cevaplandırmakta zorlanabilir, ama çocuklar bu detayların farkına ne kadar varır o da ayrı bir soru işareti) olan Ozzy farklı bir animasyon, ilginç bir tecrübe (olumlu anlamda).

HENÜZ YORUM YOK