
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
2 Şub
Waffle sever misiniz? Ama içine şöyle Allah ne verdiyse koyup yemeyi? Sevip, yemeye fazla cesaret edemeyenlerden biri olarak, bu hafta tam da waffle’a benzettiğim bir filmle karşınızdayım.
1 Şub
“Scognamillo, Türk sinemasını çok iyi tanıyan, bilen, yazarlığa başladığından beri sürekli olarak her devirde set işçisinden, film yönetmenine kadar herkesle ilgi kuran, daha da önemlisi yerli sinemaya sırt çevirmeyip burun kıvırmayan tek sinema yazarıdır.”
1 Şub
Sinema yazarlarına sorulmak üzere 10 soru hazırladık. Tümüyle Ters Ninja’ya münhasır 10 ilginç soru. Maksat elbette sinema yazarlarını daha iyi tanıyabilmek… The S-Files adını verdiğimiz bu dosyaların otuz yedincisini Aydınlık Gazetesi sinema yazarı Ali Rıza Özkan için açıyoruz.
31 Oca
“Yanarak var olmayı kabullenmekle, sönerek yok olmak arasında yapılacak seçimden ibaretti bütün hikâye.”
Nazan Bekiroğlu
Kendisiyle 2010 yılında tanışma şansım oldu. Küçük bir tanışma faslında sonra, “Siz benim hayatımı mahvettiniz” demiştim. Şaşırmıştı. O mahcup ifadesiyle tebessüm ederek, “başka kimler var listende” demişti. Hiç duraklamadan sıraladım: “Siz, Fellini ve Tarkovski…”
30 Oca
“İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgem sanırmış.”
İster kitaptan okuyun, ister filminden seyredin “Zübük”ü tecrübe ettikten sonra Aziz Nesin’in bu toprakların Jules Verne’i olduğuna ikna olacaksınız. Nesin, Verne gibi yaşadığı zamanın ötesindeki teknolojik aletleri ve gelişmeleri çok önceden hayal etmemiştir belki, ama 1961 yılında Türkiye’nin siyasal ve toplumsal hayatının yalnızca 80’lerdeki ahvalini değil, bugünlerini bile ayna gibi yansıtan bir eser koyabilmiştir ortaya. Verne’in gerçeğe dönüşen bilimkurgusu varsa, Nesin’in de yıllar içinde gerçekliğinden en ufak bir şey kaybetmeyen “sosyalkurgu”su var.
29 Oca
28. doğum günümü kutlamak için Düşler Ormanı’nın yakınındaki Ateş Şamanları’nın köyündeydik. Köyündeydik, diyorum çünkü yolculuğumun çıkıntısı da benimle birlikteydi; Fransız piç kurusu Fred suratındaki aptal gülümsemesi ve çamura bulanmış çıplak ayaklarıyla ateşin başında ilahiler söyleyen şamanlara eşlik etmeye çalışıyor bir yandan da köyün genç kızlarına göz kırpıp birasını yudumluyordu. Yaşlılarla ve bilgelerle, bilge gibi görünen yaşlılarla ve bilgelikten uzak olanlarla ateşin başında yeni bir yaşın kutsal seremonisini gerçekleştiriyorduk. Devamını oku »
28 Oca
‘Sinemamız çok önemli bir ustasını daha yitirdi, geçtiğimiz günlerde. Ustaların ustası Ö. Lütfi Akad yok artık. Yaprak dökümü sürüyor kalbimizi kıra kıra…” cümlesini yazdığımda yaprak dökümünün bitmediğini gelen yeni acı haberlerle anlıyorduk ne yazık ki. Ölüm acımasızca ve sanki intikam alırcasına sürdürüyordu ‘etkinliğini.’ İntikam alırcasına diyorum çünkü ölüm bir yanıyla hayatı kirleten, çirkinleştiren üzücü bir durumdu; bu yazıya konu olan, son zamanlarda hepimizi üzerek aramızdan ayrılan, ölen insanlar sinemacıydı/sanatçıydı ve işleri yaptıkları sanat yoluyla hayatı güzelleştirmekti.
28 Oca
Son haftalarda dinlediğim ve yazdığım garage ve punk gruplarının ardından biraz değişiklik yapmak amacıyla dinlediğim I Heart Sharks 2008 yılında Berlin’de kurulmuş bir indie-electronic grubu. Farklı ülkelerden biraraya gelmiş olan üçlü vokal ve synthlerde İngiliz Pierre Bee, gitarda Amerikalı Simon Wangemann ve davulda Alman Georg Steinmaier’dan oluşuyor.
27 Oca
Sinemalarımıza bu hafta normal şartlarda sadece Ata Demirer’in yeni sporcu-gülmecesi Berlin Kaplanı ve sessiz sinema estetiğini modernize eden, Oscar yarışlarında da an itibariyle hayli iddialı konumda olan Artist konuk olacaktı. Fakat yapılan son dakika değişikliğiyle, gösterim tarihi ilkin şubat başı olarak açıklanan Karanlıktan Korkma da programa dâhil oldu. Haftanın ve bu senenin muhtemelen en iyi filmi olan Artist’i perdede izlemeden bu dünyadan göçmeyin bizce. Herkese iyi seyirler…
26 Oca
Bir Japon Filmleri Festivali’nden daha merhaba sevgili okur-izlekler. Son iki yıldır olduğu gibi bu yıl da daha önce seyretmediğim Japon filmleri hakkında ahkâm kesmek üzere yeniden karşınızda bulunuyorum. Öyleyse fazla uzatıp dağılmadan geçelim bu sene 26-29 Ocakta (yani bu haftasonu) 8.si düzenlenecek olan Japon Filmleri Festivali’nin programına.
Son Yorumlar