
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
9 Ağu
Aynı zamanda SİYAD üyesi bir sinema yazarı olan, romancı /yönetmen Rıza Kıraç‘ın yönettiği Küçük Günahlar filminin çekimleri tamamlandı.
9 Ağu
Film hiç de beklemediğim bir ‘sürpriz’ sekansla başladı. Tabii Coen Biraderler’den sürpriz beklememe gafletinin şerefi de aynen bana aitti. ‘Modern zamanlar’ın altmışlı yıllarında geçmesini beklediğimiz filmin -olağanüstü güzellikte kotarılmış- bu girizgâhı, çok daha eski yıllardaki bir köy evine ve içinde yaşayan Yahudi bir karı-kocaya götürüyor bizi.
8 Ağu
“İyi bir iş. Pazartesi günleri Millay’ın, Çarşamba günleri Whitman’ın, Cumaları ise Faulkner’in kitaplarını yak, kül olsun, sonra külleri de yak. Bu bizim resmi sloganımız.”
Fahrenhayt 451 – Ray Bradbury
10 Mayıs 1933’de Berlin’in Opernplatz meydanında toplanmış Nazi gençleri ideolojileriyle bağdaşmayan 20.000 kitabı hastalıklı bir coşkuyla yakıyorlardı. Onları gelecekte, çoğu fırınlarda yakılan 6 milyon Yahudi’nin ve sakatından eşcinseline daha nice insanın vebali altında bırakacak olan da aynı coşkuydu. Sadece Naziler mi, Romalılar da kitapları önce Hıristiyanlığı yaydıkları için, sonra da Hıristiyanlıkla bağdaşmadıkları için yaktılar. Tarih, din ya da ideolojiler yüzünden gerçekleşen pek çok kitap yakma vakasıyla dolu.
7 Ağu
Rock sahnesinin çınarlarından Scorpions, Almanya’dan çıkmış global ölçekli müzik gruplarının en iyilerinden biri. Grubun 17. stüdyo albümü Sting In the Tail, emekli ikramiyesi niyetine yapılsa da, asıl ikramiyenin dinleyene vurduğu bir çalışma olmuş.
7 Ağu
Daha önce 6 albümü konuk ettiğim yazıda kan gövdeyi götürmüştü. Neyse ki bu kez öyle olmayacak, Athena‘nın Pis‘i aldı biraz çünkü agresifliğimi..
6 Ağu
Tür açısından birbirinden farklı filmler giriyor bu hafta vizyona. Derin düşüncelere dalmak isteyenler için Ciddi Bir Adam, kurşun delikleri için Ajan Salt, gülerken patlamış mısırın boğazına kaçmasından çekinmeyenler için Zorlu Görev, kandan midesi bulanmayanlar için Vahşet Sapağı. Herkese iyi seyirler…
5 Ağu
Özyaşamöyküsünü kaleme alacak olan Alex Haley’e şöyle der Malcolm X bir gün:“Dostum, tarihin en büyük liderlerinden çoğunun ölüp gidinceye dek hiç tanınmadığını fark ettin mi hiç!”
4 Ağu
Özellikle The Dark Knight ile birlikte Christopher Nolan tartışmalı bir figür haline geldi. Çünkü söz konusu filmin IMDB‘nin gelmiş geçmiş en iyi filmler listesinde zirveye oturması (bu yazıyı yazdığım sırada 12.’liğe geriledi) büyük tepki toplamıştı. Sinemaya ilgi duymak ve internette puanlama yapmak zahmetine katlanmak dışında bir nitelik aranmayan kullanıcıların kişisel zevklerine göre oluşturdukları bir listeye tepki göstermek saçma elbette. Ayrıca Nolan‘a yönelik tepkiler içinde derinlikli ve anlamlı eleştiriler de var. Ama sonuçta Nolan‘ın pek çok kişi tarafından yaşayan en büyük yönetmen olarak tanımlanması da pek akilane değil.
3 Ağu
1348′deki büyük bir veba salgınında Floransa nüfusunun yaklaşık %75’i telef olmuştu. Bu kıyımın ortasında kalakalmış Giovanni Boccaccio (1313-1375), Rönesansın eşiğindeki İtalya’da ateşi çalacak onca isimden biriydi yalnızca. Nitekim, bu dehşetten etkilenerek kaleme aldığı “Decameron Hikâyeleri”(“Il Decameron”), dünya edebiyatının ilk öyküsü/romanı olma niteliğini elde eder. Boccaccio da, yeryüzündeki ilk romancı/öykücü olur böylelikle. “Decameron Hikâyeleri”, salgından kaçıp bir şatoya sığınan yedi genç kadın ile üç erkeğin, on gün boyunca, her gün on öykü anlattığı, toplamda yüz öyküden oluşan bir eserdir.
2 Ağu
Çok iyi bir senaryonun er ya da geç bir stüdyo tarafından keşfedileceğini, üstüne bir de sahibine büyük paralar kazandıracağını mı sanıyorsunuz? İhtimaller dahilinde ama emin olmak imkansız. İki kez Oscar kazanmış ünlü senarist William Goldman’ın dediği gibi: “Henüz yapılmamış bir filmin olası başarısı hakkında bir tahminde bulunmak yazı-tura atmaktan farksız.”
Son Yorumlar