
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
23 Oca
Bu hafta 5 yeni film var vizyonda. İkisi, öğrenciler için birer yarıyıl hediyesi gibi. “Inkheart”, küçüklerin yanı sıra hemen her yaşta izleyiciye seslenirken “Despero”, özellikle çocuklar için. “Largo Winch” haftanın keyifli ve sürükleyici seyirliği. İki yerli filmden “Güz Sancısı”, değindiği mesele bakımından önemli ama sinema tadı vermeyen ‘olmamış’ bir film. Yeşim Ustaoğlu imzalı “Pandora’nın Kutusu” ise, haftanın en iyisi olmakla kalmayıp, yeni sezonun en iyileri arasına girmeye aday bir film. Herkese iyi seyirler.

23 Oca
1970′li yılların ikinci yarısında Yeşilçam’ın bir dönemine damgasını vuran yabancı oyuncu oynatma geleneğinde bambaşka bir dönem açılmıştır. İranla ortak yapım projelerinin ardından sinemamızda çeşitli tarzlarda filmlerle kendi kitlesini yaratan Cihangir Gaffari‘nin ardından kendi kitlesini yaratmakla kalmayıp kuşaktan kuşağa aktarılacak bir sevginin odağında ki insanda sinemamıza adım atmıştır. Alberto Dell’Acqua , Robert Widmark veya halk arasında ki en yaygın ismiyle Piç Rıza…

22 Oca
Canım çok sıkkın, dostlar! Sinema, edebiyat, müzik, çizgi roman gibi güzel şeylerin üstüne kurduk Ters Ninja’yı. Ama çirkinlikleri görmezden gelmek olmazdı, sağduyunuza güvenerek, sizin de dünyanın, bu memleketin çirkinliklerine karşı öfkeli olduğunuza inanarak sınırlarımızı çok geniş tuttuk. Lafımızı esirgemedik ki, Ters Ninja lafını esirgemeyenlerin uğrak yeri olsun istedik.
Ama bu yolu seçtiğinizde daha iyi “görmeye” başlıyorsunuz. Çoğu insanın farkında olmadığı ya da görmezden geldiği şeylerin farkında olmakla lanetleniyorsunuz. Süper duyu yeteneği olan bir insanın, dünyanın tüm gürültüsünü duyup çıldırma noktasına gelmesi gibi bir lanet bu. Bazense sizin hiç çaba harcamanıza gerek kalmadan çirkinlik gelip tam karşınıza dikiliyor. Kendinizi en güvende hissettiğiniz yerde bile aslında güvende olmadığınızı anlıyorsunuz o an. Çirkinliğin en mahreminize bile nüfus edebileceği gerçeği sizi büküyor, kırıyor, parçalıyor.
En güçlü kapının ve kilidin kendinizi kandırmanıza yarayan bir ilüzyondan başka bir şey olmadığını idrak ettiğim bir gün bu, dostlar! Bugün evimi evim gibi hissetmediğim bir gün! Bugün evime bir hırsızın girdiği gün!

20 Oca
Hayao Miyazaki‘nin Japonya’nın en önde gelen animatörü olduğundan pek fazla kimsenin kuşkusu yok. Porco Rosso ve Princess Mononoke‘nin çarpıcı başarısından sonra, emekliliğin cazibesi bile Studio Ghibli‘nin en meşhur kurucusunu Japonya’nın gelmiş geçmiş en başarılı filmini ortaya koymaktan alıkoyamadı: Spirited Away (Sen To Chihiro No Kamikakushi).

19 Oca
Yazının sonuna doğru değil de şimdi söyleyecek olursam- filmin tek ve en güzel şeyi olan Casey (Odette Yustman), annesini çocukken kaybettiğinden babasıyla birlikte yaşayan, bir yandan üniversitede okurken geceleri de bebek bakıcılığı yapan mazbut bir kızdır. Boş zamanlarında, en samimi kız arkadaşı olan, çikolata renkli Romy ile dedikodu yapıp kahve falı bakmakta; her gece yatmadan önce -yine onunla- ‘emesende vidyo çet’ yaptıktan sonra da dişlerini fırçalayıp kendini, uykunun o sıcak ve güvenli kollarına bırakmaktadır..

17 Oca
Sürpriz bir şekilde kendimi sinema salonunda Vali’yi izlerken buldum geçen gün. “Sonbahar, Üç Maymun gibi filmler varken neden Vali?” diye sorabilirsiniz. Belki biraz kafa dağıtmak içindi bilmiyorum. Ancak sinemadan çıkarken içimde bir pişmanlık da yok değildi.

16 Oca
Korku janrının sevdiğim tarafı sınırsızlığıdır. Yaratıcısına müthiş bir özgürlük sağlar. Ve bu sayede yaratıcı eserini üretirken bilinegelmiş gerçekleri, fizik kurallarını, hayatın gündelik akışını görmezden gelebilir. İlla ki bir sınır olacaksa, o sınırları yaratıcının hayalgücü belirleyecektir. (11 Ağustos 2006)

16 Oca
Bu hafta vizyonda 6 yeni film var. “Ayakta Kal”, “Alacakaranlık” ve “Bay Evet” basın gösterimi düzenlenen üç filmdi. Ön gösterimi yapılmayan haftanın diğer filmlerini, ‘size yetişsin’ diye yapım notlarından derleyerek ve araştırarak özetlemeye çalıştım. Geniş zamanlarda izledikçe önemli gördüğüm bazılarına, ufak notlar halinde yeniden değinebilirim… Hepinize iyi seyirler.

15 Oca
Alacakaranlık (Twillight) filminin fragmanı beni o kadar etkilemişti ki, sabah sabah kalkıp gittim basın gösterimine. Öğleden sonra da bir gösterim vardı ama onun çok etkisi olduğunu söyleyemeyeceğim kararımda. Neticede o Faruk Aksoy yapımı Ayakta Kal‘dı, tahmin edileceği üzere feci bir kayıp zamandı. (Vazife aşkı, yine de seyrettim) Bu arada dünyada basın gösterimine gitmek için kıtalar arası seyahate çıkan kaç gazeteci vardır. Sanırım diğer yakadaşım sinema yazarlarına nazaran benim Anadolu’nun en uzak noktasından geldiğim düşünülürse Guinnes Rekorlar Kitabı‘na girmeyi hak ediyorum.

15 Oca
16 Nisan Cuma akşamı İstanbul’un gözde mekanlarından Ghetto‘da sahne alacak Brazzaville grubunun konserine beş çift davetiyemiz vardı! Hepsini dağıttık. Kazananların adı aşağıdaki gibidir… Devamını oku »

Son Yorumlar