
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
25 Kas
Çok adaletli bir insanımdır vesselam. Geçen yazıda nasıl Çin’e eğildiysek belgesellerle, bu yazıda da Japonya’ya doğru yola çıkacağız. Endişelenmeyin, bu defa yazıya bağlamak için zorlama giriş yapmayıp, doğrudan konuya geçeceğim.
24 Kas
10 yıllık sır perdesi aralanıyor :) Sinema yazarlarına sorduk: Korsan film seyrediyor musunuz?
Sinemada korsan denince akla Errol Flynn‘in geldiği zamanlar çok geride kaldı. Artık korsan dendi mi, Kaptan Jack Sparrow Johnny Depp‘den bile önce, sokakta simit tezgahlarında satılan korsan kopyalar geliyor akla. Halkımız bol bol korsan seyrediyor onu biliyoruz zaten. Peki SİYAD cenahında işler ne alemde diye merak ettik. Hepsinin yanıt vermeyeceğini bilsek de bütün üye sinema yazarlarına yolladık sorularımızı. Kimisi bizi sevmediğinden, kimisi “politik doğruculuğuna” halel gelmesini istemediğinden, kimisi sırf tembelliğinden (onlar kendilerini bilir), kimisi kendince haklı bulduğu başka bir nedenden ötürü, kimisi de suya sabuna dokunur sorular karşısında yine bir pot kırıp “Paris Hilton tipi sinema yazarı” muamelesi göreceğinden korktuğundan katılmayacaklardı bu soruşturmaya. Yine de yeterince katılım oldu. Errol Flynn ve Johnny Depp dışında korsan görmeye dayanamayan sinema yazarlarının ardından, korsan izleyen sinema yazarlarının görüşlerini okuyacaksınız. Devamını oku »
24 Kas
Benliği zedelenmiş, kimlik arayışında, kendine ve çevresine yabancılaşmış, depresyonzede bir modern şehir insanının acı-komik hikayesi Fırtınalı Hayatlar. (25.03.2006)
23 Kas
Yaşadıkları, düşündükleri ve hayatta bıraktığı izlerle “nevi şahsına münhasır” tabirinin sözlük karşılığı olabilecek biridir Valerie Solanas. Kendisi daha çok “Andy Warhol’u vuran kadın” olarak bilinir, ama asıl bilinmesi gereken ve ilgiyi hak eden yazmış olduğu Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu (SCUM Manifesto) isimli kitabıdır. Kitap ilginç ve feministler açısından bile oldukça aşırı sayılabilecek tezlere sahiptir. Kadınların erkeklere ihtiyacının olmadığını, tam tersi yok edilmelerinin gerektiğini savunan bu kitapta Solanas, erkeksiz, parasız ve otomasyona dayalı bir toplum tahayyülü kurar.
23 Kas


Yahşi Cazibe hazır reyting birincisiyken, Hakan Yılmaz’la yaptığımız sohbeti yeniden hatırlayalım istedik.
Okan Bayülgen’li ilk komedi filmi Kanal(i)zasyon’un başrol oyuncularından biri Hakan Yılmaz. Televizyon dizilerinden aşina olduğumuz ve – yüzü eskimeden bu kadar çok dizide rol almasının bana verdiği destekle çekinmeden söyleyebilirim ki – çok sevdiğimiz bir oyuncu.
22 Kas
Tamam biliyorum -gayrıresmi olarak- bana her gün bayram ama Türkiye Resmi Tatil Kurumu’nun limitlerine oturtulduğunda orayı deliksiz doldurduğu tespit edilen bu dokuz günlük bayram tatili, özüme öyle bir ‘bayram içinde bayram’ duygusu verdi ki sıkıntıdan patlamama ramak kaldı yahu!.
Landlord misali, işleri tıkırında bir patron olamadık ki istediğimiz her an bir yerlere giderek, her günümüzü bir öncekine benzemeden, sıkılmaya fırsat dahi kalmadan eğlenerek geçirelim.. Hep aynı yüzler, aynı televizyon, aynı ev, aynı sokaklar..
22 Kas
1348′deki büyük bir veba salgınında Floransa nüfusunun yaklaşık %75’i telef olmuştu. Bu kıyımın ortasında kalakalmış Giovanni Boccaccio (1313-1375), Rönesansın eşiğindeki İtalya’da ateşi çalacak onca isimden biriydi yalnızca. Nitekim, bu dehşetten etkilenerek kaleme aldığı Decameron Hikâyeleri (Il Decameron), dünya edebiyatının ilk öyküsü/romanı olma niteliğini elde eder. Boccaccio da, yeryüzündeki ilk romancı/öykücü olur böylelikle. Decameron Hikâyeleri salgından kaçıp bir şatoya sığınan yedi genç kadın ile üç erkeğin, on gün boyunca, her gün on öykü anlattığı, toplamda yüz öyküden oluşan bir eserdir.
21 Kas
Alain Delon’un 10 filmi uygun denebilecek bir fiyatla ve iki box-set halinde satışa sunuldu. Biz de bu kampanyaya kendimizce katkıda bulunalım istedik. Ve yakışıklı aktörün filmleri Kanal D’dense, hadi kirli çamaşırları da bizden olsun dedik.
21 Kas
“Buyrun efendim kartınız, gidiş ve dönüşte 14’er dakika geçerlidir.”
Çikolata tenli, genç kadına gülümseyerek uzattığı zil etiketi büyüklüğündeki kartı aldım. Gri mika benzeri kompozit malzemeden yapılmıştı. Üzerinde Autonix firmasının adından başka bir şey görünmüyordu.
20 Kas
Atilla Dorsay‘ın Sabah gazetesinin Cumartesi ekinde yayımlanan ve Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare filmini incelediği 06.11.2010 tarihli yazısındaki şu cümlelerine takıldım doğrusu: “Adını Bitlis türküsü Bitlis’te Beş Minare’den alıyormuş. Türkü kültürüm yüksek olmadığı için bilmiyordum!”
Son Yorumlar