
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
20 Kas
Orson Welles’in binlerce Amerikalıyı sokağa dökmesinin üzerinden yarım yüzyılı aşkın zaman geçti. Bu süre içinde insanoğlunun bilinmeyene ya da uzaylılara duyduğu merak, gizemli komşularımızı kimi zaman sevimli (The Day the Earth Stood Still, 1951; E.T., 1982), kimi zaman anlaşılamayan (The Man Who Fell to Earth, 1976) ve kimi zaman da nedensizce saldıran (War of the Worlds, 1953, 2005) varlıklar olarak karşımıza çıkardı. Robert Wise’dan Byron Haskin’e, Steven Spielberg’den Roland Emmerich’e; hatta dillere destan bir yapımla şansını deneyen Ed Wood’a kadar (Plan 9 From Outer Space, 1958) bir çok yönetmen, esinlendikleri kaynaklar aracılığıyla dünya dışı varlıklara eğilme şansı yakaladılar.
20 Kas
2010’da yayımlanmaya başlayan ve YAZIYOR Yazarlık ve Yazı Sanatı Kültür İletişim Platformu’nun süreli yayını YAZIYOR Dergi, bütün dünyada Dünyanın En Kısa Romanı Yarışması’nı düzenliyor. Yarışma koşulları ise yazının devamında…
19 Kas
Bu hafta sadece 2 film vizyona giriyor. Dağıtımcılarımız 9 günlük Kurban Bayramı tatili sonrası iş ve okul hayatına dönecek seyircilerin yaşayacağı depresyonu gözetiyorlar anlaşılan. Öte yandan, vizyon programının az ve öz olduğunu söylemek de mümkün. Bir yanda fanatik bir seyirci kitlesine sahip Harry Potter serisinin “son bölümünün ilk yarısı”, diğer yanda popüler Türk sinemasının ağır silahı Çağan Irmak‘ın yeni masalı Prensesin Uykusu.
18 Kas
Sporla aram hep kötüydü. Kendi içimde ‘tipik’ bir insan türü olarak, Beden Eğitimi dersinden nefret eden ve mümkün olduğunca sektirmeden ‘oram ağrıyor, buram ağrıyor’ ayağına yatarak ya da 3 hafta üst üste soyunma odasında nöbetçi olup, bir atletizm şampiyonasında olamasa da dersi ekmeyi başarma konusunda madalya alabilecek kapasitede bir insanımdır övünmek gibi olmasın. Devamını oku »
17 Kas
Seyirşinas Landlord Çelebi’nin 47. Altın Portakal Film Festivali süresince izlediklerinin, yediklerinin, içtiklerinin, gezip gördüklerinin; haddizatında topyekün başından geçenlerin 32 kısım tekmili birden hikâyatıdır.
16 Kas
“Sonraları kadınlara nasıl âşık olduysam, futbola da öyle âşık oldum: Ansızın, açıklanamaz bir şekilde, üzerine kafa yormadan, getireceği acı ve kafa karışıklığını bir nebze olsun düşünmeden.”
15 Kas

Dün Cenk Könül haber verdi. Mail atmış “Yarın tam 1 sene oluyor. Buluşacağız arkadaşlarla. Senin de haberin olsun istedi” demiş. Gidemeyeceğim için ‘selam söyle’ dedim ben de. “Siteden de selam ederim zaten…”
Sözün kısası… Selam olsun Emre Yerlikhan‘a…. Kesinlikle unutulmadın, gücümüz yettiğince de unutulmayacaksın… İşe çizgi roman kategorimizi sana adamakla başlayalım ister misin… Ve sizde o meşum günün arkasından yazdıklarımızı merak edersiniz okumaya devam edebilirsiniz…
15 Kas
Dakikalar geçtikçe zirveye çıkan heyecan dalgasına seyirciyi de katarak yapımın ya tamamını ya da büyük bir bölümünü sürükleyip götüren ‘potansiyel felaket’ unsurları, aksiyon/gerilim filmlerinin olmazsa olmazıdır..
Bu minvalde kotarılmış filmlerin hemen hemen hepsine, bu haftaki filmimiz olan Durdurulamaz misali, malum bir ana şablon uygulana gelmiştir.. Raylı sistemde ilerleyen ve bunun dışına çıkmaya yeltendiğinde ise devrilmesi mukadder olan bir tren gibi görülebilecek bu tür yapımlarla, kuşkusuz ki bundan sonra da aynı ‘garantili’ yolda, nice yolculuklar yapılmaya devam edilecektir..
14 Kas
Kendimden biliyorum; çizgi roman severler hayalleri zengin kişilerdir. 30 Ekim – 7 Kasım 2010 tarihleri arasında düzenlediği organizasyonlarla, ülkemizin çeşitli yerlerinden koşup gelen çok sayıdaki çizgi roman severe,
bayram havasında rüyalarını süsleyen günler yaşatan 1001 Roman Yayıncılık sahibi Fuat Aktüre de kelimenin tam manası ile tam bir çizgi roman tutkunu. Zaten böyle biri olmasa, büyük yayıncıların bile aklına gelmeyen, böylesine fantastik bir organizasyonu gerçekleştiremezdi. Çünkü böyle işlere kalkışmak, kişide biraz çılgınlık ve sınırsız hayalgücü ister.
14 Kas
Koridorun damarlarıma zerkettiği sıvı gerilimin kıvamını tasvir etmem imkânsız. Kurumuş kan rengi badanalı, dar ve alçak tavanlı yerde ayak seslerim tuhaf bir yankı yapmakta. Sanki hemen önümde ve arkamda aynı anda atılan iki çift adım daha var. Arkama bakmamak için kendimi güç tutuyorum. Bana verilen teknik tavsilerden en birincisine uymaktayım. Arkaya bakmak pişmanlıktır. Pişmanlara burada geçit yoktu. Korkuyorum, heyecan midemde vakum, ama asla pişman değilim. Adımlarımı seve seve atıyorum. Yapmağa kalkıştığım şeyi candan benimsemiş durumdayım.
Son Yorumlar