
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
8 May
Akademi Ödülü adayı Gus Van Sant (Good Will Hunting) Harvey Milk ile işinin bittiğini düşünmüştü. Bir zamanlar, ikonik San Fransisco meclis üyesinin hikâyesini beyaz perdeye aktarmak üzerine faal olarak çalışıyor, sinemacı arkadaşı Oliver Stone ile 90′lar boyunca senaryonun üzerinden geçiyorlardı. Ama çeşitli sebeplerle proje gerçekleşemedi, doğma büyüme Portlandlı olan Van Sant diğer hikâyelere yönelip bunu arkasında bıraktı.
7 May

![]()
Kendi imalatı pırpıra atlayıp kuşlarla aşık atma sevdasındaki Doğan Usta’nın hikayesi, çiftlik yapımı roketiyle uzaya çıkan Charles Farmer’ınkinden çok daha sıcak, çok daha inandırıcı ve çok daha seyri sefalı. Usta 8 Mayıs’ta sinemalarda..
6 May

![]()
Son zamanlarda dünyanın en çok konuşulan kitabı olan Da Vinci Şifresi beyazperdeye olabilecek en iyi şekilde aktarılmış. Ama her güzel kitabın güzel de filmi olmayacağı bir kez daha anlaşılmış. (19 Mayıs 2006)
6 May


![]()
15 Mayıs’ta gösterime girecek Ron Howard imzalı Melekler ve Şeytanlar (Angels and Demons) ünlü yazar Dan Brown‘un aynı adlı kitabından sinemaya uyarlandı. Dan Brown’un bir diğer kitabı da Altın Kitaplar’dan çıkan İhanet Noktası idi. Aksiyon dozunun fazlalığıyla dikkat çeken kitap en iyi Dan Brown kitabı değildi belki ama, filme uyarlanmaya en müsait Dan Brown romanıydı kanaatimce. Tabi Hollywood yapımcılarının film eyleyecekleri kitapları seçerken dikkate aldığı bir kriter değil bu. Onlara göre filmini kurmak için (evet, “turşusunu kurmak” gibi bir şey bu) bir kitabın çok satması yeterli. Sonuç, Da Vinci Şifresi gibi eciş bücüş bir film… ama gişede başarı. Bazen iyi şeyleri hak etmediğimizi düşünüyorum, ne yalan söyleyeyim.
5 May


Sinema yazarı Burak Göral’ın Hayalet Kitap’tan çıkan ve Neden Bazı Filmler Daha İyi? adını taşıyan üçüncü kitabında sinema tarihinde ve sinema severlerin hafızasında kendince yer etmiş 16 film mercek altına alınıyor. 16 filmin içinde ilk gözen çarpanlar Scarface, Alien, Kuzuların Sessizliği, Rezervuar Köpekleri, Leon, Esaretin Bedeli, Olağan Şüpheliler ve Gladyatör... Burak Göral’la yalnızca yeni kitabıyla ilgili değil sinemadan yayıncılığa uzanan şeritte pek çok durağa uğrayan keyifli bir sohbet yaptık.
5 May
Bazı filmlerde kahraman koltuğu iki kişiliktir. Yani filmlerde günü kurtaran her zaman tek kişi olacak diye bir kaide yoktur. Hatta hikayenin iki kişi tarafından sürüklendiği filmlerin daha fazla ilgi çektiği bile söylenebilir. Bazı filmlerde ise “Muhteşem İkili” başrolde bile değildir ama yine de hafızamıza yerleşmeyi becerirler. Bu listede bugüne dek filmlerde kader birliği etmiş, anca beraber kanca beraber demiş 100 ortak yer alıyor. Biz bir sıralama yapmadık, ilk 10′unuzu belirleyip sıralama yapmayı size bıraktık.
4 May


![]()
Göze ve kulağa sanki gayet akademik bir çalışmanın ürünüymüş gibi yansıyan bu başlığa bakıp da yüksek beklentilere kapılmayalım lütfen. Bu haftaki yazının içeriğinin ve başlığının ‘değişik gibi’ olmasının iki basit sebebi var aslında: Birincisi -tamamen tesadüf olarak- iki adet Fransızca filmin bu hafta birlikte vizyona girmiş olması; ikincisi ise, Martyrs filminin gösteriminden çıktığımızda, sitemizin banisi, yüce insan Landlord kişisine, bu hafta siteye, Rumba adlı bir diğer Fransızca film hakkında yazacağımı söylememdir.
4 May

![]()
Korku türü 80′lerden sonra sürekli olarak “öldü” ithamıyla karşı karşıya. Ancak bunun arkasında Amerika var (zaten bütün kötülüklerin anası Amerika değil mi?). Sinema “sektör”ünün lideri olarak Amerika’nın korku türünde seyirciyi genellikle hayal kırıklığına uğrattığını düşünürsek, sinemayı sadece Amerikan filmleriyle değerlendirenler için bu tür değerlendirmeler yapılması normal. Oysaki son dönemde Uzakdoğu, İspanya ve Fransa’dan gelen filmler bunun aksini gösteriyor.
3 May
Kötü adam rollerine yıldız oyuncular seçmek ilginç ama aynı zamanda doğru bir tercih. Çünkü bu tür oyuncular rollerine gereken karizmayı katabiliyorlar ve onların sayesinde canlandırdıkları olumsuz karakterler sinema severlerin hafızalarına hiç çıkmamak üzere kazınıyor.
3 May
Son Yorumlar