
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
27 Tem
Hey gidi hey! Nerden nereye geldik.. Dr. Frankenstein’ın -babadan kalma- ‘kes+yapıştır’ formüllü yaratık/canavar imal etme ‘analog’ yönteminden, bilgisayar belleğinde ‘gen çarpıştırma’ ve dijital akvaryumda ‘organizma tokuşturma’ merhalesine geçmiş bulunuyoruz.. Ki gayrı insanlığa hayırlı ola!
26 Tem
Odamda oturmuş birbirinden pespaye kanalları zaplıyorum. Gurbet ellerde paralar yavaştan suyunu çekmeye başladığından hepten teneke bir yerde kalıyorum. Bulunduğum yeri Amerikan filmlerinden mutlaka tanıyacaksınız:
25 Tem
Bir kadını öldürmek için en uygun an ne zamandır? En savunmasız olduğu an hangisidir?.. Kuşkusuz, bu anın sevişme sonrası mutluluk ve yorgunluk zamanı olduğunu düşündü. Yeni seviştiği, üstelik iki kere zevkten titremesini sağlayan bir adamın kendisine zarar verebileceğini düşünemezdi hiçbir kadın… Tabii, kadın da, onu öldürmeyi planlamıyorsa… Bunu düşündüğü zaman tüyleri diken diken oldu. Nasıl bir kadın yeni tanıştığı, tekinsiz olduğu her halinden belli olan bir adamı evine davet ederdi. Tanışmalarının da, bir tesadüf için fazla zorlama olduğunu düşündü. Bu bir sinema filmi olsa, eleştirmenlerin ilk hedefi senaryodaki bu tutarsız sahne olurdu.
24 Tem
2003 yılında Sao Paulo’da kurulmuş olan Brezilya’lı Cansei de Ser Sexy (CSS) grubunun aynı isimle 2006 yılında çıkardığı debut albümü. Grubun adı Beyonce‘nin bir röportajında söylediği iddia edilen “I’m tired of being sexy (seksi olmaktan sıkıldım)” sözünün portekizcesi. CSS beş kadın ve davulcu bir erkekten oluşuyor.
24 Tem
Gerçek bir olaydan, ufak tefek eklemeler dışında neredeyse birebir uyarlanan Kuzey Yamacı (Nordwand), hüzünlü hikayesinde tarihten dağcılığa, insan doğasından gazeteciliğe, aşktan siyasete pek çok motifi bir araya getiriyor.
23 Tem
Yaz günlerinin getirdiği kuraklık devam ediyor. Bu hafta sadece iki film giriyor vizyona. Her ikisi de yapım aşamasında izleyiciyi soktuğu beklentiyi karşılamasa da, klimalı bir sinema salonunda vakit geçirmek için tercih edilebilir.
22 Tem


Ömür Gedik çıkışlı tartışmalar devam ediyor. SİYAD içindeki yahoo-group tartışmaları artık Ömür Gedik’den çıktı, terörizmden milliyetçiliğe, militarizmden düşünce özgürlüğüne kadar pek çok farklı konu etrafında cereyan ediyor. “Sağduyunun medyatik sesi” Okan Bayülgen de programına bir kez daha konuk ettiği Gedik’e hitaben sarf ettiği ‘”Bütün sinema yazarlarından nefret ediyorum, bir tek bu kızı seviyorum” komplimanıyla katıldı tartışmalara. (Ey kompleks sen nelere kadirsin, her şeyi söyletirsin adama, bugüne kadar söylediği her şeyin tam tersi olsa da!) Konular böyle çeşitlendikçe katılımcılar daha da artacak tahminim. Ben de, konuya dair düşüncelerimi açıkladığım son yazım ve bu yazıda kendisinin SİYAD üyelerine yolladığı mesajla ilgili yaptığım yorumlara karşılık SİYAD üyesi Rasih Yılmaz’dan bir mesaj aldım. İzniyle sizlerle paylaşıyorum.
21 Tem
Yoksulların, eşitlik ve adalet mücadelesinin asker postallarıyla ezildiği; yoksulların daha da yoksullaştığı, yoksunlaştığı bir dönemde, 1983 yılında “Sevgili Arsız Ölüm” kitabıyla yoksulları anlatmaya başladı Latife Tekin. Türkiye Edebiyatı’nda daha önce de anlatıldı kuşkusuz yoksullar, gerçekçi ve toplumsal romanlarda onların hayatları, yaşam koşulları dile getirildi. Ama Tekin’in anlatısı bu çizginin dışındaydı. Masalsı, fantastik bir yanı vardı anlatısının, ama bir o kadar da gerçekçiydi.
20 Tem

Fikir özgürlüğüne önem veririm. Herkesin de önem vermesi ve “düşünceye saygı” adabınca hareket etmesi gerektiğine inanırım. Ama kapitalist anlayışın tüm ideolojileri, tüm inanç sistemlerini, hatta bir zamanlar gerçekten salt iyilikle özdeşleşen tüm insani değerleri ve eylemleri tüketilecek ve üstünden kazanç elde edilecek metâlar haline getirdiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Bu dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her şeyin en az iki yüzü var. Sistem olaylardan eylemlere, kişilerden kurumlara, iyilikten kötülüğe her şeyi öğütecek ya da manipule edecek güçte. Misal bu dünyada, terör artık yalnızca teröristlere değil, teröristlerin uğruna savaştıklarına inandıkları şeyleri temsil edenlere de hizmet edebiliyor. Çünkü zaman içinde sistem bu terörden nemalanan, giderek büyüyüp güçlenen bir klik yaratmayı başarıyor karşı tarafta da. Yaşayan, öğrenen bir sitem bu. Ardından uğruna savaşılan şey amaç olmaktan çıkıp araca düşüyor. Aslında bunların konumuzla ilgisi yok. Konu SİYAD yazarları arasında, kapalı kapılar ardında denebilecek bir ortamda ateşlice tartışılan son Ömür Gedik vukuatı.
20 Tem
Özellikle insan hakları hususunda burnundan kıl aldırmayan Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğü, daha doğrusu heyecanlı bir film gibi seyrettiği en büyük trajedi olan Srebrenica Soykırımı‘na ‘içerden’ bir gözlem ‘Sıradan İnsanlar’.
Son Yorumlar