Bazı kitaplar vardır ki, yakaladıkları ve etkiledikleri okur kitlesiyle müstesnadırlar. Bu tür kitaplar zamanın gençlerini derinden etkileyip hayatlarının geri kalanındaki okuma serüvenlerine yön verirler. Çekim alanlarına giren yazarları benzer türde kitaplar yazmaya teşvik ederler. Kütüphane olan her eve girip, toplumlarıı belleğinde bir alt-kültür oluştururlar.

Çoğunluğun değil, o türe ilgi duyan okur kesimin kültürü olduğu için alt kültürdür, ama alt-kültür olmanın avantajı da vardır. Alt-kültür takipçileri kültürlerine çok bağlıdır. Bu alt-kültürü oluşturan kitaplarını, plaklarını, eşyalarını ya da benzeri şeyleri ölene kadar muhafaza ederler ve kendinden sonra bu kültürü devam ettirecek birinin özlemini çekerler.

Pardayan kitaplarının tarih içersinde yarattığı, kendi okurların üzerinde bıraktığı izler dikkate alındığında, böyle bir alt kültür oluşturduğu söylenebilir. Bu dizi ve diziye gösterilen rağbet ayrıca tarihi kahramanlık romanları yazmak konusunda birçok türk yazarı da cesaretlendirmiş ve Türk tarihinden yola çıkılarak yazılan birçok tarihi roman üretilmiştir. Öyle ki Aptullah Ziya Kozanoğlu, Ragıp Şevki Yeşim, Murat Sertoğlu, Reşat Ekrem Koçu gibi isimler bu dizi olmasa belki bugün onları tanıdığımız şekilde var olamayacaklardı.

Michel Zevaco‘nun Pardayanlar dizisi 1910 yılından itibaren defalarca basılmış ve her baskısı tükenmiş bir dizidir. Bu dizinin kitapları tarihi sergüzeşt romanları olarak tanımlayabileceğimiz “Kılıç ve Pelerin” romanlarıdır. Bu tabiri (Romans de Cape el D’apae) Fransızlar bulmuştur.  Bu tür romanları en meşhurunun Alexandre Dumas‘nın yazdığı Üç Silahşörler olduğu söylersek herhalde hiç bilmeyenler  bu türü daha iyi tasavvur edebilirler kafalarında.  Pardayanlar kitaplarının yazarı Zevaco, Kılıç ve Pelerin romanları sahasında, bazen Dumas’dan bile üstün kabul edilebilir. Tarihi gerçeklerden sapmaması, kahramanlarına gerçekliği bilinen tarihi olaylar çerçevesinde emsalsiz maceralar yaşatması kitaplarının soluk soluğa okunmasını sağlamıştır. Dumas’ya üstünlüğü burdan ileri gelmektedir.

Michel Zevaco 1860 yılında Korsika Adası’nın Ajaccio şehrinde dünyaya gelmiştir. Edebiyat fakültesinde okurken çok parlak bir öğrenci olan Zevaco, daha sonra Viyana’da “retorik” (güzel söz söyleme sanatı) profesörü olmuştur. Fakat devrinin hükümeti kendisini, ilerici fikirlerinden dolayı vazifeden uzaklaştırınca, Zevaco’nun profesörlük hayatı çok kısa sürmüştür. Bunun üzerine Paris’e giden Zevaco, Jules Roques tarafından idare edilen, o günlerin anarşist gazetesi L’Egalite‘nin yazı işleri müdürü olarak, devrinin  ideolojik mücadelelerine girmiştir.

1890 yılından itibaren daha ziyade “Polimik Adamı” özelliğiyle ününü arttıran Zevaco, zamanın hükümet yetkilileriyle giriştiği mücadeleler sonucunda, Sainte-Pelaige politik mahkumlar hapisanesinde bir süre hapis yatmıştır.

Devrinin politikacılarıyla yaptığı söz düellolarında kullandığı üslup, ilerde PARDAILLAN romanlarında Şövalye de Pardaillan’ın ağzından dökülen sözlerde aynen bulunacaktır.

Bir seri mahkemenin sonucu L’Egalite kapanınca, Michel Zevaco’yu Courrier Français‘in sanat ve edebiyat eleştirmeni olarak görürüz. Fakat artık kırk yaşına ulaşan Zevaco hayatının yeni bir dönüm noktasına gelmiştir. Evli ve beş çocuk babası oları Zevaco’nun artık tek amacı çocuklarının en iyi şekilde yetiştirmektir. Bunun üzerirıe Zevaco, tarihi tefrikalar yazmaya başlamış ve ilk eseri Borgia devrinin bir gazetesinde tefrika edilmiştir. Bu çalışması büyük bir başarı kazanınca gazetenin tirajı yükselmiştir. 1901 senesinde gazete, Zevaco’nun yeni bir romanına başlarken şu manşeti atar.

Okurlarımız dün, eskiden sadece Fäval, Alexander Dumas ve Eugäne Sue gibi yazarların tefrikalarını okumaya başlayan okurların tattığı bir sevinci tattılar. Evet, okurlarımız dün Michel Zevaco’nun bir tefrikasını okumaya başladılar

Tefrika edilmeye başlanan bu yeni romanın adı Le Pom De Soupirs idi. Doç’ların Venedik’inde geçen yeni bir Monte Kristo hikayesi. Bir süre sonra Michel Zevaco’nun tefrikaları La Matin isimli meşhur gazetenin en büyük prestiji olmuştu.

Bir müddet sonra burada, genç Jean Paul Sartre, tefrikalar arasında Şövalye de Pardaillan’ı bulur ve editörlerden biri Pardaillan tefrikalarını ciltler halinde toplayarak bir seri meydana getirir. Bu seri bir yüzyıla yakın bir süredir büyük beğeniyle okunmaktadır.

8 Ağustos 1918 yılında, 58 yaşında ölen Zevaco’nun toplam otuz altı romanı vardır, Pardayan serisi bu kitapların en önemli on tanesini oluşturur. Zevaco’nun romanları ilk olarak 1910 yıllarında Ragıp Rıfkı ve Zeki bey tarafından çevrilmiştir. C. Cahit Cem, Murad Sertoğlu, Eray Canberk de Pardayan çevirisi yapan diğer isimler arasında sayılabilirler.

Bu ünlü dizi şu kitaplardan oluşmaktadır.

Paradayanlar
Paradayan’ın Aşkı
Pardayan ve Fausta
Pardayan’ın İntikamı
Fausta’nın Entrikaları
Pardayan’ın Zaferi
Pardayan’ın Oğlu
Pardayan’ın Milyonları
Pardayan’ın Kızı
Pardayan’ın Sonu

4 YORUMLAR

  1. PARDAYANLAR;çocukluk yıllarımda zevkle okuduğum macera kitaplarının en güzelleri arasında önemli yer tutar.Zevaco’nun eserini sevmemin bir nedeni de Türkçe tercümelerinin nefasetidir.Okuduğunuz satırlar,hayallerinizde adeta size şekillenir;onları bir sinema filmi gibi görürsünüz.Eski çevirmenlerin çoğu ülkemizin önemli yazarlarıdır.Yani çok okuyan kişilerdir ve okuduklarından aldıkları feyzle yazan sanatçılardır.Günümüzdekiler ise yazmaktan okumaya fırsat bulamıyan,kelime hazineleri son derecede zayıf,çevirmenlik yapmayı salt para olarak gören kişiler.Onların bu durumda olmalarının suçunu ben,çağımızdaki hızlı yaşama bağlıyorum.Çünkü eskiden yaşamımız daha ağır seyrediyordu ve yaşantımızda bizleri oyalayacak,bu kadar çok donanım yoktu (TV-video-bilgisayar vs.).Kalın kitapları yalar yutar gibi okurken,hiç bir zaman sorunumuz yoktu.ŞÖVALYE PARDAYAN;Fransa’nın zengin ve asil bir ailesine mensup olmakla birlikte zamanla fakirleşmiş biridir.Hayatı savaş meydanlarında geçmiştir.Yaşlanmaya başladığı 50 yaşlarında.Fransa içinde ve dışında,Şövalye olarak kılıcını en yüksek ücreti verenin hizmetine sunar.Tıpkı Barbar CONAN gibi “Paralı Asker” olarak maceradan maceraya koşar.Conan Barbardır,Pardayan ise asilzade.Ama sonuç olarak aynı tür yaşam süren maceraperestlerdir.
    PARDAYANLAR;günümüzde Fransızlar tarafından çekilebilecek en güzel televizyon dizisi olabilir ama her nedense Fransızlar,Michel Zevaco’nun bu güzel eserini görmemektedirler.Bir anlamda;bir Dünya yazarı olan MİCHEL ZEVACO gibi değerin kıymetini paslanmaya bırakmışlardır.1950’li – 1960’lı yıllarda Fransız sinemasının şövalye filmlerini zevkle izlerdik.Bu filmlere en yakışan aktörlerin başında JEAN MARAIS (11.12.1913 Cherbourg – 08.11.1998 Cannes) gelir.Onun CAPITAN adlı filmini izlerseniz ne dediğimi daha iyi anlarsınız.
    İnternette bir yerde Michel Zevaco ve PARDAYANLAR konusunda şu güzel satırları yazmış :
    “Gazetesinde yazısını yazan adamı önce işinden edip yetmeyince hapse atarsan;romanlarında şövalye yaratıp ona söyletir söyleyeceklerini…Ve 150 yıl sonra geriye Michel Zevaco adı kalır da zalimin adının ne olduğunu kimse ne hatırlar,ne de merak eder…Kıssadan hisse : Efendi oll :))

  2. Yukardaki satırlarlar beni 1948 yılına götürdü.O zamanlar 9 yaşında ilk okul üçüncü sınıf öğrencisiydim. Halamın kızı Konya Beyşehir kazasının Yeğren köyünde öğretmendi.Ben de onun yanına ara tatilde ziyarete gitmiştik.Orada Pardayanlarla tanıştım. Tam on cilt.Lamba ışığında o on cilt bir hafta içinde nasıl bitti anlayamadım. Tadı hala damaklarımda. Türkçe çeviri mükemmeldi. Ancak şimdi o kitaplardan hiç biri yok. Bazen onları çok özlüyorum. Acaba şimdi bulup okuybilsem aynı tadı alabilir miyim?…

  3. PARDAYYANLAR SERİSİ GENÇLİK YILLARIMDA SOLUKSUZ
    OKUDUĞUM,BÜTÜN AİLEMİN VE BİLHASSA RAHMETLİ ANNEM’İN ÇOK SEVEREK DİNLEDİĞİ ROMANLARDI.O KADARKİ ONUNCU VE SON CİLDİNİ OKUYUP BİTİRDİĞİMİZDE SANKİ BİR BOŞLUĞA DÜŞMÜŞ GİBİ OLDUK.NE YAPACAĞIMIZI BİLEMEDİKŞUZUN ZAMANDA BU BÖŞLUĞU DOLDURAMADIK,ÜZERİMİZDEN ATAMADIK.

  4. Genc bir kizkan. Bir kitap kiralama dukkaninda karsilastim pardayanla ilk kitabi okuyup bitirdikten sonra muptelasi oldum serisini soluksuz okuyup bitirdim yukarda yazan beyefendinin de soyledigi gibi son cildi okuyup bitirince bi bosluga dusmus gibi hissettim inanamadim son olduguns pardayanin kurtulamadigina cunku her seferinde bir yolunu bulup kurtuluyordu onun icin devami varmi diye bir sure arastirdim ama nafile. Uzun zaman yerini dolduramadim sonradan keske o kitaplari geri vermeseydimde kitapligimda tutsaydim diye cok hayiflandim. Kitaplarin bu kadar basarili olmasinin bi sebebide turkce cevirisindeki basaridir.

CEVAPLA