Oyunbozan Ralph’in (Wreck-It Ralph, 2012) devamı Ralph ve İnternet (Ralph Breaks The Internet, 2018) isminden de anlaşılacağı üzere Atari Salonu (Arcade) kahramanlarını internete bağlayarak hem ilk filmin dünyasını genişletiyor hem de internet kullanımının ve yapım şirketi Walt Disney’in günümüzde geldiği noktayı düşünmemizi istiyor.

Filmin hikayesinden sürprizleri bozmamak adına bahsetmeyeceğim ancak demografiden başlayarak onu anlamaya çalışacağım. Basın gösterimi bittiği anda arkadaşımla birbirimize dönüp “bu film hangi yaş grubu içindi” dedik. İkimiz de 30’lu yaşlardayız ve özellikle son 40 dakikayı çocuksu bulduk. Ön sıramızda oturan genç YouTuber’ları işaret edip “acaba onlar için mi” diye düşündük ancak onlar da internetsiz dönemi bilmediklerinden, ilk bir saatteki şakaları bizim kadar eğlenceli bulmayacaklarına kanaat getirdik. Ne ilkokuldaki yeğenimiz için uygundu filmin tamamı, ne de lisedeki. Kimin içindi öyleyse, herkes için az çok bir şeyler olsun diye mi uğraşılmıştı?

Lucas Film ile Fox’u da satın alarak popüler kültürde yer etmiş birçok figürün sahibi olan ve dev bir yapım şirketine dönüşen Disney’in bu filmde yaptığı belki de en önemli şey, sektörde geldiği konumu tiye almak. Filmin ilk saatini yetişkin izleyici için eğlenceli kılan bu kendiyle yüzleşmelerin zirvesi şüphesiz Disney Prensesleri’nin bir araya geldiği sahne. Pocahontas, Cinderella, Rapunzel, Snow White, Mulan, Ariel, Moana, Tiana, Belle ve Jasmine’i bir araya getiren; Disney masallarında onlara yüklenen rolleri eleştirerek başlayıp söz konusu kadınları feminist çizgiye taşıyan bu bölüm şüphesiz daha çok konuşulacaktır fakat mesela ben Pocahontas gibi bir karakteri bu durumda görmekten hoşlanmadım üstelik odaya girip komiklik yapan C3PO’yu ve koridorlarda güvenliği sağlamaya çalışan Stormtrooper’ları görünce düpedüz kalbim kırıldı. Disney’in bunların tamamına sahip oluşu ve onları istediği gibi maymuna çevirebileceğini ilan edişi ister “kendiyle hesaplaşma” ister “tekelleşme sonucu gövde gösterisi” olarak okunsun; bana düşündürücü geldi.

Ralph’in internetle tanışması, belli bir yaşın üzerindekilerin internetle tanışmasını andırıyor. Elbette biz artık eBay’in ne olduğunu çok iyi bildiğimiz için onun düştüğü durumlara gülüyoruz üstelik bir iki kuşak büyüklerimizin teknolojiye ayak uyduramaması gibi değil, Ralph’e daha rahat gülüyoruz. Bir yandan küçüklere internetin nasıl çalıştığını öğretmeye çalışan sevimli bir eğitici videoyken bir yandan da tüm bunları bilenler için parodi olmayı başarıyor böylece ilk saat. İnternetten sorumsuzca alışveriş yapmanın kötü sonuçları olabileceğini öğütlerken, geleceğini YouTube’da arayanları da hafiften alaya alıp belki ayna tutmayı deniyor. Her halükârda dolu dolu bir giriş izliyoruz.

Filme ne oluyorsa miniklerin ve adrenalin bağımlıların hatırlandığı ikinci yarıda oluyor. Son kırk dakikadaki tüm tercihler ve hikâyenin önemli de olsa bir mesaj uğruna uzatılması yoruyor, Disney’in Deadpool’u ya da Ready Player One’ın animasyon kardeşi olabilecek film Ralph’in oyunda yaptığı gibi o ana kadar yaptıklarını sorumsuzca kırıp dökerek yarım başarı olarak kalıyor.

Son olarak filmdeki ürün yerleştirmelerden bahsetmek istiyorum. Ne tarafa baksanız reklam gördüğünüz, Apple ve Netflix’in esamesinin okunmadığı, en yüksek ve görkemli binanın Google’a ait olduğu bu bilinç altına saldıran akış nasıl Cem Yılmaz’ın aklına gelmedi şimdiye dek bilmiyorum ama umarım feyz alıp sonraki filminden vizyona bile girmeden kar elde etmeyi başarır.

HENÜZ YORUM YOK